24 Haziran 2013, Pazartesi

Şiddet gören gazetecilerden polise suç duyurusu

Türkiye Gazeteciler Sendikası İstanbul Şubesi, Taksim direnişini takip ederken polisin saldırısına uğrayan, gözaltına alınan, tehdit edilen gazetecilerle birlikte suç duyurusunda bulundu, sorumluların yargılanmasını istedi.

Çağlayan Adliyesi önünde buluşan gazeteciler, Gezi Parkı direnişinde polisin gazetecilere yönelik tutumunu protesto ederek, uygulanan şiddetin birinci dereceden sorumlusu olduğunu ifade ettikleri İstanbul Valisi, İstanbul Emniyet Müdürü başta olmak üzere sorumlular hakkında suç duyurusunda bulundu.

'POLİS ŞİDDETİNE SON'

"Polis şiddetine son! Sorumlular yargılansın" pankartını açan gazeteciler, sloganlarla polis şiddetini protesto etti, tüm baskılara rağmen yazmaya devam edeceklerini duyurdu.

TGS İstanbul Şube Başkanı Gökhan Durmuş burada yaptığı açıklamada, Gezi direnişini takip eden en az 28 basın emekçisinin, polisin kullandığı gaz bombaları, plastik mermiler ve tazyikli su ile yaralandığına dikkat çekti, "Bu basın emekçilerinden bazıları, habercilik yaptıkları için polis tarafından özellikle hedef alınarak yaralandılar" dedi.

EN AZ 14 BASIN EMEKÇİSİ, GAZETECİ OLDUĞUNU SÖYLEMESİNE KARŞI GÖZALTINA ALINDI

En az 14 basın emekçisinin alanda çalıştıkları sırada gazeteci olduklarını söylemelerine karşın gözaltına alındığını belirten Durmuş, "Sarı basın kartı olmadığı için gözaltına alınan veya görev yapması engellenen gazeteciler oldu. Bazı gazetecilerin onlarca çevik kuvvet polisi tarafından dövülerek gözaltına alındığı, kamerayla da görüntülendi" diye konuştu.

DİRENİŞİN ARDINDAN CADI AVI BAŞLATILDI

Gezi Parkı'nın boşaltılmasının ardından adeta "cadı avı"nın başladığını kaydeden Durmuş, şöyle konuştu: "Gezi Parkı'nın boşaltılmasının ardından başlatılan 'cadı avı'nda, penguen belgeseli yayınlamak yerine habercilik yaparak siyasi iktidarı rahatsız ettikleri anlaşılan basın kurumlarına şafak baskınları düzenlendi. Biri Atılım gazetesi, biri Özgür Radyo çalışanı olan iki gazeteci evleri basılarak gözaltına alındı. Etkin Haber Ajansı'nın ve Atılım gazetesinin teknik işlerinin yapıldığı Güneş Ajans'ın tüm arşivine el konuldu. Ajans basıldığı sırada içeride bulunan iki kadın gazeteci ise haklarında gözaltı kararı olmamasına karşın 14 saat binada alıkonuldu, çıplak arama işkencesine ve hakaretlere maruz bırakıldı."

GÖKHAN DURMUŞ: BU UTANÇ VERİCİ TABLONUN SORUMLUSU SİYASİ İKTİDAR VE İKTİDARA BAĞLI POLİS GÜÇLERİDİR

TGS İstanbul Şube Başkanı Gökhan Durmuş, İstanbul'un yanı sıra diğer illerde gazetecilerin şiddetin hedefi olduğunu kaydetti, "Bu utanç verici tablonun sorumlusu siyasi iktidar ve iktidara bağlı polis güçleridir. Basın emekçilerine saldıran polis, aynı zamanda halkın haber alma hakkına, basın ve ifade özgürlüğüne saldırmıştır. Gerçekler bu yolla susturulmaya, halktan saklanmaya çalışılmıştır" dedi.

'ŞİDDET UYGULAYANLAR AÇIĞA ÇIKARILMALI VE GÖREVDEN ALINMALIDIR'

Basın emekçilerine yönelik saldırıları protesto eden Durmuş, son olarak şunları söyledi:
"Bu şiddeti uygulayan polislerin derhal ortaya çıkarılmasını, görevden alınmasını ve cezalandırılmasını istiyoruz!
Başta İstanbul Valisi ve İstanbul Emniyet Müdürü olmak üzere, bu şiddetin sorumlusu olan tüm devlet yetkililerinin görevden alınmasını ve yargı önüne çıkarılmasını talep ediyoruz. Halkın özgürlük talebine kulak tıkayıp bu talebi şiddetle bastırmaya çalışan AKP hükümetini ve Başbakan Erdoğan'ı istifaya çağırıyoruz.
Son olarak medya patronlarına, yöneticilerine sesleniyoruz: En az 28 gazetecinin yaralanması, basın emekçilerinin iş güvenliğinden yoksun çalıştığının da somut bir göstergesidir. Basın emekçilerinin iş güvenliğinden siz sorumlusunuz! İş güvenliği tedbirlerinin derhal alınmasını talep ediyoruz."

ALMAN GAZETECİLER SENDİKASI'NDA AÇIKLAMAYA DESTEK

Açıklamaya katılan Almanya Gazeteciler Sendikası Yöneticisi Michael Backmund, Gezi direnişinde gazetecilerin karşılaştıkları baskıları takip etmek için İstanbul'a geldiklerini hatırlattı, "Bir süredir de KCK Basın Davası'nı takip ediyoruz. Basın emekçilerinin Türkiye'de maruz kaldıkları durumu iyi biliyoruz" dedi.

'HAK İHLALLERİ BİREYSEL DEĞİL KURUMSAL YAPILIYOR'

Durmuş'un ardından söz alan Alman Gazeteciler Sendikası Yöneticisi Mıchael Backmund ise, sön dönemlerde Türkiye'de basın emekçileri üzerinde baskıların gittikçe arttığını ifade etti. Özelikle son bir buçuk yıldır tutuklu bulunun Kürt gazeteciler ile ilgili raporları takip ettiğini ve Silivri'ye giderek duruşmaları bizzat takip ettiklerini belirten Backmund, "Severek yazılarını okuduğumuz birçok Kürt gazeteci şu an cezaevinde. Bu basın özgürlüğü açısından kabul edilemez bir şeydir" dedi. Gezi Parkı direnişi sırasında sadece gazetecilerin değil, doktorların, avukatların da hedef alındığını ifade eden Backmund, "Yaptığımız görüşmelerde yaşanan bu hak ihlallerinin bireysel değil kurumsal yapıldığı anlaşıldı" dedi.

'BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ HERYERDE TEHDİT ALTINDA'

Türkiye'nin imza attığı uluslararası sözleşmelere aykırı davrandığının altını çizen Backmund, "Sadece gazeteciler değil, doktorların, avukatların, mühendislerin de mesleğini yapmasına engel olunuyor. Savaşlarda bile iki taraf doktorların çalışmasını güvence altına alır. Ancak doktorlar gözaltına alındılar" diye konuştu. Backmund, ekonomik krizle birlikte Avrupa'da da basın özgürlüğüne yönelik saldırıların arttığına dikkat çekti. Açıklamanın ardından gazeteciler adliye binasına girerek, suç duyurusunda bulundu.

EmekDünyası.Net/ETHA-DİHA