03 Mart 2011, Perşembe

'Tunus isyanını; işsizlik, eşitsizlik ve yolsuzluk tetikledi'

Tunus isyanı üzerine pek çok değerlendirme yapıldı. Ama Tunuslu bir gencin sözleri isyanı oldukça net özetliyor: "Tunus bir Facebook, Twitter ya da Wikileaks devrimi değildi. Devrimi tetikleyenler, uzun süredir bölgesel eşitsizlikler, yolsuzluklar ve işsizlik ile cebelleşen Tunuslulardı."

ARDIL BAYRAM ŞAHİN sahinb01@gmail.com

'Arap baharı' olarak da adlandırılan isyanlar ilk olarak Tunus'ta başladı. Üniversite mezunu işsiz bir gencin kendini yakması ile başlayan olaylar isyana dönüştü ve 23 yıllık diktatörlüğü devirdi. Kuzey Afrika'dan Körfez'e, zengin ülkelerden yoksullara, tüm Arap ülkelerinin liderlerini gözle görülür bir telaşın sarmasına neden olan ve ardından Mısır'da Mübarek'in devrilmesi ile sonuçlan isyanlar şu anda Libya'yı sarmış durumda.

Geçen Ekim ayında Beyrut'ta Ortadoğu ve Kuzay Afrika'dan genç arkadaşlarla sohbet ederken, bu ayaklanmaları öngörmemiştik. Tunus'tan, Cezayir'den, Mısır'dan tüm arkadaşlar hemen hemen aynı sorunları sayıyor ama ne zaman ne olacağı konusunda bir öngörüde bulunamıyorlardı. Bu kadar yakın bir zamanda bu kadar köklü değişikliklerin gerçekleşmesini elbette tahmin edemiyorlardı. Ayaklanmalar patlak verince ilk olarak Mısır'dan Ahmadla da röportaj gerçekleştirmek istedik. Ama o protestolarda yaralanınca isyanın başlangıç noktası olan Tunus'u konuşmak için, yine Beyrut'ta sohbet ettiğim arkadaşlarımdan Kacem Jlidi ile internet üzerinden uzun bir söyleşi gerçekleştirdik. Kacem ile sohbetimiz oldukça uzun oldu, sizler için kısaltmaya çalıştık. Bu söyleşi isyanların en önemli dinamiklerinden olan gençlerin ülkelerine, dünyaya ve isyana bakışlarını özetliyor.

Bildiğim kadarıyla sen de protestolara katıldın.

Evet, kendi şehrim olan Kairouan'da protestolara katıldım, Allah'a şükür yaralanmadım ve diğer şehirlere kıyasla benim olduğum yerde daha az şiddet vardı.

Popüler komitelere üye olan diğer birçok genç gibi sokağa çıkma yasağı olan saatlerde yolları kapatıp, evleri ve dükkânları milis kuvvetlerinden koruyarak yani bir anlamda orduya yardım ederek geçirdim.

OTORİTER İSTİKRAR

Eylemlerin nasıl başladığını anlatır mısın? Bir gencin kendisini yaktığını ve sonrasında insanların diktatörlük rejimini protesto ettiğini biliyorum, neden Tunus halkı bu noktayı bekledi tetikleyecek bir şey mi bekleniyordu?

Tunus otoriter istikrarı ile bilinen bir ülkedir. 180.000 kişilik polis gücü ile polis devleti olarak adlandırılabilir. Hatta bu, insanlar üzerinde korku ve işkence kültürü uygulayacak şekilde her bir vatandaşa bir polis memurunun düşmesi olarak tercüme edilebilir.

Aslında, bu protestoların inşa edilmesi iki yılık bir sürece tekabül ediyor. İnsanların öfkesinin altında geçmişten gelen köklü bir ekonomik dengesizlik yatıyor.

