12 Ekim 2010, Salı

Varto'da 14 köye 'korucu ol' baskısı

Muş'un Varto İlçesi'nde Omcalı (Kêranlig) Jandarma Karakol Komutanı'nın köy muhtarlarına köylülerin koruculuğu kabul etmesi için baskı uyguladığı iddia edildi. Varto Belediye Başkanı Gülşen Değer, "Devlet koruculuk sistemini lağvetmesi gerekirken, kardeşin kardeşi öldürmesini beklemektedir" diye konuştu.

Bölgede yargısız infazlardan insan kaçırmaya, tecavüzden gaspa birçok olayın kaynağı olan ve bölgede suç dosyası oldukça kabarık olan koruculuk sistemi Varto'da oluşturulmak isteniyor. Birçok korucunun silah bıraktığı, birçoğunun artık operasyonlara çıkmak istemediği ve birçoğunun şimdiye kadar taşıdıkları silahtan pişmanlık duyduklarını belirterek, istifalarını sunduğu ve Kürt sorununun çözümü konusunda yoğun tartışmaların yaşandığı bir dönemde Muş'un Varto ilçesine bağlı köylerde askerin koruculuk dayatmasında bulunduğu öğrenildi. 4 Nisan 1985'de başlatılan ve köylülerin koruculuğu kabul etmesi için tehditlerle, baskılarla, köylerinin yakılmasıyla yüz yüze kalmalarına rağmen, Muş'un Varto ilçesinde koruculuk sistemi oluşturulamazken, Kürt sorununda demokratik çözüm tartışmalarının sürdüğü ve KCK'nin ilan ettiği eylemsizlik sürecinde Varto'nun birçok köyünde tehdit ve baskılarla yeniden koruculuk dayatılıyor. Omcalı (Kêrenlag) Jandarma Karakol Komutanı, karakola bağlı Omcalı (Kéranlig), Çayönü (Dirba), Ünaldı (Eskender), Alnıaçık (Selçuk), Gelintaşı (Yekmal), Göltepe (Şéxpîr), Çayönü (Dirba), Çavuşlu (Goma Çavuş), Karapınar (Qerepungar), Karaköy (Qerekoy), Yeşilpınar (Viranç), Dönertaş (Sariç), Batlaş (Kevhingiv) ve Kuşluk (Yekmal) köy muhtarlarını arayarak köylülerin korucu olması için baskı yaptığı iddia edildi.

'HER KÖYDE ON BEŞ KİŞİ KORUCU OLMAK ZORUNDA'

İsminin açıklanmasını istemeyen bir köy muhtarı, Omcalı Jandarma Karakol Komutanı'nın kendisini arayarak, "Her köyde 15 kişi korucu olmak zorunda. Bunun için köyünüzle konuşulup korucu olmaları yönünde ikna edin. İkna edemiyorsanız köylüleri toplayın, biz gelip köylüleri korucu olmaya ikna edelim" dediğini söyledi. Karakol komutanının istemine olumsuz cevap verdiklerini ve böyle bir çalışma içinde yer almayacaklarını belirten köy muhtarı, "Komutana 1990'lı yıllarda köylülerin koruculuğu kabul etmediğini, bu dönemde asla koruculuğu kabul etmeyeceklerini söyledim. Koruculuk için köyde toplantı düzenlemeyeceğimi ve köylülere de bunu aktaramayacağımı söyledim. Böyle bir çalışma yapacaklarsa da bu çalışmanın içinde yer almayacağımı söyledim" dedi.

'BASKI YAPARAK KÖYLÜLER KORUCU OLMAYA ZORLANIYOR'

Varto'da koruculuk sisteminin oluşturulmak istendiğini söyleyen BDP Varto İlçe Başkanı Sırrı Sever, Kürt sorunun barışçıl demokratik çözümünün tartışıldığı bir dönemde devletin koruculuk sistemini uygulamak istemesinin, tasfiye politikalarında ısrar etmesi anlamına geldiğini söyledi. Sever, Varto'da karakol komutanlarının köy muhtarları üzerinde baskı uygulayarak koruculuğu dayattığını belirterek, "Varto'da savaşın, baskıların, köy yakmalarının en yoğun yaşandığı dönemlerde bile koruculuk kabul edilmemiştir. Barış sürecinin konuşulduğu bu süreçte ise, bölgemizde kontra faaliyetler ile halk korkutulmak, sindirilmek istenmekte ve karakol komutanlarının baskıları ile de koruculuk oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bunları gördüğümüzde, duyduğumuzda acaba devlet nasıl bir barış istiyor? Devlet, haklarını isteyen, özgürlük isteyen Kürdü tasfiye ederek kendi Kürdünü yaratmak istiyor" diye konuştu. Sever, hükümete seslenerek, "Bu halk bugüne kadar koruculuk sistemini kabul etmediği gibi bugün de tasfiye politikalarını kabul etmeyecektir. AKP hükümeti ve devlet tasfiye politikalarını geliştireceğine, Kürt halkının diline, kültürüne saygılı olmalı ve Kürt halkının talep ve istemleri çerçevesinde çözüm aramalıdır" dedi.

'HALK DÜN NASIL ONURLU TAVIR GÖSTERMİŞ İSE BUGÜN DE ONURLU TAVRINI SÜRDÜRECEKTİR'

Varto Belediye Başkanı Gülşen Değer ise, koruculuk baskılarına tepki göstererek Kürt sorunun barışçıl demokratik çözümü için KCK'nin ilan ettiği eylemsizlik sürecinin tek taraflı olmaktan çıkarak çift taraflı olması gerektiğini söyledi. Değer, "Başbakan referandum sürecinde halkın karşısına çıkarak 'Türkiye'de 70 milyonun acısı ortaktır' diyordu. Bunu söylerken diğer taraftan da annelerin yüreğini bin parçaya bölerek, Kürt annelerine parçalanmış evlatlarının cenazelerini gönderiyordu. Bugün de koruculuk sisteminin lağv edilmesi gerekirken koruculuk oluşturulmaya, geliştirilmeye çalışılıyor. Varto üzerinde de bu oyunlar oynanmak istenmektedir. Varto halkı otuz yıllık özgürlük mücadelesinde nasıl ki onurlu bir tavır takınmış ve korucu olmamışsa bugün de o onurlu tavrını gösterecektir. Devlet Kürt halkının taleplerini dikkate alarak barış sürecini sonuca götürmelidir. Bu halktan kardeşin kardeşi öldürmesini beklememelidir. Bu süreçte tasfiye politikalarından umut beklememeli, Kürt halkının muhatapları ile sorunu çözmelidir" dedi.

DİHA

Bağlantılı Haberler