16 Kasım 2011, Çarşamba

Küresel çöküş için geri sayım başladı

Boratav: Euro bölgesi çökebilir

Prof. Dr. Korkut Boratav'a göre; balonu patlayan Euro bölgesinde, parça parça bölünme ve ardından çöküş hiçte uzak ihtimal değil. Boratav, sokakları alev içinde bırakan sistem karşıtı muhalefet dalgalarının, güncel siyasete taşınması ve yansıması ile devrimci dönüşümler yaşanabileceğine işaret etti.

MURAT SELENOĞLU / ÇAĞDAŞ KAPLAN

Sermaye hareketlerinin kuralsızlaşması, dünyanın birçok bölgesinde, gelir dengesizliği, artan borçlanma ve bütçe açıklarının tetiklediği ekonomik kriz ahtapot gibi tüm dünyayı etkisi altına alıyor. 2000'lerde kapitalist ekonomide meydana gelen çatlaklar 2008 mali krizi ve ardından ABD'de Temmuz'da borsaların çökmesiyle sonuçlandı. Euro bölgesinde Yunanistan'daki çöküş, İtalya, İspanya'nın da sırada olduğu yorumları ekonominin önümüzdeki süreçte alacağı yolla ilgili ciddi ipuçları içeriyor. Prof. Dr. Korkut Boratav'a göre; balonu patlayan Euro bölgesinde, parça parça bölünme ve ardından çöküş hiçte uzak ihtimal değil. Boratav, sokakları alev içinde bırakan sistem karşıtı muhalefet dalgalarının, güncel siyasete taşınması ve yansıması ile devrimci dönüşümler yaşanabileceğine işaret etti. 

Dünya ekonomisi sallanıyor. 2000'lerin başında ABD'de emlak balonunun patlamasıyla başlayan 2008'de mali krizle devam eden ekonomik kriz kartopu etkisiyle çöküşleri beraberinde getirdi. 2010 Temmuz'da ABD'de borsanın çökmesi, Avrupa'da Yunanistan örneğinde olduğu gibi ülkelerin iflasına kadar gitti. İMF'nin insafına terk edilen Yunanistan'ın ardından İtalya ve İspanya'nın sırada olduğu belirtiliyor. Sokaklarda yansımasını isyan olarak bulan krizden çıkmak için ABD ve AB ülkeleri ard arda ekonomi kurtarma paketleri açıklayarak, sokakları daha da alevlendiriyor. Krizden "Teğet geçecek" açıklamaları kadar basit kurtulamayacağı öngörülen Türkiye ise bir yandan cari açığı kamu bütçesiyle karşılamaya çalışılırken, enflasyon oranları son 9 yılın rekorunu kırıyor. Akademisyenler, dünya piyasalarında yaşanan ekonomik krizin boyutlarını, Euro bölgesine ve Türkiye'ye yansımalarını ve sonuçlarının ne olacağını DİHA'ya değerlendirdi.

Kritik eşiğin çoktan çöküşe evirildiği yönündeki değerlendirmeleri Türkiye'nin önde gelen iktisat profesörlerinden Korkut Boratava'a sorduk.

'ÖNCELİKLE PARÇALANMA BAŞLAYACAK'

1980 darbesi döneminde üniversiteden atılan ve tepki olarak Zimbavve'de öğretmenlik yapan, Boratav'ın fikirleri sadece sol kesimde değil, bütün kesimler için önemli bir referans teşkil ediyor. Özellikle Euro bölgesindeki krizin sonun kesin bir dille "Çöküş" olacağı öngörüsünde bulunan Prof. Dr. Boratav'a göre, finansal kriz Avrupa'ya taşındığında balon patladı. Dünya ekonomisindeki kırılmaları ve son olarak gündemde olan Euro bölgesini sarsan krizi değerlendiren iktisatçı Prof. Dr. Boratav, dünya ekonomisinin 2008-2009 krizini 2010'da aştığı, yeni baştan büyüme patikasına girdiği yanılgısının sonuçlarının günümüzde ortaya çıktığını belirterek, "Ne var ki 2011'de bu iyimser öngörünün geçersizliği ortaya çıktı" dedi. Krizin nedenin artan kamu ve özel borçlanması olduğunu kaydeden Boratav'a göre Euro bölgesinin önümüzdeki dönemde parça parça dağılabilme ve çökme ihtimali yüksek.