Doğruyu söylemek gerekirse çok sayıda insan eski rejime karşı "Hayır" demek için ayaklanmaya çalıştı: Moncef Marzouki, Ahmed Nejib Chebbi, Rached Ghanouchi, Hedi Baccouche, Elfahim Boukadous vb. Ancak onların sesi yererince yüksek değildi, bir süre sonra ya hapishanelerde kapatılıp işkence edildiler ya da kendi güvenlikleri için ülkeden kaçıp ve yurt dışında savaşa devam ettiler.

Ocak ayı Tunus'un tarihinde geleneksel olarak önemli siyasi olayların yaşandığı bir zaman dilimine tekabül eder. 1978 Ocak ayında bir genel grev, Ocak 1980'de Libya destekli ayaklanma; 1984 Ocak'ında ise ekmek ayaklanmaları. Bu yıl ise, Ocak ayında ortaya çıkan irade Aralık ayını gölgede bırakacak kadar baskı oluşturdu. Bunu göz önüne alırsak evet, Muhammed Bouazizi'nin olayı (kendini yakarak Tunus'taki olayları başlatan genç) öfke bombasını eski başkanın yüzünde patlatacak olan kıvılcımdı diyebiliriz.

ADALET VE EŞİTLİK

İnsanlar sadece rejimi mi protesto ediyorlar peki?

Hayır, rejimin hızlıca tamir edilmesinden ve ülke için demokratik bir taban oluşturacak hukuki düzenlemelerden başka, Tunus halkı halen adalet, fırsat eşitliği, ekonomiyi destekleyecek politikalar ve dezavantajlı şehirlerde istihdam yaratacak politikalar istiyor. Adalet eşit şartlarda yaşam geri kalmış yerleşimlerde ekonomik düzenlemeler talep etmektedir.

Adalet, hak ve özgürlükler özellikle de ifade ve örgütlenme özgürlüğü ateşli bir şekilde talep ediliyor ve elbette devrimin ve halk isyanın kazanımlarının korunması da.

Tunus Devrimi'nin sonuçları iktidardakilerin başına oturup paylaşacakları bir pasta değil, bu kazanımlar tüm Tunus halkı için.

İsyan süresince kadınların, gençlerin ve işçilerin rolü nedir?

Gençler yolları doldurup hükümet binası önünde neredeyse 1 hafta boyunca kendiliğinden eylemler ve protestolar düzenledi.

21. yüzyıl Tunus'un Arap kadın hakları için öncülük ettiği kürtajın yasallaştığı ve aile içi şiddete karşı aktif şekilde mücadele edilen bir süreç olmuştur. Tunus'ta kadının konumu onun her tür eyleme kendi özgür iradesi ile katılıp katılmamaya karar vermesini sağlamıştır.

Gençlik tarafından kendiliğinden gelişen ve yönetilen bu süreçte kadınlar erkeklerle beraber hem seslerini yükseltmişlerdir hem de perde arkasında çalışarak protestoculara yiyecek ve diğer ihtiyaçları olan şeyleri sağlamışlardır.

YASEMİNİN TEMİZ VE BEYAZ RENGİ

Muhtemeldir ki bu isyanın yasemin çiçeği ile özdeşleştirilmesinin sebebi, çiçeğin o temiz ve beyaz renginin gençliğin herhangi bir siyasi ya da dini odağa ait olmaması, yani saflığı.

Facebook, Twitter, Youtube gibi, genç bir Tunuslunun arkadaşları ile iletişim halinde olmasını sağlayan alternatif medya mecraları, gençler tarafından yürüyüşleri eylemleri örgütlemek için ve de klasik medyanın saklamak ya da manipüle etmek için çok çaba harcadığı bazı gerçekleri açığa çıkarmak için oldukça anlamlı şekilde kullanıldı.

GEÇMİŞLE BAĞLARIN KOPARILMASI

Tunusluların temel talepleri neler peki?

