15 Ekim 2010, Cuma

Tekellerin atık havuzunda çırpınmak

ERDAL KALKAN erdalkalkan11@gmail.com

Tuna ve kolları kırmızıya boyandı çoktan, yüklendiği kırmızı çamuru, yoluna devam ederken dibine bıraktıklarının haricinde Karadeniz'e taşıyor. Yaklaşık 1 milyon metreküp kimyasal! Yazılan rakamın kapladığı hacmi, düşündüğümüzde nasıl büyük bir felaket yaşandığını ancak idrak edebiliyoruz.

Çoğumuz Avrupa'nın ortasında böyle bir felaketin olmasını şaşkınlıkla karşılıyor. Çünkü Avrupa ileri teknoloji kullanır, Avrupa'da böyle bir işlem mutlaka önlemi alınarak yapılır, iş ve işçi güvenliğinin gereklerini yerine getirerek yaparlar vs. Ama unutuluyor, burası orta Avrupa, batı tekellerinin arka bahçesi.

Macar şirketinin kullandığı teknoloji açık alan madenciliği denen bir teknoloji. Boksitten alüminyum madenini ayıran işlem, içinde yüksek miktarda krom, demir, arsenik ve kurşun gibi ağır metaller bulunduran bir atık bırakmaktadır. Havuzun içinden alüminyum alınınca geriye pas rengine bulanmış bir çamur kalıyor. Buna kırmızı çamur diyorlar. Büyük havuzlarda toplanan bu atıklar baraj duvarlarının yıkılması ile sekiz kişinin ölümüme, 200 kişinin yaralanmasına, çeşitli kasaba ve köylerin tahliyesine neden oldu. Ajanslar hala diğer bölümlerde 30 milyon metreküp kimyasal atığın yani 'kırmızı çamurun' bulunduğunu ve havuz baraj duvarlarında çatlamalar olduğunu yazıyorlar. Buralara yeni duvarlar örüyorlar, kalınlığı 30 m olacakmış, duvarın önemli bir kısmı bitirilmiş vs.

Aynı teknoloji ülkemizde siyanürlü altın madenlerinde kullanılmaktadır. Aynı havuz mantığı işlemektedir. Her an havuz duvarlarında çatlamalar ve bulunduğu alanın ve çevresinin neredeyse Çernobil'e dönmesi mümkün. İşte toplumsal üretimle, ortaya çıkan toplam ürünün, özel paylaşımı arasındaki çatışmanın çözülmesinin temel gerekçelerinden birisi haline gelen kapitalizmin çevre tanımaz doğası, kar dürtüsü. 1 ons altın için 200 ton toprak 'linç' edilmekte, işlemin posası olan ağır metal çamuru havuzlara kilitlenmeye çalışılmaktadır.

Aynı gerekçelerle ve yöntemlerle yine Manisa'da nikel işlenmektedir. Sırbistan'dan kovulan maden firması dünyanın en büyük maden işletmesi. İşletme sahipleri metalurji.org'un verilerine göre bor işletmeciliği ile de ilgililer.

Memlekette ne kadar kimyasal çamur havuzu var bilmiyoruz. Aslında kapitalizmin yıkıcılığının göstergelerinden olan havuzların bir haritasının çıkarılıp yayınlanmasında büyük yarar olacaktır.

Ancak, 'üçüncü dünya' ülkelerinde uygulanan bu yöntem alternatif üretim yöntemlerine göre oldukça ucuza mal olmaktadır. Kapitalist yönetici erk, insanlara ve doğaya bırakılan milyonlarca ton kimyasal atık madde ile tamamen kirletilmiş bir çevre ve tahrip edilmiş, tüketilmiş bir ülke bırakıyor. Onlar ülke kaynaklarını düşünmemekte; uluslararası tekellerin, Koza altıncılığın, European Nikel'in, BHP Billiton'un çıkarlarını korumaktadır. Devlet ve hukuki sistem ise bu duruma aracı olan yetenekli, çeşitli diller bilen organizatörler gibi çalışıyor. Maşallahları var.

Kırmızı çamur hem Tuna üzerinden Karadeniz bağlantısı ile bize yakınlaşmakta hem de korkunç bir şekilde, kendi çamurlarımızı da idrak etmemize neden olmaktadır. Bütün dünyada cinayet olarak kabul edilen açık alan madenciliği ülkemizi amiyane deyimle darmaduman etmektedir. Her köşemiz neredeyse nükleer bir soykırıma uğrayacak bir potansiyel taşımaktadır.

Yeni kuşağın önündeki en önemli meselelerden biri çevre katliamlarının esas nedeninin kapitalist-emperyalist sistem olduğunun anlaşılmasını sağlamaktır. Güçlü bir kitle hareketi, yetenekli organizatörlerin işine son verebilir. Bilimsel veriler yeni bir maden politikasının mümkün olduğunu göstermektedir. Ancak bilimsel verilerle güçlendirilmiş bir halk hareketi; Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nı uluslararası tekellerin acentesi ve sözcüsü olmaktan çıkaracaktır.

Bağlantılı Haberler