03 Temmuz 2009, Cuma

“Alternatif medya sistemi dönüştürmeli”

Toplumsal Araştırma ve Eğitim Merkezi (TAREM) ile DİSK ve Türk-İş’e bağlı sendikalar tarafından İzmir Seferihisar’da gerçekleştirilen ve Türkiye ile dünyanın çeşitli yerlerinden işçileri buluşturan Dünya Genç İşçi Buluşması’nda Türkiye ve Latin Amerika’da işçi sınıfından, ezilenlerden yana yayın yapan alternatif medya organlarının deneyimleri konuşuldu. Yrd. Doç. Dr. Barış Çoban işçi sınıfından kopuk olmayan bir alternatif medyanın yaratılmasının gerekliliğine dikkat çekti.

-----

“Alternatif Medya Deneyimleri” başlıklı forumun moderatörlüğünü üstlenen Okan Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Barış Çoban, alternatif medyanın sistemi dönüştürerek ezilenlerin, işçi sınıfının sesini taşıması gerektiğini dile getirdi. Faşizan yayınların ya da kökten dinci yayın organlarının alternatif olamayacağını belirten Çoban, insani bir gelecek için mücadele edenlerin sesi olan yayın organlarının alternatif sayılabileceğini ifade etti.

Günlük gazetesi editörlerinden Erdal Ölmez, Gündem gazetesi sürecinden bu yana yaşadıkları baskının boyutunu anlatarak, son olarak gazetelerinde yayınlanan bir fotoğraf karesindeki küçük bir detay yüzünden Terörle Mücadele Yasası (TMY) uyarınca kapatıldıklarını dile getirdi. Gazetenin çıktığı günden kapatıldığı güne kadar 4 ay boyunca savcılık tarafından sıkı bir takibe uğradıklarını dile getiren Ölmez, bu takibin kendilerine mutluluk verdiğini çünkü gerçekleri söylediklerini gösterdiğini ifade etti. 1994’te bombalanan bir gazetenin bir fotoğraf yüzünden kapatılmasının sürpriz olmadığını belirten Ölmez, sürekli kapatma cezasına uğradıklarını ve okurlarının yeni bir gazete beklentisinde olduğunu anlatarak, okurların gazeteye sahip çıkması için yeni bir gazete çıkarmaya bir ay ara verdiklerini söyledi. Eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in kapatılmalarına sebep olan TMY’nin ilgili maddesi aleyhinde düşünce özgürlüğü önünde engel olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne götürdüğünü hatırlatan Ölmez, gazetenin kapatılması ancak imtiyaz sahibinin aklanması yönünde beklemedikleri bir karar alındığını dile getirdi.

Cem TV’de “Emekçinin Günlüğü” isimli bir program yapan Hilal Solmaz ise merkez medya organlarında işçilerle ilgili haber yapmak istediğinde reklam payı olması durumunda haberin yaptırılmaması ya da yalnızca dramatik yönüyle ele alınması yönünde baskılara uğradığını anlattı. Cem TV’de yaptığı program süresince işçilerin yaşama koşulları ve mücadelelerine ilişkin çok sayıda haber yaptıklarını söyleyen Solmaz, programdan önce insanların sorunlarına tepki göstermediğini düşündüğünü ancak programın bu fikrini değiştirdiğini belirterek, “Aslında insanlar tepki gösteriyorlar ancak bizim haberimiz olmuyormuş” dedi.

Şilili yerlilerin sesi olan mapuexpress.net yayın organından Sergio Millamom da Şili’deki alternatif medya deneyimlerinden söz etti. Görsel medyanın yüzde 90’ının, radyoların yüzde 60’ının İspanyol sermayesinin elinde olduğunu dile getiren Millamom, bu yayın organlarının ezilenlerin gerçekliğini yansıtmadığını, yansıttığında ise mücadele edenleri hırsız, terörist olarak gösterdiğini anlattı. Millamom, öte yandan da polis şiddetinin bu organlarda yer bulmadığını belirtti. Kısıtlı kaynaklarla kendi medyalarını yarattıklarını, radyo, tv yayını ve web sitesi üzerinden çalıştıklarını söyleyen Millamom, tüm alternatif medya organlarının dayanışma içinde hareket etmesi gerektiğini ifade etti.

Şubat ayında bir baskınla gözaltına alınan ve 5 aydır Bakırköy Cezaevi’nde tutuklu bulunan Demokrat Radyo Genel Yayın Yönetmeni Nadiye Gürbüz’ün selamlarını ileten Demokrat Radyo’dan Arzu Demir, baskılar ve sürekli kapatmalarla geçen yayın hayatlarının devamı için verdikleri mücadeleyi anlattı. Muhalif radyoların türkü radyosu olarak algılandığını ve bu tanımı kabul etmediklerini söyleyen Demir, yerel bir radyo olmalarına rağmen yalnızca İzmir’in sorunlarını dile getirmediklerini, Türkiye ve dünyada ezilenlerin sorunlarını ve mücadelelerini aktardıklarını söyledi. Baskıların bunlarla kalmadığını RTÜK’ün başlı başına bir hükümet olduğunu ifade eden Demir, ekonomik sorunların da alternatif medyanın yaşamını sürdürmesinin önündeki engellerinden biri olduğuna dikkat çekti. Demir, bir “barış medyası” yaratmak gerektiğini söyledi.

Post Express dergisi yazarı İrfan Aktan çalışmaları sırasında mülakat seçimlerini, arzuladıkları dünyaya yapacağı katkı üzerinden belirlediklerini, öte yandan kendi dünya görüşlerine yakın ifadeler için de çalıştıklarını anlattı. Siyasi bir bağımlılıkları olmadığı için kovuşturmalara maruz kalmadıklarını belirten Aktan, bu baskıların daha ziyade esas tehlike olarak görülen örgütlü yapılara yönelik olduğunu söyledi. Alternatif içinde alternatif olduklarını ancak bunun kasti olmadığını belirten Aktan, yaptıkları işe her bakımdan özen gösterdiklerini ve büyük bir emek harcadıklarını söyledi. Alternatif medyaya sahip çıkma çağrısının havada kaldığına dikkat çeken Aktan, fabrikalarda alternatif medyanın değil Posta gazetesinin okunduğunu hatırlatarak, sendikaların, işçilerin ve basının birlikte mücadelesi sonucu bunun değiştirilebileceğini ifade etti. Alternatif yayın yapmak isteyen gazetecilerin merkez yayın organlarından kaçışını bir “erken geri çekilme” olarak niteleyen Aktan, işini özenli ve iyi yapan bir gazetecinin ezilenlerin sorunlarını daha merkezi bir yayın organında yer almasını sağlayabileceğinin önemine dikkat çekti. Aktan, sol neşriyatın yüzünün soğuk olduğunu ve bu dünyaya karşı öfkenin başka bir dünyanın mümkün olduğunu unutturmaya başladığını söyledi.
Şili’de internetten yayın yapan Agora TV’den Fabian Pierucci ise sadece haber değil bir medya alternatifi üretmek gerektiğine dikkat çekerek, bu yönde yaptıkları çalışmalar arasında filmler yaparak, gazeteler çıkarmak, internetten TV yayını yapmak ve farklı bölgelerde yapılan tüm bu çalışmaların paylaşılmasını sağlamak gibi örnekleri dile getirdi. /emekdunyasi.net