19 Mart 2011, Cumartesi

Cumartesi Anneleri: Toplu mezarlar ortaya çıkarılsın

Faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması ve sorumluların yargılanması için Cumartesi Anneleri 312. haftada da Galatasaray Meydanı'nda buluştu. Bu hafta 1995 yılında kaybedilen Hasan Ocak'ın faillerinin hala yargı önüne çıkarılmadığına dikkat çekildi.

Gözaltında, işkencede öldürülen, evinde, sokaktan alınarak kaybedilen ve adresi belli kurşunların hedefi olan yakınları için adalet talebiyle her hafta Galatasaray Meydanı'nda buluşan Cumartesi Anneleri 312. haftada da yine bir araya geldi.

"Failler belli, kayıplar nerede?" pankartı açan kayıp yakınları her hafta olduğu gibi bu haftada kaybedilen yakınlarının fotoğraflarını ve karanfiller taşıdı. Cumartesi Anneleri'nin konuklar arasında Gazeteci-yazar Oral Çalışlar ve İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan'da vardı. İlk konuşmayı yapan Türkdoğan, toplu mezarlara dikkat çekti.

'100 AŞKIN TOPLU MEZAR İHBARI VAR'

Türkdoğan, "Bize hala toplu mezar ihbarları yapılıyor. 100'ü aşkın toplu mezar ihbarı var. Ama hala siyasi iktidar bu konuda bir adım atmış değil. Toplu mezar kazıların kesinlikle BM Minnesota Protokolü'ne uygun bir şekilde kazılar yapılmalı. Ve bu kazılar sonrasında Hakikatleri Araştırma Komisyonu kurulmalı. Bu süreçler tamamlandıktan sonra Kürt Sorunu çözüm yoluna gidebilir. Ve gerçeklerle bütün kesimlerin yüzleşmesi gerekir" dedi.

Türkdoğan'ın ardından bu haftanın kayıp hikâyesi olan Hasan Ocak'ın 12 Mart 1995 yılında Gazi katliamı sırasında gözaltında kaybedilişi anlatıldı. Cenazesi ailesinin çabasıyla bir hafta sonra kimsesizler mezarlığında bulunan Ocak'ın kardeşi Maside Ocak, 16 yıldır ağabeyi faillerinin bulunması için verdikleri bütün çabaların sonuçsuz kaldığını söyledi. Ocak, "16 yıldır Hasan'ın fotolarını taşıyoruz. Oysa Hasan burada bugün burada olan herkes gibi konuşan gülen ve şarkı söyleyen bir insandı. Artık yeter diyorum ağabeyim faillerinin bir an önce bulunmasını istiyorum" dedi.

'16 YILDIR TANIĞIM'

Ocak'la aynı dönemde gözaltına alınan Bilgi Tağaç ise 16 yıldır tanıklığını anlattığını ancak hala hukuki bir sürecin başlamadığını söyledi. Tağaç, "Ben gözaltındayken bana resmi bir belge imzalattılar. Ve imzalatılan belgede Hasan Ocak'ın ismi de vardı. Ama isminin karşınsa imza ve parmak izi yoktu. Ben gözaltından çıktıktan sonra Hasan'ın gözaltında olduğunun kabul edilmediğini öğrendim. Ve 16 yıldır Hasan'ın gözaltında olduğunun tanıklığını yapıyorum" şeklinde konuştu.

'OCAK AİLESİ SORUŞTURMA İÇİN TEKRAR SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU'

Basın metnini okuyan Beycan Taşkıran, insanlar kimliksiz kimsesiz gömülürken bu devleti yönetenlerinin bu topraklarda insanlıktan, vicdandan ve duyarlılıktan bahsedemeyeceklerini söyledi. Taşkıran, "Devlet yetkilileri 'tüm bunları çözeceğiz' vaadinde bulunuyor. Samimiyseler önce bu mezarları açsın. Bu mezarlarda bulunanların kimliklerini tespit etsin ve yıllardır 'bir mezarı olsun' diyen kayıp yakınlarına cenazeler teslim edilsin ve sorumluları yargılasın" dedi. Hasan Ocak'ın kaybedilen yüzlerce kişinde sadece bir tane olduğunu belirten Taşkıran, "Ocak'ın annesi Emine Ocak oğlunun faillerinin yargılanması için başvurduğu dönemin Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) başsavcısı Nusret Demiral tarafından tutuklandı. Ocak'ın ailesinin ve arkadaşlarının mücadelesi sonrasında Ocak'ın cenazesi 1995 yılında Beykoz'da bulundu. Ve yıllardır devletin gözaltında olduğunu ret ettiği Ocak bulunurken kemeri, saati ve ayakkabı bağcıkları yoktu. Ve bu da Ocak'ın gözaltına alındığını en büyük kanıtlarından" dedi. Taşkın son olarak, geçtiğimiz ay Ocak ailesinin Ergenekon davasında Gazi Katliamı ilgili ortaya yeni çıkan gelişmeler ışığında soruşturma başlatılması için suç duyurusunda bulunduğunu hatırlattı.