30 Ocak 2014, Perşembe

Ortadoğu'da Barış arayışı: İslam ve demokrasi

AYHAN BİLGEN ayhanbilgen@yahoo.com

Diyarbakır'da gerçekleştirilecek Demokratik İslam Kongresi öncesinde  birçok şehirde panel ve yuvarlak masa toplantıları yapılıyor. İstanbul'da gerçekleşen panele çok yoğun bir ilgi vardı. Ankara ve Mersin'de konu daha dar katılımlı toplantılarda tartışmaya açıldı. Bu hafta sonu Diyarbakır ve Van'da sonraki hafta sonu Urfa'da, 9 Şubat'ta Adana'da ve yine  Şubat ayı içinde Almanya'da düzenlenecek konferanslarda tartışma yerel toplumsal zeminde yaygınlaştırılmaya çalışılacak.
Panellerde konu üç ana başlık altında ele alınacak. İslam'ın temel kaynaklarını oluşturan Kuran ve Hadisler ışığında zulüm, ezen- ezilen  çelişkisini sorgulamak, Ortadoğu'da din ile şiddet arasındaki ilişkiyi ele almak ve Medine sözleşmesi ekseninde yeni bir birlikte yaşama hukuku inşasının imkanlarını aramak.
Cenevre 2 toplantısına katılım konusunda sergilenen dışlayıcı tutum aslında fiilen konferansın ölü doğmasına zemin oluşturdu. Rojava bölgesinde özerk kantonlar için hazırladıkları toplumsal sözleşme ile sadece Suriye için değil tüm bölge ülkeleri için örnek oluşturacak, çoğulcu ve demokratik hukuk konsepti Kürtler açısından büyük bir başarı örneğidir.
Ortadoğu halkları, elbette uluslar arası kolaylaştırıcı platformları da iyi değerlendirerek, kendi geleceklerine dair karar süreçlerinde, etkin sorumluluk üstlenme konusunda yeterliliklerini ispat etmek zorundadır.
Türkiye Kürtleri  her ne kadar statü açısından artık diğer üç bölge ülkesindeki Kürtlerden daha geride gözükseler de, hala üretebildikleri siyasal akıl ile tüm Ortadoğu'nun değişimine liderlik edebilecek potansiyele sahip olduklarını hissettirmektedirler.
Türkiye siyasetinin içinden geçtiği süreç büyük kırılmalara dönüşme kapasitesi  taşısa da, genel öngörü liderlik konusunda yaşanacak görev değişikliği ile kısmi bir rahatlamanın gerçekleşeceği yönündedir. Buna rağmen kendini hissettiren yapısal dönüşüm ihtiyacı elbette köklü bir hukuk reformunu zorunlu kılmaktadır.
İktidar kavgasının taraflarının birbirini tasfiye girişimleri, kimi mevzi kazanımlarını sağlasa da nihai sonucu şekillendirebilecek noktaya gelmeyecektir.
Böyle bir siyasi atmosferde, barış arayışının demokrasi ve İslam eksenli  tartışmalarda şekillendirilmesi elbette son derece değerli bir arayıştır. Kaygı duyulan boyutunun aksine, bu tartışmadan güçlü ve özgürlükçü bir iradenin çıkması, hem Aleviler hem azınlık halklar açısından son derece hayati öneme sahiptir.
Artık sadece sembolik buluşmalarla mesaj vermenin ötesine geçip, birbirini anlayan ve toplumsal karşılığı olan bir iradenin inşası aşamasına geçmeliyiz.
Siyasi sorunları hukuk aracı ile çözmenin gittikçe imkansızlaştığı bir Türkiye ile yüzleşiyoruz. Yeniden yargılama arayışı ile vakit kaybetmek yerine toplumsal  meşruiyeti yüksek bir siyasi af ile yeni  bir sayfa açmanın kaçınılmazlığı ortadadır. Siyasal karar süreçlerini bu yönde harekete geçirmek için güçlü bir toplumsal irade sergilenmelidir