22 Temmuz 2013, Pazartesi

İşten çıkarılan gazeteciler TGS'de buluştu:

Gezi direnişi sürecinde 59 gazeteci işten çıkarıldı, istifaya zorlandı

TGS İstanbul Şubesi, 27 Mayıs'tan bu yana en az 59 basın emekçisinin işinden olduğunu, zorunlu izne gönderilen en az 14 basın emekçisinin ise durumunun belirsizliğini koruduğunu açıkladı.

Gezi direnişi sürecinde işten çıkarılan ve istifaya zorlanan gazeteciler Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) İstanbul Şubesi tarafından düzenlenen basın toplantısında bir araya geldi.

TUĞÇE TATARİ: ARKAMDAN BU MİLİTANDIR ONDAN İŞTEN ÇIKARDIK DENİLDİ

TGS Genel Merkezi'nde düzenlenen basın toplantısında konuşan NTV Kültür Sanat Editörü Hasan Cömert, "Gezi olayları, anaakım medyanın aslında gazetecilik yapmadığını bizlere kanıtlamış oldu" dedi. TMSF tarafından devralındıktan sonra yayın çizgisi hükümet güdümüne giren Akşam gazetesindeki işinden çıkarılan gazeteci Tuğçe Tatari de kendisi işten çıkarıldıktan sonra arkasından "Bu militandır, ondan çıkardık" denildiğini ifade etti.

İŞTEN ÇIKARILAN GAZETECİLER TGS'DE BASIN TOPLANTISI DÜZENLEDİ

TGS İstanbul Şubesi Gezi direnişinin ardından son dönemde yaşanan ve halen süren işten atmalar ve istifalarla ilgili işten çıkartılan gazetecilerle birlikte TGS Genel Merkezi'nde basın toplantısı düzenledi. TGS İstanbul Şube Başkanı Gökhan Durmuş, istifa eden NTV Kültür Sanat Editörü Hasan Cömert ve Akşam gazetesi muhabiri Tuğçe Tatari'nin de katıldığı basın toplantısında toplantı salonuna "Baskıyı durdurun", "İşten atmalara son" ve "Sansür baskı kovulma hep aynı hava" dövizleri asıldı.

GÖKHAN DURMUŞ: TESPİT ETTİĞİMİZ EN AZ 59 BASIN EMEKÇİSİ İŞTEN ÇIKARILDI, 37 İSTİFA VAR, EN AZ 14 GAZETECİ DE ZORUNLU İZNE ÇIKARILDI

Açıklama yapan TGS İstanbul Şube Başkanı Gökhan Durmuş, konuşmasına "Siyasi iktidar ve patron baskısına karşı halkın haber alma hakkı için direnen, istifa etmek zorunda kalan, işten atılan meslektaşlarımızın yanındayız" diye başladı ve 27 Mayıs'tan bu yana yalnızca sendikanın tespit edebildiği kadarıyla en az 59 basın emekçisinin işinden olduğunu, zorunlu izne gönderilen en az 14 basın emekçisinin ise durumunun belirsizliğini koruduğunu söyledi.

59 basın emekçisinin 22'si işten çıkarılırken, 37'sinin ise istifa etmek durumunda kaldığını belirten Durmuş, listeye her geçen gün yeni gazetecilerin isimlerin eklendiğini söyledi. Durmuş, "TMSF'nin el koymasının ardından hükümete yakın sermaye gruplarına satılan ve yayın çizgisi değiştirilen medya kuruluşlarında da işten atmalar sürüyor" dedi. Durmuş, bu istifaların ve işten atmaların büyük çoğunluğunun, Gezi Parkı direnişinde medya kuruluşlarının izlediği sansüre ve dezenformasyona dayalı yayın politikalarıyla doğrudan ilişkili olduğunu söyledi.

'BASIN EMEKÇİLERİ GAZETECİLİKLERİYLE DİRENDİLER'

Basın emekçilerinin, AKP iktidarının ve işverenlerin baskısına, sansür ve dezenformasyona karşı gazetecilikleriyle direndiklerini ifade eden Durmuş, "Meslektaşlarımız halkın doğru haber alma hakkı için çabaladılar ve bunun bedelini işlerini kaybederek ödediler. Kiminin dergisi kapatıldı, kiminin televizyon programı kaldırıldı, kiminin yazısı, haberi sansürlendi. Twit attığı için işten atılan meslektaşlarımız oldu. Bir meslektaşımız, yalnızca çalıştığı işyerinin önünde eylem yapan protestoculardan birine selam verdiği için kovuldu" diye konuştu.

MEDYA EN KARANLIK DÖNEMLERİNDEN BİRİSİN YAŞIYOR

Medyanın, halka değil iktidara hizmet ettiğini, bunun için sansür ve dezenformasyona dayalı yayın politikasıyla halkın haber alma özgürlüğünü gasp ettiğini kaydeden Durmuş, medyanın en karanlık dönemlerinden birini yaşadığını ifade etti.

