31 Mayıs 2012, Perşembe

Kadınlar isyanda:

Kadınlar kürtaj için ne diyor?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "Sezaryene karşıyım. Kürtajı bir cinayet olarak görüyorum. Buna kimsenin müsaade etme hakkı olmamalı" açıklamasına tepkiler ve tartışmalar sürüyor. Çeşitli kentlerden kadınlar kürtaj tartışması hakkındaki fikirlerini açıkladı. İşte sokağın tepkisi...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "Sezaryene karşıyım. Kürtajı bir cinayet olarak görüyorum. Buna kimsenin müsaade etme hakkı olmamalı" açıklamasına tepkiler ve tartışmalar sürüyor, Bursa, Giresun, Maraş, Mersin, Diyarbakır, Bingöl, Antep, Malatya sokaklarında kadınlar ve erkekler kürtaj tartışması hakkındaki fikirlerini açıkladı. İşte sokağın tepkisi...

BURSA KADINLARI

Ayşe Fidan (52, Emekli Hemşire): Kürtaj mafyası doğar

Buna çok boyutlu bakmak gerektiğini düşünüyorum. Öncelikle kadının kendi bedeni üzerinde inisiyatifinin devletin tekeline verilmesinin insan haklarına aykırı olduğunu düşünüyorum. Bunun dışında kadın olarak bu kararı onaylamıyorum.

Bir sağlıkçı olarak konuya baktığım zaman yasal olarak kürtaj kadının sağlıklı koşullarda gebeliğine son verme kararını kullanırken ehil yöntemlere başvuracağından kadın ölümleri ve hayati riskleri ortadan kaldıracaktır. Çünkü olası bir kararda her halükarda kadın kürtaj yapmak istiyorsa, bunu sağlıklı olmayan yöntemlere başvurarak da yapabilir, bu da beraberinde bir sürü gayrı ahlaki sonuçlara yol açacaktır.

Özellikle kapalı toplumlarda erken yaşta cinsellikle tanışan gençler doğum kontrolü konusunda bilinçli olmadıklar için istenmeyen gebeliklerin ve akabinde de istenmeyen sonuçlar meydana gelmektedir. İstenmeyen erken evlilikler, töre cinayetleri, erken yaşta annelik...

Eğer kürtaj yasaklanırsa, saydığımız bu olumsuzluklar çok artacaktır. Devlet cinselliği yasaklayabilir mi, insanların hormonlarını hadım edebiliyorsa, kürtajı da yasaklayabilir. Bu yasaklamanın bölgede birçok töre cinayetine neden olacağını düşünüyorum. Ama eğer devlet bebeğin ve annenin ekonomik ve sosyal yaşamını idame edip koruma altına almayı taahhüt ediyorsa, kürtajı yasaklasın, çünkü herkesin yaşama hakkı vardır, fakat kadının bedeninde de son söz söyleme hakkı benimdir diyorsa, buna karşıyım. Korkarım ki bu yasaklama ile birlikte kürtaj mafyası ve sektörü de ortaya çıksın. Bu yasağa karşıyım.

Pınar Yiğit (23, Öğrenci): Kürtaj oranı artmış, devlet yaptırım uygulamalı

Belli koşullar çerçevesinde yasaklanmalı bence. Tecavüze uğrayanları bu kapsama alınmamalı. Eğer ceza konursa insanlar ona göre tedbirli davranmak zorunda kalır. Günah boyutu da ciddi bir mesele, ayrıca kürtaj sağlıklı da değil. Eğer gerekiyorsa devlet bir yaptırım uygulamalı, çünkü kürtaj oranı çok artmış, eğer sağlık bakanlığı onaylıyorsa bence kürtaj yasağı uygulanmalı.

Mavigül Yiğit (45, Ev kadını): Kürtaj günah!

Başbakan doğru söylüyor, kürtaj cinayettir, bence devlet yasaklamalı, çünkü kürtaj günah, cinayet işlenmiş olur, bu yasaklama ile belki bu günahların ve cinayetlerin önü alınır.

GİRESUN KADINLARI

Emine Beyazer (40 Öğretmen, bir çocuk annesi, boşanmış): Kadının kararına saygı duyulmalı

Kürtajı onaylıyorum. Kesinlikle yasal olmalı. Yoksa çok zor durumlar yaşanabilir. Çünkü insanlar istenmeyen bir gebeliği sonlandırmak isteyecek, bunun için de yasadışı yollara başvuracaklardır. Ve bu da ciddi biçimde sağlık sorunlarını beraberinde getirecektir.

