27 Eylül 2012, Perşembe

Körhasan Köyünde Kürt olmak!

NURETTİN ALDEMİR nuridemir26@mynet.com

18 Eylül 2012 günü akşam saatlerinde telefonum çaldı. Arayan kişinin sesi titriyordu. Anlattıklarını dinledikçe benim de sesim titremeye başladı. Bilgi veren ve yardım talep eden arkadaşın söylediğine göre Eskişehir'in Çifteler ilçesinin Körhasan köyünde yaşayan üç Kürt aile, can ve mal güvenliğini tehdit eden baskınlar sonucu bir gece apar topar köylerinden kaçmak zorunda kalmışlar. İnsan hakları ihlallerini iş edinmiş birkaç arkadaşımla birlikte, 19 Eylül günü köyden atılan ailelerin temsilcileriyle ve çocuklarından bazıları ile görüştük.  Anlatılanların bir kısmı dahi doğru ise yaşananlar/yaşatılanlar çok korkunçtu. Çocukların gözlerinde korku vardı. Yetişkinler korkularını bastırmaya çalışsalar da seslerine yansıyordu.

Ertesi gün geniş katılımlı bir toplantı yaptık. Bu arada Körhasan köyünde, Çifteler'de yaşayan, (isimlerinin ifşa edilmemesini isteyen) birkaç kişiden de bilgi aldık. Dinlediklerimiz ailelerin yaşadıklarını doğrular nitelikteydi. İlk elden Valilikle görüşmenin yararlı olacağını düşündük. Çünkü ilk izlenimlerimize göre Muhtar Osman Bağran ve Kaymakam Aytekin Yılmaz taraf olmuş görüntüsü içindeydi. Ayrıca aileler 17 Eylül günü Eskişehir Valiliği'ne yaşadıkları sıkıntıları ve şikâyetlerini dile getiren birer dilekçe vermek istemişler; dilekçeleri tarih-sayı verilerek işleme konulmamış; itirazları ve Vali Kadir Koçdemir ile görüşme ısrarları nedeniyle polis marifetiyle yaka paça valilik binasından atılmışlardı.

20 Eylül Perşembe günü, randevu talebimize karşılık veren Vali Yardımcısı İsmail Küreci ile makamında heyet halinde görüştük. O sırada aramızda olan aile temsilcilerinden Mehmet Emin Caşut ve Abdullah Güzüngü bize anlattıklarının bir kısmını Sayın Küreci'ye de anlatma olanağı buldular.

Caşut: 'Erciş depremi sonrası ailemle birlikte Eskişehir'e göç ettik. Köye geldiğimiz günden itibaren köylüler bize soğuk davrandı. Zaman zaman bizi düşman gibi gördüler. Buna rağmen köyde yaşamaktan endişe etmedik. Ancak son zamanlarda baskılar ve tehditler arttı. Tapulu arsama ev yaparken kaçak yapı yapıyor diye şikâyet ettiler. Yetkililer geldi depremzede olduğumu tespit ettiler; yapabilirsin dediler. Plan proje çizdir dediler. Muhtar Osman Bağran'dan imza almam gerekiyordu, muhtar imza vermedi. Yaptığım ev tek odalı bir yerdi. Şimdiye kadar tüm başvurularıma rağmen evime elektrik ve su bağlanmadı. Hayvanlarımızı köyün sürüsüne almadılar. Yaşadığımız sorunlar nedeniyle Çifteler Kaymakamlığı'na başvurduk ama bir çözüm elde edemedik. Kaymakam Aytekin Yılmaz bizi 'Beni niye valiye şikâyet ettiniz?' diyerek özel güvenliğe dövdürdü. Güvenliğe 'bunlarla uğraşamam ne ederlerse etsinler' dedi. Köylüler bize terörist diyor. Köy kahvesine almıyorlar. Kahvede çay vermiyorlar. Mandıra sütümüzü almıyor; bakkal bize satış yapmıyor. Ekmek bile satmıyor. Köy dolmuşuna bizi bindirmiyorlar. Biz vardığımızda dolmuşun kapısı kapatılıyor. Bizlere 's... gidin pis Kürtler' diyorlar.' '04 Eylül günü baskın haberi aldık. Köylülerden kalabalık bir grup evimizi yakmaya, bizleri linç etmeye gelmişlerdi. O sırada jandarma geldi. Jandarmanın geldiği ortamda köylüler bize saldırdılar. Bizi darp ettiler. Jandarma bizi-erkekleri kelepçeleyerek karakola götürdü. Eşlerimiz ve çocuklarımız köyde kaldılar. Korktuğumuz olmuş. Gece yine baskın yapmışlar. Bazı jandarmalar köylülere direnmiş. Şimdiye kadar defalarca Jandarmaya, Kaymakamlığa, Savcılığa, şikâyet dilekçesi verdim sonuç değişmedi. Başbakan Erdoğan'a bile faks çektim.'

Güzürgü: 'Biz 2003 yılında köye yerleştik. Emin için yem ve hayvan kredisine başvuracaktık. Muhtara gittik; muhtar kredi için imza vermedi. O güne kadar bana yönelik bir tavır yoktu ama o günden sonra Muhtar başta olmak üzere tüm köylüler bana da tavır aldılar. Bizler tarım işçisiyiz; bir süredir işçi olarak çalışmamıza da engel oluyorlar. İşçilerin başındaki çavuşa bize neden iş vermiyorsun dediğimde 'bu beni aşıyor, sizi götüremem' dedi. Okul yaşındaki çocuklarımıza dahi baskı yapıyorlardı. Köyden gidin diyorlarmış. Eşyalarımız köyde kaldı; can güvenliğimiz olmadığı için köye gidemiyoruz. Ben ailemle birlikte şimdilik Eskişehir'de yaşıyorum. Emin ve Burhan aileleriyle Çifteler'de idare ediyor. Hayatımız çok zor geçiyor. Köyümüze dönmek istiyoruz. Can güvenliği istiyoruz. Sorumluların cezalandırılmasını istiyoruz.'

Çifteler Kaymakamı Aytekin Yılmaz ile de görüşmek istedik; ancak şimdiye kadar talebimize bir karşılık alabilmiş değiliz. Heyet olarak sorunun çözümüne ve nefret suçu niteliğindeki insan hakkı ihlallerinin son bulmasına katkı sunmak istiyoruz. Bu çabamızdan hiçbir kamu görevlisi rahatsız olmamalıdır. Üç ailenin (24 nüfusun) mağduriyeti devam ediyor ve henüz ortada sorunu çözecek bir devlet iradesi yok. Anımsatmak isterim ki bu ülkede Türk olmak, Çerkez olmak; Laz olmak suç olmadığı gibi Kürt olmak da suç değildir. Suç olan ayrımcılıktır; yasaların eşit uygulanmaması ve adaletin eşit dağıtılmamasıdır!