01 Haziran 2012, Cuma

Vajina diyalogları

LEYLA ALP leyla.alp@gmail.com

Son bir kaç gündür birilerinin yatak odanıza pervasızca girdiğini ve izlendiğinizi düşündüğünüz oluyor mu? Benim oluyor. Ve fena halde midem bulanıyor.

Başbakan'ın 'kürtaj fetvasını' önce talihsiz bir açıklama ve yanlış anlaşılma gibi değerlendiren kimi iyi niyetli insanlar oldu. Ama bu sözlerin bir kronolojisi vardı. Hatırlayalım...

Önce üç çocukla başladı. Sonra "kadın mıdır kız mıdır " dedi. Sonra "çamaşır makinesi çıktı aslında 5 çocukta olabilir" dedi.  Ailemizin jinekoloğu, nüfus  planlamacısı iş başındaydı. Sonra başka ülkelerinin insanlarına 3 çocuk salık verdi...

Bitti mi? Hayır bitmedi. Çünkü biz sustuk...  Ve o devam etti.

"Kürtaj cinayettir" dedi. "Uludere kürtajdır." Sonra Bakan "sezaryanı yasaklayacağız" dedi. Sonra öteki Bakanı" 3 çocuk yapana vergi yok..." dedi. Vajina diyaloğu hepsinin iştahını kabartmıştı. Öteki "kürtajı  yasaklayacağız" dedi. Belediye başkanı "Sen çok mu kürtaj yaptırdın? Bu kadar bağırmanın nedeni bu mu?" dedi.

Bitti mi? Bitmedi... Çünkü susuyorduk.

Başbakan bu kez hızını alamayıp Uludere'yi unutmayan, unutturmayan BDP'lilere 'Nekrofili' dedi. Sonra da engin bilgisiyle bunun ne demek olduğunu açıkladı. Bundan sonra daha neler duyacağız merak ediyorum. Öyle görünüyor ki öküzün büyüğü daha ahırda.

Başbakan ve bakanları yatak odalarımızdan bir türlü çıkamıyorlar. Pek sevdiler bu vajina muhabbetlerini. Bütün dinlerde ‘mahrem’ olanı onlar böyle ulu orta böyle pervasız söylemekten geri durmuyorlar.  Madem sevdiler ve madem ki devam etmekte ısrarlılar o zaman biz de devam edelim.

Başbakan’ın Uludere katliamını kürtaja benzetmesinden başlayalım. Serhat Encü’nün annesi kürtaj yaptırmamıştı ve muhtemelen sezeryan da . Serhat’ı sancılar içinde dünyaya getirmişti. Çocukların erken büyüdüğü bir coğrafyada dokuz çocuklu bir ailenin üçüncü erkeğiydi Serhat. Ve 17 yaşındaydı. Öldürüldü.

Osman Kaplan’ın annesi de kürtaj yaptırmamıştı. Ve Osman’ın eşi de üç erkek, iki kız beş çocuğum vardı.  En küçüğü beş, en büyüğü 11 yaşında. Öldürüldü. O beş çocuk babasız kaldı.

Mahsun Encü,Aslan Encü, Yüksel Ürek, Özcan Uysal ve diğerleri… Bir gece de kaçaktan dönerken öldürüldüler. Birkaç dakika içinde kül oldu bedenleri. Sonra Başbakan ve bakanlar 'yanlışlık oldu' dedi. 'Parası neyse veririz' dedi. 34 can bir gecede ölüvermişti. Tam beş ay oldu. Hiç birşey yapılmadı. Hiç kimse özür bile dilemedi.

Oysa bir kadın bir kürtaj yaptırdığında ya da yaptırmak zorunda kaldığında henüz ona bir canlı bir bebek bile denemezken acı çeker. Kendi kendine ondan özür diler, onunla konuşur. Ve hiç kimse o kadın kadar bu acıyı kimse anlayamaz. Hiç kimse bunu sorgulayamaz.

Velev ki bir kadın bu hayata bir çocuk getirmek istemedi. Anne olmak istemiyor. Kendi yaşadıklarını, kendisinin hayata getirdiği birisinin yaşamasını istemiyor. Vele ki zor dedi. Bir çocuk büyütmekle ilgili bir sorumluluk almak istemiyor. Başka planları, başka istekleri var. Bir çocuk büyütecek ekonomik gücü yok, sabrı yok, niyeti yok. Size ne yahu. Size ne? Ne istiyorsunuz kadınların bedeninden? Bu nasıl bir ahlak ve nasıl bir ruh halidir.

Bir kadının bedenine ilişkin bu kadar pervasız konuşma yetkisini bu insanlara kim verdi? Eşlerimiz mi, kardeşlerimiz mi, sevgilerimiz, arkadaşlarımız olan erkekler mi? Peki şimdi Başbakan bizim bedenlerimizi diline dolayınca bundan mutlu olabiliyorlar mı? Neden sadece kadınlar ses çıkarıyor Başbakanın bu sözlerine. Çok sevdikleri için eşlerini öldüren erkekler Başbakan konuşunca neden susuyorlar?

Bu nasıl bir kepazeliktir ki bir başbakan eline mikrofon alıp diline de benim bedenimi doluyor?

Bedenimize, hayatımıza ilişkin kararları erk erkekler veriyor. Kiminle barışacağımıza, kimi seveceğimize, kaç çocuk doğuracağımıza, neyi nasıl yazacağımıza iktidar karar veriyor. Yatak odalarımızın kapılarını zorluyorlar artık.

Çünkü biz susuyoruz...

Bu sukunet devam ettiği sürece, kadınların bedeni üzerine söylenen bu sözlere bir kaç kadından gayrı kimse ses çıkarmadığı, gazetecilere yapılan hakaretlere bir kaç gazeteciden başkası ses çıkarmadığı sürece daha ne katliamlar ne yasalar göreceğiz.

Yukarıda yazdığım gibi öküzün büyüğü daha ahırda. Birgün Başbakan çıkıp "Kürtlerden sabun yapacağız" derse hiç şaşırmayın.

Birşey daha... Emin olun hiçbir kadın 34 kez kürtaj yaptıramaz. Ama bir başbakan bir gecede bir anda 34 kişinin ölüm emrini verebilir. Öldürebilir.  Öyleyse  katil kim?