İlk kez tam manada demokratik bir seçimi gerçekleştirmek için önümüzde bulunan 60 günlük sürenin sonuna hızla yaklaşırken, bazı konular hala önümüzde engel olarak duruyor. Başlıca taleplerimiz şunlardır:

Geçmiş ile bütün bağların tam olarak kesilmesi ve yepyeni bir dönemin başlaması ve bu Demokratik Anayasal Birlik (Kısa adı RCD, devrik lider Zeynel Bin Abidin Ali'nin partisi) hala duruyorken olamaz.

Eski cumhurbaşkanı Zeynel Bin Abidin Ali ve ailesi de dâhil olmak üzere son 23 yılda insanlara işkence eden ve onları öldüren herkesin yargılanması.

Yeni geçici hükümet eski rejimin partisine mensup bakanları ve yöneticileri atamaya devam ettiği için neredeyse her gün protestolar ve oturma eylemleri düzenlenmeye devam ediyor.

Ayrıca devlet yardımlarının dezavatanjlı bölgelere katkı sunacak şekilde yeniden dağıtılmalarını istiyoruz.

Bütün özgürlüklerin serbestçe yaşandığı ve kanun ile korunduğu demokratik bir devlet inşa etmek istiyoruz.

Hangi siyasi partiler, topluluklar, sivil toplum örgütleri bu isyanda etkin rol oynuyor?

Hiçbirinin direkt olarak dahli söz konusu olmadı Tunus Devrimi'nde. Herhangi bir partiye angaje olmayan gençlik tarafından kendiliğinden gelişen ve yürütülen bir hareket.

Belli noktalarda Tunuslu İşçiler Sendikası (GUTW) hemen hemen tüm şehirlerde işsizliğe ve pahalılığa karşı talepleri güçlendirmek için bazı eylemlerin örgütlenmesini üstlendi.

Hâkim ve avukatlar da protestocuların yanında yer aldılar ve onlar da baskılardan nasibini aldılar.

Sen herhangi bir parti ya da topluluğa üye misin?

Hayır, hiçbir partiye üye olmadım. Tweetlediğim ya da blogladığım düşüncelerin hepsi bana ait. Tunus'ta çoğunluğu genç olan halkın çoğu için bu böyle ve inanıyorum ki bu devrimin başarıya ulaşması konusunda bunun büyük rolü oldu, bu dayanışma duygusunu güçlendirdi, taraf tutmanın yarattığı çatışmalara engel oldu.

Sol partilerin rolü ve etkisi nedir bu ayaklanmalarda?

Liderleri hali hazırda sürgünde olduğu için onlar haberleri yakından takip ettiler ve devrim amacına ulaşana kadar gerçekleşmesi ve devam etmesi için destek oldular. Gözlemleri ve önerilerini anlattıkları videolar kaydettiler ve bunları sosyal paylaşım sitelerine koydular.

TALEPLER

Şu anda artık eskisi gibi tehlikede olmadıkları için yerel medyada sıklıkla görünür oluyorlar ve insanların taleplerine güç veriyorlar. Bunlar:

Şu anki Başbakan Ganuşi'nin hükümetini ya da eski rejimin sembollerini taşıyan olası tüm hükümetleri düşürmek.(Ganuşi bu röportajın yayına hazırlandığı günlerde istifa etti)

RCD'nin dağılması, genel merkezine, mülklerine, banka hesaplarına bunların hepsi halka ait olduğu için el konması ve üyelerinin dağıtılması.

İnsanların güven duyduğu geçici bir gücün oluşturulması, sivil toplumun, derneklerin sendikaların ve gençlik örgütlerinin ilerici güçlerinin oluşturulması.

Temsilciler meclisinin, danışmanlar meclisinin ve bütün yalan kurumların, Yüksek Yargı Konseyinin, eski rejimin siyasi yapısının dağıtılması; bir yılı geçmeyecek bir süre içinde kurucu meclis için seçimlere gidilmesi, yeni demokratik bir anayasanın hazırlanması ve insanların siyasi ekonomik ve kültürel haklarını garanti altına alan yeni bir hukuk sistemi kurulması.

