03 Haziran 2012, Pazar

Yasakçı yasalar ve özgürlükçü anayasa

AYHAN BİLGEN ayhanbilgen@yahoo.com

Eskiler boşuna dememişler, "usül esastan önce gelir" diye.  Hayatın seyrinden bağımsız bir özgürlükçü anayasa yazma işine bir kez kapı aralarsanız ortaya çıkacak olan bugünkünden farklı olmaz. Yol temizliği ve ortamın demokratikleşmesinde ısrarcı olursak iktidar partisi tarafından "yeni anayasayı engellediler" propagandasına maruz kalırız korkusu bizi bu noktaya getirdi.

Bir yandan Uludere olayı örtülüyor, diğer yandan Kürtaj yasağı gündemleştiriliyor, memura  dört artı dört  zam layık görülürken, THY çalışanlarına grev yasağı getirilebiliyorsa bu sadece iktidarın başarısı değil muhalefetin de işlevsizliği olarak da değerlendirilmelidir.

Bu gün süren anayasa hazırlık yöntemi buna cevaz veriyor. Yani bir yandan süslü özgürlükçü cümleler yazmaya devam ederken diğer yanda, bir gün iş bırakanları tümden işten atabiliyorsunuz. Bu yaman çelişkinin sorumluları, suç ortakları tarih ve toplum önünde hesap verecektir.

Bu oyun devam ederken itiraz etmeyenlerin yarın film koptuğunda söyleyecekleri sözün de çok anlamı olmayacak. Sonunun neye hizmet edeceğini bildiğiniz halde karşı duramadığınız bir süreç "masadan kalkarsak aleyhimizde kullanırlar" gerekçesi ile savunulamaz.

DTK ve BDP eş başkanlarının da içinde bulunduğu 8 vekil hakkında KCK suçlaması ile fezleke hazırlanıyor ve mevcut anayasadaki "milletvekili hakları" yok sayılarak yargılama devam ettirilirken, yeni anayasa yazmak ne anlam ifade ediyor ?

İçinden geçtiğimiz süreç, iktidarın sadece muhalefetle değil bütün toplumsal dinamiklerle "kedi-fare" oyunu oynama hevesini gözler önüne seriyor. Türkiye'nin önündeki büyük tehlikeler ve yaşamaya devam ettiği felaket boyutundaki  düzenlemeler dikkatlerden uzak tutulmaya çalışılıyor.

Bir yerde oyunun kuralları bile keyfi olarak değiştiriliyor ve siz minder dışına itiliyorsanız, durumun figüranı olmamanın yollarını düşünmek zorunda olursunuz.

Ne pahasına olursa olsun masadan kalkan taraf olmama stratejisi telafisi imkansız bir noktaya doğru hepimizi sürüklüyor.

Araba uçurumdan yuvarlandıktan sonra frenlerin tutmadığını fark etmenin anlamı kalmaz.