'EURO BÖLGESİNİN ZAYIF HALKALARININ KIRILGANLIKLARI'

Son günlerde Euro bölgesinde yenilenen yaşanan dalgalanmaların sebebinin Almanya'nın Euro bölgesinde bir ekonomik blok yaratma isteğinin yattığını belirtti. Boratav, "Avrupa'daki krizin arka planında Almanya'nın Euro Bölgesi'ni kendi hegemonyası altında bir yarı-emperyalist ekonomik blok olarak oluşturması yatıyor. Bu yapı, Euro Bölgesi'ni Almanya, Hollanda, Avusturya, Finlandiya ve üç Benelüks ülkesinden oluşan güçlü bir merkez ile İrlanda ve Güney Avrupa'dan oluşan göreli olarak zayıf bir çevreye ayırmaktaydı. Fransa bu kutuplaşmanın sınırında bir yerde durmaktaydı; ancak, giderek çevre ülkeleri doğrultusuna savrulmaktadır. Alman (ve diğer Kuzeylilerin) sermayesi, çevre ülkelerinin kronik ve Euro'nun kabulünden sonra daha da artan dış açıklarını kapatmaktaydı. Bu açıklar da, büyük ölçüde Almanya'ya karşı verilen dış ticaret açıklarından oluşmaktaydı. Çevre ekonomileri, yedi yıl boyunca Almanya'dan gelen sermaye akımı sayesinde üretimlerini aşan boyutlarda kaynak tüketebildiler. Bu, artan özel ve kamusal borçlanmayla gerçekleşti. 2008'de ABD'de patlayan finansal kriz, Avrupa'ya yansıdığında Euro Bölgesi'nin zayıf halkalarının kırılganlıkları ortaya çıktı" dedi.

'AVRUPA'DA BALON PATLADI'

Avrupa Birliği ülkelerinin birçoğunda ekonomik yıkım paketleri açıklandığını ifade eden Boratav, 2000-2007 döneminde Euro Bölgesi'nin zayıf halkasına giren İrlanda ve İspanya'da özel kredilerdeki abartılı artışın gayrimenkul piyasalarında aşırı balonlaşmaya yol açtığını kaydetti. Boratav, "Finansal kriz Avrupa'ya taşındığında balon patladı; çok sayıda borçlu ve banka iflasa sürüklendi; banka borçları devlet borçlarına dönüştürüldü. Yunanistan, Portekiz ve İtalya'da ise doğrudan doğruya aşırı devlet borçlanması söz konusuydu. Sonunda her iki grupta da devlet borçlarına dönüşen yükümlülüklerin ödenememe olasılıkları arttı, finansal piyasalar bu ülkelerin borçlanma maliyetlerini (faizlerini) yükseltti. İrlanda, Yunanistan, Portekiz fiilen iflas ederek AB ve IMF fonlarıyla kurtarıldı. İflas olasılığının İspanya ve İtalya'ya yayılması kurtarma operasyonlarının olası maliyetini astronomik, imkânsız boyutlara çıkardı" diye konuştu.

'YAŞANANLAR YANILGININ SONUÇLARI'

IMF Başkanı, küresel ekonomiyi 10 yıllık bir kayıp dönemin beklediğini yönündeki açıklamalarını hatırlatan Boratav, "Dünya ekonomisinin 2008-2009 krizini 2010'da aştığı, yeni baştan büyüme patikasına girdiği sanılıyordu. Ne var ki 2011'de bu iyimser öngörünün geçersizliği ortaya çıktı. ABD'de büyüme ivmesi fosladı. İngiltere'de sıfır büyümenin aşılamadığı ortaya çıktı. Euro Bölgesi'ndeki kriz yepyeni tıkanmalara yol açtı. Sonunda kapitalist dünya sisteminin 2008'le başlayan bir "uzun durgunluk" dönemine girmiş olduğu anlaşılmaktadır" dedi. Boratav önümüzdeki döneme ilişkin ise şunları kaydetti: "Euro Bölgesi'nin parça parça dağılması veya tümüyle çökmesi gündemdedir. İki olasılık da büyük boyutlu yeni bir finansal kriz dalgasına yol açacak; kapitalist dünya bunalımlar içinde debelenmeye devam edecektir. Sistem karşıtı muhalefet dalgalarının yaygınlaşması, güncel siyasete taşınır ve yansırsa, devrimci dönüşümler yeni baştan gündeme gelebilecektir."

DİHA