24 Mart 2010, Çarşamba

Prof. Dr. Yazıcı: Değişiklik yetersiz ama demokratikleşme için gerekli

Hükümetin 1982 Anayasası'nda değişiklik öngören 23 maddelik taslağına yönelik eleştiriler sürerken görüştüğümüz hukukçular, değişikliği olumlu içeriğini ise yetersiz buldu. Anayasa hukukçusu Prof. Dr. Serap Yazıcı, Türkiye'nin demokratikleşmesinin ancak tümüyle yeni bir anayasa hazırlanmasıyla mümkün olabileceğini belirtirken, değişiklikler için AKP-BDP uzlaşmasında referandumu önerdi.

-----

UYGAR GÜLTEKİN

Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi, Anaysa Hukukçusu Prof. Dr. Serap Yazıcı ve emekli Askeri Savcı Ümit Kardaş, değişiklik paketini değerlendirdi:

'YENİLİKLER YETERSİZ VE ZAYIF'

Türkiye'nin demokratikleşme sorunun ancak tümüyle yeni bir anaysa hazırlanması ile çözülebileceğini belirten Yazıcı, kısmi değişikliklerin sorunun çözümü konusunda yeterli olmayacağını söyledi. Paketteki mevcut değişikliklerin yetersiz ve zayıf olduğuna dikkat çeken Yazıcı, "HSYK'nın yapısında değişik öngörülüyor. Kurulun üye sayısının arttırılması olumlu bir adım. Böylece yargı organın hacmi ile orantılı bir üye sayısı getirilmiş. Ne var ki kurulun yapısı demokratik dünyadaki örnekleri ile paralel kılınmamış. HSYK benzeri organların demokratik dünyada örneklerinde yargıçlık mesleğinden gelen üyeler yanında yargıç olmayan ve parlamento tarafından seçilen üyelere de yer verilmektedir. Böylece bu tür kurulların demokratik meşruiyet esasına dayanan halkın iradesi ile ilişkilendirilmesi sağlanmakta bu ise kurula hesap verirlik kazandırmaktadır" dedi.

'CUMHURBAŞKANI'NIN ZATEN YETKİLERİ GENİŞ'

Taslakta ki değişikliğin ise parlamentonun üye seçme yetkisine yer vermemekte olduğunu, bunun yerine 4 kişinin Cumhurbaşkanı tarafından seçilmesinin düzenlendiğini belirten Yazıcı, düzenlemeyi eleştirerek "Anayasamız zaten Cumhurbaşkanına hayli geniş yetkiler sunmaktadır. Meşhur 367 krizinin kaynağını da bu yatmaktadır. Bu sebeple Cumhurbaşkanının yetkilerinin güçlendirilmesini doğu bulmuyorum" diye konuştu.

'DEMOKRATİK DÜNYADA ANAYASA MAHKEMESİ ÜYELERİNİ PARLAMENTO SEÇER'

Anayasa Mahkemesi'nin yapısında ki değişiklikleri de yeterli görmediğini belirten Yazıcı, Anaysa Mahkemesi üyelerinin demokratik dünyada örneklerinde üyelerinin tümünün veya önemli bir kısmının parlamento tarafından seçildiğini söyleyerek Almanya, Macaristan, Polonya ve Fransa mahkemelerini örnek gösterdi. Yazıcı,"Taslakta sadece 3 üyenin seçimini parlamentoya tanımak suretiyle sınırlı bir yeniliği içermektedir. Üstelik bu üyelerin eğer ilk iki oylamada seçimi gerçekleştirilmezse son oylamada basit çoğunluk ön görülmektedir. Bu isabetli bir yaklaşım değildir" dedi.

