13 Aralık 2010, Pazartesi

Erdal'ın gözleri

LEYLA ALP leyla.alp@gmail.com

13 Aralık 1980...

Ankara...

Yılmaz Erdoğan "Ankara" şiirinde "hangi aralıkta bir şair ölmüşse işte o en netameli aydır bence" diyor.

Hangi 'aralıkta' 17 yaşında bir genç darağacına gönderilmişse işte o en netameli aydır bence...

Yasalar önünde bile reşit olmayan bir genci idam sehpasına göndermekte hiçbir sakınca görmeyen karanlık bir tarihin adıdır 13 Aralık 1980...

17 yıllık genç bir ömre sığan kahramanlığın adıdır Erdal Eren...

Son anında, o en son anda;

"Şunu bilmenizi ve kabul etmenizi isterim ki, sizin binlerce evladınız var. Bunlardan daha niceleri katledilecek, yaşamlarını yitirecek ama yok olmayacaklar. Mücadele devam edecek ve onlar mücadele alanlarında yaşayacaklar..." Diyebilecek kadar cesaret ustası ve safi inançtır.

12 Eylül cuntasının hapishanelerde aldığı canların en genciydi Erdal Eren...

17 yaşındaydı...

17 yaşında bir gencin ölümden korkmadığı bir ülkede 17 yaşında bir gençten korkanlar onu idam ettiler.

Çocuk mu denir şimdi ona?... Ailesine yazdığı son mektupta "ölümden korkmuyorum" diyen bu koca adama çocuk mu denir?

Onu çocukluktan çıkarıp darağaçlarına gönderenlere ne diyeceğiz peki?

Tam otuz yıl geçti aradan. Bu ülkenin utanç tarihi kara günü olarak tarihe geçen günün ardından tam otuz yıl geçti. Ne değişti peki? "Asmayalım da besleyelim mi "diyen adamı biz hala besliyoruz mesela. Bu ülkenin kanlı tarihinin mimarlarından biri köşesinde sakin sakin yaşlılığının tadını çıkarıyor. Erdal ise 17 yaşında kaldı... O son bakışıyla mim gibi aklımızda, kalbimizde...

O zamanlar Erdal'ın yoldaşı olanlar, o yıllarda Erdal'ın akranı olanlar. Şimdilerde ise 12 Eylül'de referandumuna "yetmez ama evet" diyenler...

Erdal o son bakışıyla bize bakıyor hala. Ama en çok da size.

Hadi bakabiliyorsanız bakın Erdal'ın o son bakışına. Söyleyecek sözünüz varsa söyleyin hadi.

Siz orta yaşınızdan günler alırken, aklar düşerken saçlarınıza. Büyümüyor Erdal. Ve Erdal gibi katledilmeye devam ediyor çocuklar.

Daha kaç Erdal gidecek siz takvimden yaprak koparıp yaşlandığınıza hayıflanırken?

Cumartesi anneleri her hafta toplandıkları Galatasaray Lisesinin önünde bu hafta da, o soğuğa rağmen toplanıp "Hakikatleri Araştırma Komisyonu" kurulmasını istediklerini söylemişler. "Yetmez ama evet" diyenler, 12 Eylül cuntasından hesap sormak istediğini iddia edenler tam da sırası işte. Erdal'ın ve daha onlarcasının hesabını sormak için hadi davranın. Erdal'ın ve onlarcasının katili için, anaların bu isteğine sahip çıkın.

12 Eylül mü? İşte hesap... İşte hesap sormak için fırsat...

Yumurta atan, protesto eylemleri yapan, taş atan gençlere kızıyordunuz ya...

Onlar Erdal'ın gözlerindeki inancı taşıyarak yürüyorlar hem de yılmadan...

Ya siz...

Sizin gözlerinize ne oldu?

Erdal size bakıyor hala...