Siyasi güvencenin ortadan kaldırılması ve insan haklarına ve hukuka dayanan yeni bir güvenlik politikası oluşturulması.

İnsanların parasını yağmalayanların, baskı, hapse atma, işkence, cinayet gibi suçları karar alma mekanizmaları ile kendilerine verilen emirler nedeni ile işleyenlerin yargılanması. Rüşvet alanların ve kamu mallarını suistimal edenlerin de yargılanması.

Eski hükümetin ailesine ve onlara yakın olanlara ve insanlara rağmen görevlerini çıkar elde etmek için kullanan tüm kamu görevlilerine ait mal varlığının kamulaştırılması.

İşsizlere iş sağlanması ve onlar için işsizlik yardımı ve sosyal güvence ve sağlık güvencesi sağlanması, gündelik ile çalışan işçilerin alım gücünün artırılması.

Hayati ve stratejik sektörlerin devlet kontrolü altına alınarak insanlara hizmet eden bir ulusal ekonominin kurulması, özelleştirilen şirketlerin ulusallaştırılması ve liberal kapitalist ekonomik sistemden ayrılan ekonomik ve sosyal politikalar üretmek.

Kamusal ve bireysel hakların özellikle de gösteri yapma, örgütlenme ifade özgürlüğü basın özgürlüğü ve inanç özgürlüğünün garanti altına alınması, tutukluların salıverilmesi ve genel af ilan edilmesi.

Cephe kitlelerin desteğini ve Arap dünyasının ilerici güçlerini ve dünyayı Tunus'taki devrim için selamlıyor ve ellerindeki tüm araçlarla devrimi desteklemeye devam etmeleri çağrısı yapıyor.

Siyonist devlet ile ilişkilerin normalleşmesine karşı çıkmak, Siyonist devleti suçlu ilan etmek ve Arap dünyasındaki ve tüm dünyadaki ulusal özgürlük hareketlerini desteklemek.

Cephe kitleleri ve ilerici ve demokratik güçleri örgütlenmeye devam etmeye ve tüm meşru araçları özellikle sokak protestolarını kullanarak amaçlarına ulaşana kadar mücadele etmeye çağırıyor.

Cephe tüm komiteleri, organizasyonları ve kitlelerin kendi kendine örgütlenme biçimlerini selamlar ve onları etkinliklerini kamusal alanda ve gündelik hayatın her alanında artırmaya davet eder.

'POLİS GERÇEK MERMİ KULLANDI'

Protestoculara karşı polisin ve askerin tutumu nasıldı, farklı mıydı?

Ordu dışında bütün güvenlik güçleri ve polis silahsız sivilleri bastırmak konusunda var gücüyle çalıştılar. Gerçek mühimmat (içinde patlayıcı madde bulunan hakiki mühimmat) kullanarak ve ateş ettiklerinde insanların göğüs ve baş bölgelerini hedef alarak, göz yaşartıcı gaz ve şiddet kullanarak. Ayrıca sniperlar da bazı binaların çatılarına konuşlanmışlardı.

Polis uyması gereken bir dizi protokole uymadı ve göstericileri dağıtmak için doğrudan gerçek muhimmat kullandı. Bunun sonucunda 219 kişi öldü ve 511 kişi yaralandı.

Aslında polis göstericileri dağıtmak için kademeli olarak stratejisini değiştirmeliydi: önce sesli uyarı yaparak, sonra sıcak su kullanarak, daha sonra biber gazı, plastik mermi ve çok nadir durumlarda da gerçek mermi.