Ben kürtajı bir kıyım olarak görmüyorum. Hiç kimse çocuğuna kıymaz. Ancak istem dışı, planlanmayan bir hamilelik söz konusu olabilir. İnsanın iradesi dışında gelişmeler olabilir. Böyle olduğunda da bu hamileliğe son vermek gerekir. Kaldı ki bir kadın evlilik dışı, ensest ilişki ya da tecavüzden hamile kalınmış olabilir, bunu doğurması mı gerekir?

Örneğin ben evliliğimde iki kez kürtaj oldum. Planlamadığımız bir durumdu ve sonlandırdım. Ben de en az bu ülkenin başbakanı kadar çocukları seviyorum. Ama öncelikle bu ülkenin koşulları buna izin vermiyor. Ekonomik ve sosyal baskılar maalesef fazla çocuk yapıp, yetiştirmenin önünde engel teşkil ediyor.

Dahası koşullar müsaade etmiş olsa da bunun kararı kimsenin değil, o çocuğu doğuracak olan kadınındır. Buna saygı duyulmalıdır.

Filiz Yüksel (28, Avukat, evli, çocuksuz): Kürtaj üzerinden siyaset yapılmamalı

Bu konular insanların kendilerinin vereceği kararlara bağlı. Kimse buna karışmamalı. Bu konu ülkeyi yönetenlerin kararından öte çocuğun anne ve babasının vereceği kararla ilgili.

Kürtaj yasal olmalıdır. Siyasiler bu konu üzerinden politika yapmamalı. Kadınların başörtüsü üzerinden, bedeni üzerinden artık ellerini çeksinler. Yasaklar her zaman kötü sonuçlara yol açar,  kürtaj yasak olduğunda istenmeyen hamilelikler yine sonlandırılacaktır ama bu kez gayri resmi yollarla yapılır ki bu da kadın sağlığı açısından tehlikeli olabilir.

Bir çocuğun dünyaya gelip gelmemesi annesi ile babasını ilgilendiren bir durum; çünkü o çocuğu onlar bakıp yetiştirecek. Buna güçleri yoksa sonlandırmak onların kararı. Her hamilelik istekle olmamış olabilir, mecbur kalınmış, zorlanılmış da olabilir.

Örneğin girdiğim pek çok davada ensest ilişkiden hamile kalan, babadan, ağabeyden, amcadan hamile kalan, tecavüzden hamile kalan kadınların hikayelerini biliyorum. Bu durumda ne olması bekleniyor ki? Ayrıca başka sebepler de olabilir. Kısacası hamileliğin gerçekleşmesi, ya da bitirilmesi bireylerin kendi iradesinde olmalıdır.

Özlem Özdemirel (Evli, iki çocuk annesi, ev kadını): Bu kararı da mı devlet verecek?

Kürtajın yasal olmasından yanayım. Kişilerin özgür iradesine bırakılmalı. Bu kararı da mı devlet verecek, hayret doğrusu...

Asla cinayet olduğunu düşünmüyorum. Cinayet olarak bakmıyorum, bakanları da eleştiriyorum.

Ben iki çocuk annesiyim ve hiç kürtaj olmadım. Ancak olabilirdim de. Olanları eleştirmiyorum, demek ki koşullar bunu gerektirmiş diye düşünüyorum.

Başbakanın önerdiği üçüncü çocuğu da yapabilirdim ama ekonomik koşullarım buna elvermiyor. Başbakanın önermesini zaten doğru bulmuyorum. Bu karar kişilerin, içinde bulundukları duruma, konuma, şartlara bağlı olarak alınacak kararlardır. Buna başkaları karışmamalı. Bunun üzerinden de siyaset yapılmamalı.

GİRESUN ERKEKLERİ

M.B. (32, bir çocuk babası): Hamile kalmak istemiyorlarsa korunsunlar

Ben istenilerek yaşanan bir ilişki sonrasında kalınan hamileliğin sonlandırılmasına karşıyım. Çünkü madem hamile kalınması istenilmiyor, o zaman korunma yollarını düşünselerdi diye düşünüyorum.

