16 Nisan 2013, Salı

Organize sanayi bölgelerinde kadınlara sömürü ve taciz kıskacı

Antep 2. Organize Sanayi Bölgesi'nde bulunan Gürteks İplik Fabrikası'nda çalışan Sibel Işık adlı kadın, organize sanayi bölgelerinde çalışan kadınların bir insandan ziyade cinsel bir obje olarak algılandığına dikkat çekti.

Antep 2. Organize Sanayi Bölgesi'ndeki fabrikalarda çalışan kadınların maruz kaldığı durum, toplumsal cinsiyet rolleri bağlamında ekonomide sürekli engellerle karşılaşan kadınların çalışma yaşamında maruz kaldığı mobinggi tüm çıplaklığı ile gözler önüne seriyor.

GÜRTEKS İPLİK FABRİKASINDA KADIN OLMAK

Antep'te 2. Organize Sanayi Bölgesi'nde bulunan Gürteks İplik Fabrikası'nda çalışan Sibel Işık, fabrikadaki erkeklerin bitmek bilmez tacizine karşı sesini yükselttiği için işten atıldı.

TACİZE SESİNİ YÜKSELTTİĞİ İÇİN ATILDI

Fabrikada 2 ay çalıştığını belirten Işık, organize sanayi bölgelerinde kadınların köleleştirilmeye çalışıldığını ifade etti. 2 bin 500 işçinin bulunduğu bir fabrikada 50-60 kadının çalıştığının altını çizen Işık, böyle bir fabrikada kadın olarak çalışmanın belli başlı sorunlarının olduğunu kaydetti. Işık, o ortamda insan olarak görülmekten ziyade cinsel bir obje olarak algılandıklarını söyledi. Işık, "Bizzat kendim yaşadığım taciz olayları vardı. Bunları orada çalışan her kadın yaşıyordu.

KADINLAR BÜYÜK BİR PSİKOLOJİK BASKI ALTINDA

Bu durum hem erkek işçiler hem de işveren erkekler tarafından oradaki kadınlara yaşatılıyor. Oradaki kadınlar yaşadıklarını işten atılma korkusu nedeniyle ne ailesine ne de çevresindekilere anlatabiliyor. Bu yüzden kadınlar çok büyük bir psikolojik baskı altında kalıyor. Orada sürekli olarak erkeklerin tacizci bakışları altındaydık. Yani bir şeyler yapmasalar, bir şey söylemeseler de bunun rahatsızlığını yaşıyordunuz. Yaşadığım örneklerden bir tanesi, işe ilk başladığımda orada çalışan evli ve çocuk sahibi erkek işçi vardı. Sürekli beni taciz ediyordu. Onu uyarmamıza rağmen çok rahat bir şekilde yine bunu yapmaya devam etti. Orada çalışan bütün kadınlara bu durum yaşatılıyor. Kadınlar bundan rahatsız olmalarına rağmen bir ses de çıkaramıyorlar" dedi.

'KADINLAR RAHATSIZLIKLARINI DİLE GETİRDİĞİNDE BİLE SUÇLU SAYILIYORLAR'

Oradaki kadınların yaşadıklarını "bastırılmış psikoloji" ve "ben yanlış anlaşılırım" mantığıyla kimseyle paylaşmadıklarını kaydeden Işık, toplumun kadınlar hakkındaki yargılarının belli olduğunu söyledi. Bu yargı sonucunda erkeğin tacizine maruz kalan kadının bu rahatsızlığını dile getirmesinin bile suç sayıldığına dikkat çeken Işık, şöyle devam etti: "İlk başta ben de korkuyordum. Acaba bunu dillendirsem ben yanlış anlaşılır mıyım diye.

İŞVEREN TACİZİ ENGELLEYECEK BİR YAKLAŞIM GÖSTERMEDİ

Ama artık tacizler tahammül edilmeyecek bir duruma geldiğinden dolayı çağırıp kendisiyle konuştuğumuzda işte bizden sorumlu olan erkek görevli de geldi. 'İşte ben hallederim siz işinize devam edin' dedi. Ama bir şey değişmedi. Bu sefer de başka kadın arkadaşlara karşı bu davranış tekrarlandı. Orada işverenin de bu tür davranışları engellemeye yönelik bir yaklaşımı olmadı. Daha doğrusu kadınlara yaşatılanların üstü kapatılıyordu. Erkek egemen sistem içerisinde hem işçi hem de işveren tarafından bu tür psikolojik durum kadınlara yaşatılıyor. Daha önceden de bu durumlar yaşanılıyordu. Benim dile getirmemle diğer kadın arkadaşların yaşadıkları durum da ortaya çıktı. Aslında organize sanayi bölgelerinde kadınların kimlikleri eritiliyor. Birer köle haline getirilmeye çalışılıyor. Benim durumumu öğrendiklerinde de bana hiçbir açıklama yapmadan geçmişteki siyasi davalarımı gerekçe göstererek işten çıkarttılar."

EmekDünyası.Net/DİHA-Nazım Daştan