23 Aralık 2012, Pazar

Dışarda kaç gazeteci var?

AYHAN BİLGEN ayhanbilgen@yahoo.com

Türkiye cezaevlerinde tutuklu gazeteci sayısı ile ilgili polemikler başlı başına bir insan hakları yazısı çıkaracak niteliktedir.

Uluslararası kuruluşların Türkiye ile ilgili açıklamalarında altmışlı rakamlardan kırklı rakamlara inmiş olmaları ilgili bakan ve siyasi temsilcileri son derece mutlu etmiş. Her ne kadar Başbakan hala kimsenin gazetecilik yaptığı için yargılanmadığını iddia etmeye devam etse de bence içerdeki tablodan daha vahim olan dışarıdaki vaziyettir.

Neresi dışarı, ne kadar dışarı tartışılır ama sonuç itibarı ile cezaevinde alıkonulmuş olanların dışında, gazetecilik yapmaya çalışanların peşinen bir akreditasyona tabi tutulmaları gerektiği çok açık. Yarın kimin hangi nedenle tutuklu yargılanmasına lüzum hissedileceği şimdiden öngörülemeyeceğine göre gazetecilik mesleğini icra etme niyeti tescillenirse fena bir tedbir olmaz diye düşünüyorum. Tabi bu tescilin yapılabilmesi için, hangi gazetede yazdığı, ne yazdığı noktasında son derece hassas bir tasnif yapılması gerekir. Atılan müthiş olumlu adımları görmeyen, nankör ve müzmin muhalifleri yazdıkları yayın organlarını gazete olarak kabul etmek zaten söz konusu olamaz.

Kaleme aldıkları düşüncelerin "hükümeti devirmeye yönelik" yıkıcı eğilimler barındırdığı ve belki kimi örgütlü çalışmalarla ilişkisi olabileceği, hatta bir biçimde "silahlı terör(!)" karşısında üzerine düşen karşı duruşu sergilemediği taktirde cezalandırılmayı hak ettiği söylenebilir. Bu ibretlik manzaradan hala ders çıkarmayıp eleştiri ve itiraz dozu yüksek söz söyleyen, yazı yazan herkesin en hafifinden işsiz bırakılmaları, daha uygun mesleklerde çalışarak hayatlarını devam ettirmeleri gerektiğini ifade etmeye gerek yok sanıyorum.

İlgili kurumların bir an önce harekete geçerek, kimin "iyi yurttaş, iyi vatandaş, iyi gazeteci" üçlemesine uygun olup olmadığı konusunda bir çalışma yapması, muhtemel tutuklu gazeteci sayısı ile ilgili daha kolay tespit yapılmasını sağlayacaktır. Dışarıdaki gazeteci sayısında uzlaşma sağlanmadan, şuan içerde olan yada ilerde içeriye alınabilecek olan gazeteci sayısında netliğe kavuşmak, mutabakat sağlamak mümkün gözükmüyor. Nitekim ülkemizin uçakta başbakanı kızdıracak soru sormayan, basın toplantılarında moral bozucu gündemlere kafayı takmayan, televizyon programlarında kraldan çok kralcılık yapma becerisi gelişmiş gazetecilere her zamankinden daha fazla ihtiyacı var. Hassas ve biraz da olağan üstü bir dönemden geçmeye devam ediyoruz.