Kadın-erkek birbirinden hoşlanıyor, hesapsız, plansız birlikte oluyor. Sonra kadın hamile kalıyor ve kürtaj oluyor. Oysa bu ilişkide bu durum ciddi düşünülerek hareket edilmeli ve böyle sonuçlara maruz kalınmamalı.

Ben bir kadının ya da erkeğin bir anlık zevki için keyfinden ilişki yaşayıp sonra da bir bebeği daha doğmadan öldürmesine karşıyım ve cinayet olarak görüyorum. Bir ilişkinin yaşanmadan önce tedbirlerinin alınmasından yanayım. Başbakanın da bu şekilde anlatmak istediğine inanıyorum.

A.A. (30, bekar): Bana göre bir cinayettir

Ha karnındaki çocuğu öldürmüşsün, ha da gidip bir başkasını öldürmüşsün. Eş değerde görüyorum. Ama tecavüz ise yapılacak bir şey yok, bu zaten bu zaten yasal olarak ortaya çıkacaktır. Bu da bebeği karnında taşıyanın vicdanına kalmıştır.

Ben keyfinden yapılan bir ilişkiden istenmiyorsa hamile kalınmasının önlenmesini istiyorum.  Bu işler bu kadar sığ olmamalı. Daha düşünceli davranılmalı. Hiç ilerisi düşünülmemiş, zevk için yaşanmış bir ilişki sonrası bir kürtajın cinayet olduğunu düşünüyorum.

M.Y (48, iki çocuk babası): Kürtaja karşı değilim

Ben kürtaja karşı değilim. İstenmiyorsa sonlandırılabilir. Eğer istem dışı gelişmiş ya da olduktan sonra ciddi durumlar var ise ortada bunun kararı bireylerin olmalıdır.

İstem dışı gelişmeler karşısında verilecek kadar kişilerin kendi özgürlüğüdür. Bunun kararını onların yerine kimse veremez.

MERSİN KADINLARI

Roza Yaruk (İştar Kadın Dayanışma Merkezi Basın Danışmanı) İstenmeyen çocuğu dünyaya getirmek katliamdır

Başbakan "Her kürtaj bir Uludere'dir açıklamasıyla Uludere'de katlettiği 34 çocuk için kürtaj ve cinayet arasında bağ kurarak günah çıkarmaya çalışıyor.

Kadının bedeni üzerindeki hakları kadının kendi tasarrufundadır. Lakin başbakan kadın bedeni üzerinde müdahalede ve tasarrufta bulunma cüreti göstererek söz oyunlarıyla biz kadınlara. ''E bırak intihar edene de müsaade et. Köprüden atlarken niye karışıyorsun adamın işine ya, hakkını kullansın örnekleri vererek kürtajla akıl almaz bir benzetme yaparak, kadınları tecavüzcülerinden çocuk doğurmaya zorlamaktadır.

Kadınların üreme özgürlüğü ile kürtaj eşit haklarıyla ilgilidir. Kürtaj yasal olmadığında kadınlar güvenli olmayan, yasa dışı kürtajlarla hayatlarını tehlikeye atmak karşısında istenmeyen bir hamileliği doğuma kadar devam ettirmek seçeneğiyle yüz yüzedir.

Kadın hareketinin mücadelesi ile dünyada 1800'lerde elde edilen kürtaj hakkı Türkiye'de ise ancak 1984 yılında kabul edildi.

Bugün dünyada her yıl gerçekleşen 210 milyon gebeliğin 75 milyonu istenmeden gerçekleşmektedir. Sonuçta her yıl 46 milyon kürtaj yapılmakta, bunların yarısı sağlıksız koşullarda olmakta ve bütün bunlara bağlı olarak da her yıl 80 bin anne ölmektedir.

Münever Özgenç (Emekli): Kadınlara hakarettir

Bu açıklama Uludere olayını bastırmak ve gündem değiştirmek için yapılan bilinçli bir açıklama. Aslında Başbakan Uludere'nin bir cinayet olduğunu kabul etti bu açıklamayla. Uludere olayını savuşturmak için kadın bedeni kullanılmak isteniyor. Bu açıklama 80'lerden bu yana mücadele eden kadınlara yönelik bir hakarettir. Başbakan kadınlara karşı cephe almıştır. Bu açıklama ve çıkartılması gündemde olan yasal düzenleme siyasidir. Erdoğan bu yasal düzenleme ile nüfusu dengeleyerek iktidarını sürdürmek istiyor.