Durmuş, "Siyasi iktidar, medya patronlarıyla kurmuş oldukları çıkar ilişkileri üzerinden medya üzerindeki tahakkümü her geçen gün daha da güçlendirirken, bu baskılara gazetecilik faaliyetleriyle; haberleri, yazıları, programlarıyla direnen medya emekçileri mobbinge uğruyor, işten atılıyor, istifa etmek zorunda bırakılıyor” dedi.

'MEDYADAKİ ÖRGÜTSÜZLÜK BASIN EMEKÇİLERİNİ SAVUNMASIZ BIRAKIYOR'

Medyadaki örgütsüzlüğün basın emekçilerini savunmasız bıraktığına dikkat çeken Durmuş şöyle devam etti: "Kalemimiz üzerindeki baskılara, güvencesiz çalıştırılmaya, haklarımıza dönük saldırılara karşı etkin bir mücadele yürütmenin yegane yolu örgütlenmekten geçiyor. Tüm meslektaşlarımızı, TGS'de örgütlenmeye ve birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz."

Hükümete ve medya patronlarına da seslenen Durmuş, "Bu kıyıma ve bakıya derhal son verin. Siz ne yaparsanız yapın bu ülkede melek onuruna sahip çıkan, gerçeğin peşinde koşan, halkın haber alma hakkı için bedeli ne olursa olsun direnen gazeteciler her zaman olacak" dedi. Durmuş, konuşmasını "Bırakın işimizi yapalım" diye tamamlandı.

GEZİ'YE SEMPATİ DUYUYOR KOVUN!

Durmuş'un ardından TMSF'nin Akşam Gazetesi'ne el koymasının ardından işten atılan Tuğçe Tatari, 6 yıldır çalıştığı Akşam'dan "Gezi direnişine sempati ile bakma" gerekçesiyle atıldığını söyledi. Tatari, "Beni işten çıkardıklarından sonra arkamdan 'bu militandır ondan çıkardık' diye söylemişler. Kimse benim ne olduğum ve sempati duyduklarım için beni yargılayamaz. Bunun tartışması bile doğru değildir" dedi.

TATARİ: TMSF AKŞAM'I 'TEMİZLEDİ'

Kendisi gibi çok sayıda kişinin işten atıldığını hatırlan Tatari, "Bizi çıkardıktan sonra gazetenin yeni yönetimi -aslında TMSF bir devlet kurumu, gazete yönetimi demek ne kadar doğru bilmiyorum- kendi arkadaşlarını, eşlerini, dostalarını, kızlarını bir takım yerlere yerleştirdiler ve kısa süre sonra gazetenin içi onların deyimi ile temizlendikten sonra gazetenin satışını gerçekleştirdiler" diye konuştu. Tuğçe Tatari, işten çıkarılmadan 10 gün önce internet sitelerinden işten çıkartıldığı haberlerini duyduğunu söyledi. TMSF'nin yetkisini aşarak hükümete yakın yayın yaptığını söyleyen Tatari, bunun meslek ahlakına aykırı olduğu gibi hukuksuz olduğunu bildirdi. "Devletin memurları, TMSF'nin memurları benim neye sempati ile bakacağımı belirleyemez" diyen Tatari, ekledi: "Gezi'nin dışında kalmamız istendi. Gezi'nin dışında kalmak çok acıklı bir durum olurdu."

HASAN CÖMERT: GEZİ DİRENİŞİYLE MEDYANIN GERÇEK YÜZÜ AÇIĞA ÇIKTI

İstifa eden NTV Kültür Sanat Editörü Hasan Cömert ise, Gezi direnişi ile medyanın gerçek yüzünün açığa çıktığını söylerken, işten atılmasına ise hiç şaşırmadığını söyledi. Aslında bu tür toplumsal olayların bölgede sürekli yaşandığını ama ilk defa Gezi direnişi ile kendilerine bu kadar fazla yansıdığını belirten Cömert, "Kendimizi kirlenmiş hissettik, çünkü işe girdiğimizden beri bize yapılmaması gereken şeyler öğretiliyor. Hangi haberleri nasıl yapman gerektiği sana öğretiliyor. Bu bile yeterince korkunç bir şey" dedi.

'MEDYA'DA DA GEZİ BENZERİ PATLAMA OLACAK'

Cömert, iktidarın muhalefete yönelik baskılarını eleştirdi, en küçük muhalefete bile itiraz edildiğini söyledi. Cömert, ekledi: "Madem bu kadar haklısınız neden korkuyorsunuz? Haklılığınız sizi güçlü kılması lazım." Cömert, medyada Gezi benzeri bir patlama olacağını düşündüğünü dile getirdi.

EmekDünyası.Net/ETHA-DİHA