12 Ekim 2010, Salı

Kadınlar krizin yükünü taşımayacak

KESK tarafından, 'Kadın ve Kriz' adıyla yayınlanan kitapta, kapitalizmin son 2008 krizi de dahil olmak üzere, kadınların bu sancılı kriz süreçlerine katılımının nasıl olduğu ve sürekli kriz halini derinleştiren bu ekonomik bunalımlar karşısında kadınların nasıl bir mücadele hattı oluşturması gerektiğine işaret ediliyor.

NAGİHAN AKARSEL

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), 'Kadın ve Kriz' adıyla yeni bir kitap yayınladı. 31 Ocak-1 Şubat tarihleri arasında KESK tarafından Ankara'da düzenlenen ve KESK'e bağlı sendikaların şube ve il temsilciliklerinin kadın sekreterleri ile kadın birimlerinden toplam 200 kişinin katıldığı 'Kriz ve Kadın' konulu forumun tam metninin sunulduğu kitapta, 'Biz kadınlar krizin yükünü taşımayacağız' ek başlığı yer alıyor. Forumda ele alınan konuların hala güncelliğini koruduğuna dikkat çekilen çalışmada, var olan sorunların gün geçtikçe emekçiler açısından daha da yakıcı hale geldiğine vurgu yapılıyor. Kapitalizmin son kriziyle birlikte emekçilerin kazanılmış haklarını gasp etmeye, sosyal devleti küçültmeye, iş güvencesini ve sosyal güvenlik hakkını ortadan kaldırmaya yönelik düzenlemeleri meşrulaştırma çabalarının hız kazandığına işaret edilirken, "Bu sancılı sürece kadınların katılımı nasıl olmaktadır? Yaşamakta olduğumuz sürekli kriz halini ağırlaştıran kapitalizmin bu son krizi karşısında nasıl bir mücadele hattı geliştirmeliyiz?" sorularından yola çıkılıyor. 'Kriz, kadın emeği ve kadın örgütlenmesi', 'Kriz toplumsal muhalefet ve Kadın Hareketi' başlıkları altında iki bölüm halinde işleniyor.

'KRİZİ AŞMAK İÇİN KADIN İŞGÜCÜ KULLANILIYOR'

1929 ekonomik krizinden günümüze kadar yaşanan krizlere değinen Kocaeli Üniversitesi'nde Yrd. Doç. Dr. Betül Urhan, kriz ve kadın emeğinin daha çok tartışıldığı dönemin 1980 sonraları olduğunu ifade etti. Kadın emeğinin tarihin her döneminde olduğunu ifade eden Urhan, bunun sürekli şekil değiştirdiğini, ama 1980'lerde büyük kriz sonrasında yeniden yapılandırma sürecine girdiği dönemler olduğunu ifade ediyor. Bir çok geri kalmış ülkenin krizi aşmak için kadın işgücünü kullandığına işaret eden Urhan, bunun nedeninin de kadın işgücünün kırılgan, esnek, örgütsüz ve ucuz olmasından kaynaklı olmasına dikkati çekiyor. Kriz dönemlerinde özellikle kadın işsizliğinin arttığına işaret eden Urhan, toplum nezdinde de kadının işsizliğinin daha çok kabul gördüğünü ifade ediyor.

'KRİZİN ÖZEL BİR ANLAM VE ÖNEMİ VAR'

Ankara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü'nde Doç. Dr. Alev Özkazanç, 'Kriz toplumsal muhalefet ve kadın hareketi' başlığı altında 2008'de patlak veren krizin özel bir anlam ve önemi olduğunu belirterek, neo-liberalizmin bugün gündemini nasıl etkilediğini anlatıyor. Feminizmin artık miadını doldurmuş olan eski tür refah devletinin yerine emeğin bugün geçirdiği radikal dönüşümleri ve kadın emeği meselesini de içine alan yeni tür sosyal refah devletinin gelişmesi için büyük bir baskı yaptığını savunan Özkazanç, ikinci olarak feminizmin demokrasinin kurumsal çerçevesini çok aşacak şekilde, radikal demokratik formların icat edilmesi için özel bir önemi olduğunu kaydediyor. Kadın hareketinin genel olarak toplumsal muhalefet hareketleri ile birlikte içine çekilmesi muhtemel olan bazı tuzaklardan bahseden Özkazanç, bu tuzakların bu kara deliklerin günümüzde bu derin kriz ortamının teşvik ettiği türden şeyler olduğunu ifade ediyor. Kendiliğinden ve reaksiyonal bir şekilde hareket etmenin bu sözü edilen tuzaklara düşme ihtimalini daha da arttıracağını ifade eden Özkazanç, 'Feminizm herkes içindir' sloganının esas alınması gerektiğini ifade ediyor.

Eğitim-Sen, SES, BES, Tüm Bel-Sen, Yapı Yol-Sen, BTS kadın sekreterlerinin atölye çalışmaların da yaptıkları sunumların da yer aldığı kitapta, krizin eğitim emekçisi, sağlık emekçisi, belediye ve demiryolu olmak üzere tüm alanlarda çalışan kadın emekçilere nasıl yansıdığına yer veriliyor.

DİHA