Neslihan Mangıtay (Dış Ticaret Uzmanı, Yeminli Tercüman): Kürtaj kişinin özel yaşamıdır

Kadının doğurganlığı konusunda karar vermesi, temel insan haklarından birisidir. Tıbben de uygun görülür ise TCK'da 10 haftaya kadar olan gebeliklerin sonlandırılmasına izin veriliyor. İslam dini de kadınların doğurganlıkları ile ilgili, kadınların söz sahibi olmalarını destekliyor.

Kürtaj bireyin özel yaşamıdır, mahremidir. Bence kişinin bedenine, mahremine müdahale edilmemeli. Kürtaj kararı, hangi şartlar altında olursa olsun, hafife alınacak bir karar değil. İnsan hayatını etkileyen bir karardır. Bireyin içinde bulunduğu şartlar da düşünülerek, kürtaj kararı bireyin kendi tercihine bırakılmalı. Kürtajın yasaklanmasını görüşünü mantıklı bulmuyorum. İstenmeyen gebeliği sonlandırmak bireyin kendi tercihidir ve öyle de kalmalı.

Ayşe Elçi (Restoratör): Başbakandan izin mi alınacak?

Kadını erkeği fark etmeyen erkek egemen zihniyetli hükümetin aldatmaca politikalarından biri olan kadına pozitif ayrımcılığın gerçek yüzü. Bırakın kadına pozitif ayrımcılığı, kadının bedenine bile tahakküm altına almaya çalışıyor.

Kürtaj cinayet ise neden kadın cinayetlerini durduracak yasalar çıkarılmıyor? Bu tamamen kadının kişilik haklarına hakaret. Zaten şuan ki haliyle bir kadın eşinin izni olmadığı taktirde kürtaj olamazken bir de başbakandan da izin alsın.

Sabahat Aslan (Mersin Nükleer Karşıtı Platformu Dönem Sözcüsü): Beden tamamen kadına aittir

Açıklamaya tepkiliyiz. Beden tamamen kadına aittir ve kadın bedeni üzerinde hiç kimsenin siyaset yapma hakkı yok. Özgürlüğü savunanların kadın bedenine müdahale etmesi anti-demokratik bir uygulamadır. Öncelikle doğurganlığı kadının belirlemesi gerekiyor. Kadın o hakka sahip. Başbakan önce insanlara yaşam koşulları sağlanmalı sonra kaç tane çocuk olması gerektiği hakkında konuşsun.

Sadice Uluğ (Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Mersin Şube Başkanı): Gündemi değiştirmek istiyorlar

Bu açıklamayı kadın bedeni üzerine yapılmış olan bir saldırı olarak değerlendiriyoruz. Kadınların iş, ekmek gibi hayati sorunları dururken cinsellikle gündeme gelmesi hiç doğru değil ve bunun kabul edilir de bir yanı yok. Bu Türkiye'nin gündemini değiştirmek için bir planın parçasıdır diye düşünüyorum.

Şule Dündar (Cumhuriyet Kadınları Derneği Mersin Şube Başkanı): Kadını 'kutsal annelik' kalıpları hapsetmek

Gündemi değiştirmek için en kolay yol olarak kadınlar kullanılıyor. Başbakan açıkça yurttaşların özel hayatına müdahale ediyor. Kürtaja ve sezaryene karşı olmak kadınları sadece bir çocuk makinesi olarak görmek ve kadını 'kutsal annelik' kalıpları içine hapsetmektir. Bu durum insan haklarına aykırıdır.

Türkmen Akkaya (Aşçı): Başbakan önce iş, ekmek ve şiddet sorununu çözsün

Yapılan bu açıklamaya karşıyız. Doğurganlık hakkı konusunda kadının söz sahibi olması gerekiyor başbakanın değil. Başbakan önce kadının iş, ekmek ve şiddet sorununu çözsün sonra bu konuları konuşsun. Olay kadına yönelik çok büyük bir hakarettir.

BİNGÖL KADINLARI

Gurbet Yılmazcan (25, Öğrenci): Yasaklansa da yapılı

Yasaklansa da bir şey değişmeyecek çünkü yasal olmayan yöntemlerle bebekler alınmaya devam edecektir. Bir gazetede okumuştum, bir ülkede devlet yasağına rağmen çok yüksek orada kürtaj yapılıyormuş, burada da çok farklı olacağını düşünmüyorum. Bence kürtaj serbest olmalı.