Fakat eski başkan Ben Ali ülkeden kaçtıktan sonra polis sendikalaşma hakkı ve ücret artışı talep ederek protestoculara katıldı. Tunus halkı ile dayanışma içinde olduklarını söylediler ve o düzeyde bir şiddet kullanmalarının emredildiğini iddia ederek af dilediler.

Halen polis ile halk arasındaki ilişki kırılgan bir konumda zira polis halen yer yer şiddet kullanıyor. Mesela 6 Şubat'taki gösterilerde yerel medyaya göre en az dört kişi öldü ve 20'den fazlası yaralandı.

Halk nezdinde kahramanlık payesini alan ise baskı kurmaya çalışmayan, şiddetten uzak duran, halkın yanında yer alan ve milislere karşı halkı koruyup bir kaç tanesini de gözaltına alan ordu olmuştur.

SOSYAL MEDYANIN ETKİSİ

Bu isyanda sosyal ağların (facebook, twitter, etc) etkili olduğunu söyledin. Büyük birer faktördürler diyebilir miyiz?

Tunus internette sansür, kültürel hayatı baskı altına almak ve geleneksel yerel medyayı Ben Ali taraftarı olarak kullanmak konusunda önde gelen ülkelerden biriydi.

Bunu göz önüne alırsak Tunuslular daha çok Twitter ve Facebook gibi sosyal medya ağlarını kendilerini ifade edebilecekleri birer pencere olarak kullandılar ki bu araçlar da sansürcülerin makasından kaçamadı.

Sosyal medya isyan eden Tunusluların sansür edilmiş devlet medyasını bypass etmesini ve birbirleri ile konuşmalarını sağladı.

Tunus bir Facebook, Twitter ya da Wikileaks devrimi değildi. Devrimi tetikleyenler, uzun süredir bölgesel eşitsizlikler, yolsuzluklar ve işsizlik ile cebelleşen Tunuslulardı. Ancak yine de şunu söylemek gerekir ki Tunus örneğinde online ve gerçek dünya hiç öngörülemeyen şekillerde bir araya geldiler ve Internetin toplu eylemler konusunda nasıl bir platform olacağını göstermiş oldular.

Belki de Tunus devriminin online tarafını İran devriminden ayıran özellik, bundan önce de hali hazırda Tunus'ta oldukça güçlü bir sansür karşıtı hareketin olması ve hali hazırda birbirine online olarak bağlanmış olan ve bilgi alışverişi için bu bağları kullanabilen bir internet elitinin olması. Sosyal ağlar üzerinden ne olup bittiğini öğrenmek için birbiri ile bağ kuran insanlar vardı.

EL CEZİRE İNTERNETTEN İLHAM ALDI

Hatta oldukça büyüleyici olduğunu düşündüğüm bir şey var ki o da El Cezire'nin internetten ilham alan stratejisi ve Twitter ve Facebook'a konan bilgilerin El Cezire tarafından haberlerinde bir unsur olarak kullanılması.

Halkın örgütlenmesi açısından sosyal medya araçları Tunus devriminde farklı roller oynadı: Bazı protestolar facebook üzerinden örgütlendi ve facebook bu konuda toplumu örgütleyecek bir platform görevi gördü.

Twitter ve facebook sivil toplumun ve aktif vatandaşların yükselmesine hizmet etti. Vatandaşlar sniperların, polislerin ve yağmacıların yerlerini belirlemek, insanları başka tür şiddet biçimleri için uyarmak, sokak protestolarına çağırmak, mağazaları korumak ve ekmek sırası organize etmek için kullanıldı.

Sosyal medya araçları aynı zamanda kitlesel şekilde etkili olan bir karşı-dedikodu ve karşı-propaganda aracı oldu. Örneğin suyun zehirlendiğinde dair endişeler vardı, insanlar Facebook üzerinden bilgi paylaşarak bunun yalan olduğunu ortaya çıkardı. Bir mahallede büyük çapta ateş açıldığına dair haberler geldiğinde birkaç dakika sonra birkaç düzine insan bunun doğru olmadığını söylediler. Ayrıca bazı bakanların ve valilerin geçmişine dair bilgileri açığa çıkararak halkın onları değiştirmeye karar vermesine yardımcı oldu.

