28 Mayıs 2012, Pazartesi

Hekimlerden Başbakan’a: Kürtaj haktır

“Kürtaj cinayettir” diyen Başbakan Erdoğan’a hekimlerden yanıt geldi: “Kadınlar devlete değil, kendilerine aittir. Kürtaj hakkı kadınların yaşam hakkıdır.”

Türk Tabipleri Birliği Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Sezaryen ile doğuma karşıyım. Kürtajı bir cinayet olarak görüyorum” şeklinde ifadelerine ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

‘ZOR YOLUYLA ÜÇ ÇOCUK DOĞURUN’

“AKP’nin kadın düşmanlığı politikalarının son göstergesi, kürtaj hakkının budanması girişimi olarak somutlandı” denilen açıklamada, şöyle denildi:

“Kadınların kaç çocuk doğuracaklarını, nasıl doğuracaklarını belirlemeye kadar varmış olan baskılar, kadın mücadelesinin tüm kazanımlarına uzanacak gibi görünmektedir. Bu açıklama; ‘en az üç çocuk doğurun, o da yetmez beş çocuk’ çağrısıyla kadınları eve kapatmaya yönelik dayatmanın, gerekirse kürtaj yasağı ile ve zor yoluyla uygulanmak istediğinin de göstergesidir.

Failleri hala bulunmamış olan Uludere ile kürtaj arasında benzerlik kurulması, hem Uludere’de yakınlarını kaybetmiş olanların üzüntüsüne aldırmamak, hem de hedef saptırmak anlamını taşımaktadır. Bu iki durum arasında fark görememek mümkün değildir.”

‘KÜRTAJ HAKKI KADININ BEDENİ ÜZERİNDE SÖZ HAKKDIR’

Tüm dünyada nüfus politikalarının ataerkil sistemin ihtiyaçlarına uygun biçimde kadın bedenleri üzerinden, kadın cinselliği ve doğurganlığı denetlenerek sürdürüldüğüne dikkat çeken TTB açıklamasına şu ifadeler yer aldı:

Uluslararası hukukta tanınmış tüm haklar, kişinin tam ve sağlıklı olarak dünyaya gelmesi ile başlar. Kadınların kendi varlıklarını koruma ve özgürce sürdürme hakkı, potansiyel (henüz oluşmamış) haklara göre daha üstündür. Kürtaj hakkı; kadınların kendi bedenleri ve doğurganlıkları üzerinde söz sahibi olmasının ayrılmaz bir parçasıdır.

Gebelikte ve doğumda bedensel riskleri üstlenenler, doğumla birlikte hayatları sonsuza dek değişecek olan kadınlardır. Hamileliğin bedenlerinde sürmesi bir yana, çocuk bakımı da cinsiyetçi iş bölümü gereği karşılıksız bir görev olarak kadınlara verilmiş durumdadır.

Sağlıkta Dönüşüm Programı ile sağlığın bir hak olmaktan çıkarılıp ücret karşılığı elde edildiği, bireysel bir sorumluluğa dönüştürüldüğü ülkemizde, kadınların sağlık, iş, barınma güvencelerinin yetersizliğini görmezden gelerek kürtaj hakkına kısıtlama getirilmesi hem kadınların, hem bebeğin sağlığını ve geleceğini ataerkil kapitalizmin çıkarları için feda etmek demektir.”

AKP KÜRTAJ HAKKINDAN YARARLANILMASINI GÜÇLEŞTİRDİ

Sağlıkta Dönüşüm Programı ile yapılan düzenlemelerle kadınların gebeliği önleme hizmetlerine ulaşması ve kürtaj hakkından yararlanmasının güçleştirildiğine işaret edilen açıklamada, “Birçok devlet hastanesi ve hatta özel hastanede ‘isteğe bağlı kürtaj’ yasal olduğu halde yapılmamaktadır. Kürtajın yasal süresi, pek çok ülkede 12 hafta iken Türkiye’de 10 haftadır.  Ne var ki, sağlık kuruluşları fiili olarak kürtajı sekiz haftaya kadar yapmakta ve yasal hak açıkça devletin sağlık hizmetleri kanalı ile ihlal edilmektedir. Uzun süredir fiilen yürürlükte olan kürtaj hakkı gaspının, önümüzdeki süreçte bir yasaklamaya dönüşmesinden endişe duymaktayız.”

‘SEZERYANA DEVLET MÜDAHALESİ ABESLE İŞTİGALDİR’

Sezaryenın ise bir doğum yöntemi olduğunu belirten TTB Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu, bu konuda şunlar kaydetti:“Doğumun ne yolla yapılacağı annenin ve çocuğun sağlığı göz önünde tutularak planlanır. Bu konuda devletin müdahalesi abesle iştigaldir.  Başbakanın değerlendirmesi ise bilimsel olmaktan uzaktır. Bugün dünyada her yıl yaklaşık 46 milyon kürtaj yapıldığı, bunun yarısının yasal olamayan kürtajlar olduğunu, bunların üçte ikisinin ise uygun olmayan koşullarda yapıldığını biliyoruz.  Gebeliğe bağlı ölüm oranlarında güvensiz koşullarda yapılan kürtajın etkisi ilk sıradadır.”

SUÇ OLAN KÜRTAJ DEĞİL

“Suç olan kürtaj değil, kadınların hayatlarını riske atacak tehlikelere zorlamaktır” denilen açıklamaya şöyle devem edildi: “Kürtaja sınırlama getirmek, erkek egemenliğinin, AKP’nin muhafazakar politikaları yoluyla ev içinde kadın emeği üzerindeki baskıları arttıracağını, kadınların emeklerine el konmasının yanında, bedenlerine de el konarak kadın düşmanlığını katmerlendireceğini göstermektedir.

Kürtaj hakkı erkeğin/devletin kadın bedeni üzerindeki vesayetinin kaldırılması hakkıdır. Doğum kontrol yöntemleri pahalıdır, ucuz yöntemler ise, kadınların sağlık hakkını ve yaşama hakkını riske atmaktadır. Bu nedenle, daha yüksek standartlarda doğum kontrol yöntemlerine tüm kadınların ücretsiz ve kolay erişimi sağlanmalıdır.

Kürtajın yasal bir hak, bir seçim özgürlüğü olarak savunulması kadar, sosyal bir hak olarak savunulması da yaşamsaldır. Çünkü kadınlar için özgür, ücretsiz, ulaşılabilir, yasal bir kürtaj hakkı aynı zamanda yaşam hakkıdır. Kadınlar devlete değil, kendilerine aittir.”

ANKARA/EmekDunyasi.Net

 

Anahtar Sözcükler