MARAŞ KADINLAR

Pınar Dinç (23, Öğrenci): Bilim ilerledi kürtaja karşıyım

Kesinlikle kürtaja karşıyım. Günümüzde bilim çok ilerledi, birçok doğum kontrol yöntemi var, insanlar ona göre tedbir alabilir. Hastalıklı ceninler ya da tecavüz sonucu hamilelikler dışında bence kürtaj yasağı olmalı. Hamile kalıp kafasına göre gidip çocuk aldırma düşüncesi hem günah hem de başbakanın dediği gibi cinayet. Bu yüzden bence de devlet kürtajı yasaklamalı.

ANTEP KADINLARI

Derya Durkol (22, Öğrenci): Tecavüz dışarıda bırakılmalı

Doğru bir uygulama olacağını düşünüyorum. Ama tecavüz sonucu hamile kalanları kapsamamalı. Bir haberde okumuştum, bir kadın 17 defa kürtaj olmuş. Böylesi durumların önünün alınması için, devletin sınırlamalar getirmesi lazım ama önce nasıl bir yasa olacak onu görmemiz lazım, neye göre yapılacak yasaklanma, neyi sınırlayacaklar, bilmiyorum ama kürtaj meselesine devletin el atması gerekli çünkü sadece ülkemizi değil, bütün dünyayı ilgilendiren bir mesele bu. Yasaklama kesinlikle getirilmeli.

MALATYA KADINLARI

Kibriye Er (55, Hemşire): Kadınlar kendilerini mi öldürsün?

Devlet kürtaja niye karışsın, eğer böyle bir karar alınırsa asıl bu cinayet olur. Ülkemizde birçok tecavüz vakası yaşanıyor, bunun sonucunda da bir sürü kadın, genç kız hamile kalıyor, o insanların sonu ne olacak peki, ayrıca istenmeyen gebeliklerde kadınlar eşlerinden habersiz, sağlıksız yöntemlerle hamileliklerine son vermek isteyebiliyorlar. Bu durumda istenmeyen hastalıklar ve ölümler meydana gelebilir. Genç kızlar hamile kalınca ne yapacaklar, eğer kürtaj yasaklanırsa, doğuramayacaklarına göre kendilerini mi öldürecekler? Yasaklama çok saçma bir karar.

DİYARBAKIR KADINLARI

Münevver Görmez (53, İşçi): Devlet burnunu niye sokuyor?

Bu çok kişisel bir şey, aile içini ilgilendiren bir mesele, devlet nasıl ailenin içine müdahale edebilir? Bu kadar önemli sorun varken, devletin başka işi mi yok kürtajla uğraşıyor. Bence çok yanlış bir müdahale çünkü çok özel bir alan, iki eşin arasındaki özel ilişkiye devlet niye burnunu soksun?

Sema Gün (44, Ev Hanımı): Kürtaja karşıyım ama yasaklanmamalı

Korkarım ki yarın öbür gün eşler arasındaki özel paylaşımlara da müdahale edilsin! Bana kalsa kürtaj yasaklanmamalı, eğer işe günah boyutunda yaklaşılıyorsa, herkesin günahı boynuna. Kişisel olarak kürtaja karşıyım ama devletin kürtajı yasaklamasında da karşıyım.

Memleketin daha önemli sorunları var, bence enerjilerini o sorunları çözmeye harcasınlar.

DİYARBAKIR ERKEKLERİ

Veysel Akgül (20, Öğrenci): Ülkede sorun mu kalmadı?

Kürtaj dini açıdan günah ama bu tür kişisel durumlar bence özel kalmalı, başbakanın sorumluluk alanına girmez. Türkiye'de yığınla çözülmeyi bekleyen sorun varken, neden insanların özel alanlarına müdahale ediyorlar, anlamıyorum. Kürtaj yasaklanmamalı.

Kamuran Yılmaz (43, İşletmeci): Cinayetlerin önünü alamazlar

Başbakan Erdoğan Uludere olayından yola çıkarak cinayet benzetmesi yaptı ama eğer gerçekten cinayet görmek istiyorsa Uludere'ye baksın. Bölgede ve Diyarbakır'da namus, töre cinayetleri çok fazla. Eğer kürtaj yasaklanırsa, böylesi cinayetlerin önünü de alamazlar. Bu çok saçma, başka işleri mi yok?

 

Bianet