Sonuçta facebook ve twitter kullanıcıları insanların tartışmasına ve hükümet açıklamalarını analiz etmesine yardım ettiler. Hükümet televizyona gittiğinde halk başkanın ne söylediğini analiz etmek ve alınan pozisyonların halkı tatmin edip etmediğine dair bir konsensüs oluşturmak için internete gitti. Sonuçta tatmin etmiyordu.

Televizyonlar, gazeteler, dergiler protestocuları destekliyor muydu? İsyandan önce medyanın diktatörlüğe karşı tutumu nasıldı?

Yerel medya Ben Ali taraftarı idi ve devrim boyunca da onu destekledi, protestocuların yabancı güçler tarafından manipüle edildiğini savundu ve sokak eylemleri hakkında yanlış yorumlara yer verdi.

Yerel televizyonlar insanlar sokaklarda öldürülürken, evler basılırken ve kızlara ailelerinin önünde tecavüz edilirken belgeseller, diziler ve şarkılar yayınladı.

BEN ALİ'DEN KURTULMAK YETERLİ DEĞİL

Ben Ali ülkeyi terk etti, bu Tunuslular için yeterli mi ya da sizler için anlamı nedir?

Ben Ali'den kurtulmak yeterli değil, çünkü bu tıpkı piramidin kafasını koparmak ama Tunus'un üzerinde hala etkisi olan o kocaman gövdesini ortada bırakmak gibi bir şey olur.

Ben Ali yolsuzluk, cinayet ve işkencelerin sembolleşmiş ismidir ve onunla ve ailesi ile yüzleşmek görece daha kolay. Asıl zor alan ülkeyi Ben Ali'den geriye kalan ve ülkenin her metrekaresini adeta bir ahtapot gibi kolları ile sarmış olandan, yani RCD'den kurtarmak.

Hukuku yeniden tesis etmesi gereken, demokratik bir temel oluşturması ve ilk demokratik seçimlere ülkeyi hazırlaması gereken yeni geçiş hükümetini kontrol etmek konusunda çok zorlanıyoruz.

Ben Ali'nin gitmesi yeterli değil çünkü protestolar sonucunda sürekli değiştirdiğimiz bakanlar valiler de RCD'den. Haklarımızı gasp etmeye alışmış insanlardan gelecek olan değişime güvenmemekle ilgili bu.

6 Şubat günü sonunda iç işleri bakanı Farhat Rajhi RCD'yi, üyeleri tarafından gerçekleştirilen bütün toplantıları askıya almaya karar verdi ki bu her tür yolsuzluğa bulaşmış olan RCD ahtapotundan kurtulmak için atılacak adımlar adına oldukça iyi bir haberdi.

6 Şubat'ın önemi Tunusluların diktatörlerini ülkeden kovdukları 14 Ocak' kadar önemli sayılabilir.

Önümüzdeki seçimlerle ilgili görüşleriniz nelerdir?

Özel bir komite şu anda eski başkanın uzun dönemli hükümdarlığını meşrulaştıran ve wikileaks belgelerine göre yönetim yetkisini eski First Lady'ye ya da Kamel Morjane'e (eski dış işleri bakanı) geçirmeye izin veren kanunları değiştirmekle uğraşıyor.

ABD ve AB şu anda devam etmekte olan hazırlık sürecini yakından takip ediyorlar ve gelecek seçimleri izleyecek ve demokratik ve hilesiz olmasını sağlayacak bir komite yollayarak desteklerini sunuyorlar.

