05 Eylül 2010, Pazar

GENÇLİK CEPHESİNDE REFERANDUM:

CEM BAHTİYAR: 'Yetmez ama devrimciyim'

Referanduma bir hafta kaldı. Basında çıkan haberleri, yazıları takip ediyoruz hep beraber. Statükocu güçlerin, yapı ve kurumlarının, düzen partilerinin, neden 'hayır' dediğini anlamak için alim olmaya gerek yok. Peki kimler 'evet' diyor? Sadece AKP mi? 'Bir başka evet'çiler(!) de var.

CEM BAHTİYAR solidarieta89@gmail.com

AYM'nin 27 Mayıs, HSYK'nın 12 Eylül ürünü olduğunu, bu kurumların Kemalistlerin elinde olup, meclisin iradesini belirlediğini, statükonun ülke yönetimindeki paradigması analizinde, bana göre hiçbir sorun yok. Fakat, paketin onayı ile, bu kurumlarda varolan statükonun tasfiye edileceğini savunmaktalar. Oysa tasfiye değil, çeşitlenme ya da el değiştirmesi söz konusudur. Paketteki 'reddi şart' maddeleri defalarca söylemekten yorulmuş bir halde, referandumun temel amacını, niyetini kısaca böyle özetleyebiliriz. Yani; ulema, yargıda söz sahibi olacaktır ya da var olan güçlerle kardeşçe bu kurumları paylaşacaktır Ancak 'doğru tavır' konusundaki tartışmalar, gün geçtikçe çirkinleşiyor sanki. Tabanla alakasız 'elit zümrenin', ne kadar sosyalist olabileceği sorularını akıllara getiriyor, 'bir başka evet'çiler.

Referandumdaki doğru tavrın ne olduğunu en iyi onlar biliyorlar. 'Hayır' cephesi, doğal olarak taşlanırken, 'Boykot' cephesi, ülkenin batı bölgelerinde 'gereksiz' diye nitelendiriliyor. Evet, 'boykot gereken ve gerekmeyen bölgeler' diye harita üstünde bir çalışma yapmışlar. Kürt bölgelerindeki 'boykot' tutumunu haklı bulup, desteklediklerini söyleyerek, batı bölgelerinde yaşayan Kürt yurttaşların, kendi saflarında yer almasını istiyorlar.

'Bir başka evet'çilerin söylemlerinden biri de; AKP iktidarının, her alanda 'tam yetki'ye sahip olmasının geçici bir durum olduğunu, yarın bir sosyalist iktidar geldiğinde, bu durumdan yararlanabileceğini düşünmekte olmaları. Bu denli hayalperest ve Polyannacı bir yaklaşımın tehlikesini ya sezemiyorlar ya da oportünistler. ''Oportünizm bukalemun gibidir. Çeşitli kılıklara bürünerek sosyalist hareket içinde ortaya çıkar.'' Mahir Çayan'ın oportünizm üzerine yazdığı bir tezdeki bu cümle, durumu daha net açıklıyor. 'Bir başka' 'evet'çiler, referandumdaki tutumları ile tam anlamıyla bu tarife uymaktadırlar.

Bahsi geçen 'bir başka evet'çilerin kimler olduğu ortada. Irkçılığa, militarizme, çevre felaketlerine karşı ve savaş karşıtı çalışmalarına, gönülden destek verdiğim bu yapılar, referandum sürecinde izledikleri politikalarla, beni hayrete düşürüyor. Karşı oldukları vesayetlerden, rejimlerden medet ummalarını anlamak güç doğrusu. Sosyalist hareketlerin daha çok birlikte hareket etmesi gereken günümüz Türkiye'sinde, 'yetmez ama devrimciyim' gibi bir anlayış; hem trajik, hem de komiktir.