'PARTİ KAPATMA TERSTEN ALINMIŞ'

Parti yasakları konusunda ki düzenlemenin de yetersiz olduğunu dile getiren Yazıcı,"dava açma sürecine ilişkin usul kurallarındaki değişiklik yeteriz. Taslağa göre Cumhuriyet Başsavcısı'nın talebi üzerine TBMM bu konuda yetkilendirdiği komisyon bir siyasi parti hakkında kapatma davası açılıp açılmayacağına karar verecek. Bu karar üzerine Cumhuriyet Başsavcısı mahkemeye müracaat edecek. Oysa bunun tam tersi olmalıydı. TBMM bir siyasi partinin kapatılması yönünde dava açmak gerektiğine kara vermeli ve bu karar üzerine Başsavcılı harekete geçmelidir" diye konuştu. Yazıcı kapatma yaptırımı ile ilk kez karşılaşan Almanya'da uygulamanın bu yönde olduğunu söyledi.

'KUVVETLER BİRLİĞİ YARATILMASI ELEŞTİRİLERİ HAKSIZ'

Anaysa Mahkemesi'nin yapısında ki değişiklik ile kuvvetler birliği yaratılmak istendiği yönünde ki eleştirilere katılmadığını belirten Yazıcı, "Demokratik dünyada örneklerinde hepsinde bu mahkeme kompozisyonu üzerinde parlamento iradesi belirleyicidir. 1961 Anayasası da Anaysa Mahkemesinde parlamento ve Cumhuriyet Senatosu'nun üye seçmesine olanak tanımaktadır. Bu yöntemden vazgeçilmesi de 1970'lerin ikinci yarısında TBMM'nin Anayasa Mahkemesi'nde boşalan üyeliklere seçilecek üye konusunda uzlaşma gösterememiş olmasıdır. Kenan Evren'de anılarında bu yöntemden vazgeçilmesini bu sözlerle anlatmaktadır" diye konuştu.

'AKP-BDP İLE UZLAŞARAK REFERANDUMA GİTMELİDİR'

Kamuoyunda paketin siyasi iktidarın yargıya olumsuz tutumu gibi kötü niyetle değerlendirileceğini belirten Yazıcı, "AKP hangi yöntemle "kısmi bir anaysa değişikliği getirirse getirsin buna benzer tepkilerin ortaya çıkması muhtemeldir. Bu sebeple Türkiye'nin en uygun çözüm yolu tümüyle yeni bir anaysa hazırlamanın gerektiğine kani olmaktadır" diye konuştu. CHP ve MHP'nin değişikliklere destek vermediklerini hatırlatan Yazıcı, Türkiye'nin bu tür reformlara acilen ihtiyacı olduğuna dikkat çekerek, AKP'ye BDP ile uzlaşarak referanduma gitmesinin son derece meşru olduğunu söyledi.
Yazıcı, mevcut değişikliklerin Anaysa Mahkemesinin bizzat hazırladığı reform projesi ile örtüştüğünü, Barolar Birliğinin taslağı ile paralel olduğunu söyleyerek değişiklik paketinde ki olumluluklara ilişkin, "Ombudsmanlık kurumunun getirilmesi olumlu bir adım. Pozitif ayrımcılık olumlu bir kural. Anayasanın 84.maddesinde yer alan kapatılan bir siyasi partinin eylem ve sözleri ile kapatılmaya neden olan milletvekillerinin milletvekilliklerini düşürülmesi olumlu bir adım" sözleriyle destek verdi.

ÜMİT KARDAŞ: RUHU VE FELSEFESİ AYNEN DURUYOR

Türkiye'nin mevcut devasa sorunların çözümü için gerekli olanın tamamen anayasanın değiştirilmesi olduğunu belirten emekli Askeri Savcı Ümit Kardaş, "Ruhu aynı, felsefi aynen duruyor. Sorunları çözecek bir değişiklik paketi değil ama biraz ferahlık yaratacaktır" dedi. Yeni ve sivil bir anayasanın yapılamayacağını belirten Kardaş, "Değişiklikler kısmi olsa da olumlu ise desteklemek gerek. Hemen reddetmemek gerekir" dedi. YAŞ kararlarının yargıya tabi olmasını olumlu bir gelişme olduğunu belirten Kardaş, "Askeri yüksek mahkemeler duruyor. MGK duruyor. Hangi kurum olursa olsun idari denetime açılması gerekir" diye konuştu.

(diha)