Yine de insanların yetersiz bilgileri ve siyaseti ve adayların kim olduklarını öğrenmek konusundaki ilgisizlikleri nedeni ile her şeyin yolunda gideceğine tam olarak inanamıyorum. Buna ek olarak eski karşıt gruplar ve yeni oluşmuş karşıt gruplar arasında çıkabilecek olan çatışmaları düşünürsek, bu beni, insanların Tunus Devrimi'nin yarattığı darbeden çıkar sağlamak için yasa dışı yollara başvurabilecekleri konusunda korkutuyor.

GERİ DÖNÜŞ OLMAYACAK GARANTİSİ

Oylarını verdikten sonra Tunus halkının politikacılardan talepleri neler olacak?

Bana göre başardığımızın korunacağına ve geri dönüş olmayacağına dair garantiden başkasını istemeyeceğiz.

Siyasetçiler gerçek demokrasiye geçiş, dezavantajlı bölgelerin desteklenmesi ve gelişmesi konusunda somut planlar sunmalı, çoğulculuğu destekleyeceklerini ve insan haklarını koruyacaklarını garanti etmeli, medyayı dördüncü kuvvet olarak kabul etmeli ve istisnasız şekilde tüm azınlıkların haklarını korumalıdır.

Tunus için beklentileriniz neler?

Gördüklerime göre insanlar demokrasiye çok açıklar ve onu kucaklıyorlar fakat oldukça fazla sayıda insan demokrasi ve kişisel özgürlükler için bir şeyler yapmanın anlamı ne bunu bilmiyorlar.

Fakat sanıyorum bu, hukukun olmadığı, insanları temsil edenlerin olmadığı ve güvenliğin olmadığı bu aşamada normal.

Birçok genç insan elde ettiklerini oldukça yaratıcı bir şekilde kutladılar ve Tunus'un farklı şehirlerinde dayanışma eylemleri düzenlediler.

Tüm bu anlattıklarım beni daha iyi bir gelecek için iyimser olmaya sevk ediyor. Tunus değişime uyum sağlamak konusunda lider bir ülke olarak rekor kırmaya devam ediyor ki bu sefer ilk gerçek demokratik Arap ülkesi olmak için çabalıyor.

TEK ADAM YÖNETİMİ DOMİNO ETKİSİNİ GÜÇLENDİRİYOR

Açık bir şekilde Arap ülkelerinde insanların ayaklandığını görüyoruz. "Domino etkisi" midir, bununla ile ilgili ne dersin kısaca?

Fark ettim ki birçok insan Arap devletleri arasındaki benzerlikleri reddetme eğiliminde ve iddia ediyorlar ki Tunus sadece ve sadece kendine özgü ve burada olanlar diğer Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerine uygulanamaz. Bu Mısır Başbakanı Ahmad Shafik'in doğrudan söylediği şeydi fakat diğer Arap liderleri bununla ilgili olarak birkaç farklı şekilde tepki gösteriyor.

Aslında Arap devletleri arasında bir dizi ortak yan var, sosyal ekonomik siyasi planda. Bunların hepsini burada saymayacağım ancak ilk cazibeli ortak noktayı vurgulayacağım, o da bütün dünyanın tek bir adam etrafında, diktatörün etrafında döndüğü tek adam rejimi.

İnsanların çektikleri acılardaki ve tabi oldukları yönetimlerdeki benzerlikler sayesinde domino etkisini açıkça görüyoruz.

Domino etkisini bütün kameraların yakından izlediği Mısır örneğinde de görüyoruz. Fakat Tunus'un etkisi Yemen, Ürdün, Fas, Cezayir ve şimdi Libya'da da yankılandı. Suriye ve Suudi Arabistan bu yankının en zayıf olduğu yer fakat yakın gelecekte ne olacağını kimse tahmin edemez.

Kacem Jlidi, 22 yaşında üniversiteyi yeni bitirdi. Tunus'un Kairouan şehrinde yaşıyor. İnsan hakları için mücadele ediyor.

 

EmekDunyasi.Net

Bağlantılı Haberler