24 Temmuz 2013, Çarşamba

Sansürün kalkmasının 105.yılında gündem yine sansür

24 Temmuz, "Sansürün kaldırılması ve basın bayramı" olarak geçse de Cumhuriyet tarihinden günümüze kadar sansür hiçbir zaman kalkmadı. Bu yılki basın bayramı Gezi direnişi nedeniyle siyasi iktidarın daha da yoğunlaşan baskıları altında karşılandı.

Türkiye'de gazeteciler, Basın Bayramı'nı Gezi direnişi nedeniyle basına sansür ve baskıların yoğunlaştığı günlerde karşılıyor. Pek çok gazeteci, Gezi direnişine sansür uygulamak istemediği için bu bayrama işsiz olarak girecek.

Sansürün kaldırılmasının üzerinden 105 yıl geçmesine rağmen, sansür Türkiye basınının gündeminde hala ön sıralarda bulunuyor. 24 Temmuz 1908'de 2. Meşrutiyet'in ilan edilmesiyle birlikte 24 Temmuz, Cumhuriyet döneminde "Basında sansürün kaldırılması ve basın bayramı" olarak ilan edildi. Ancak basına sansür 1908'den bu yana hep sürdü. Sansürden en fazla nasibini alan sosyalist ve Kürt basını oldu. Ancak AKP iktidarıyla birlikte "gazeteciliğin" tanımı "yandaş gazetecilik" ile ölçülür hale geldi. AKP iktidarı döneminde Türkiye cezaevlerindeki tutuklu gazeteci sayısı 128'e kadar çıktı. Sonrasında bazı gazeteciler tahliye edilirken, halen 66 gazeteci cezaevinde bulunuyor. Bu gazeteciler, iktidarın iddiaları nedeniyle "gazeteciliklerini" ispat etmek zorunda kaldı. AKP'yi eleştiren hemen her gazeteci ve yazar işten atıldı, dayatmaları ve otosansürü kabul etmeyenler ise istifa etmek zorunda kaldı.

100'DEN FAZLA BASIN MENSUBU İŞİNDEN OLDU

31 Mayıs'ta Gezi Parkı eylemleriyle başlayan ve ülke geneline yayılan halkın onur ve özgürlük ayaklanması ile birlikte, AKP Hükümeti'nin basın üzerindeki baskıları arttı. Hükümet medyası, uzun süre direnişi görmezden gelirken, bundan kaçamadığı yerde hükümet diliyle yayınlar yaptı. Bu yayınlar, pek çok gazetecinin istifa etmesine neden oldu. TGS'nin verilerine göre; 27 Mayıs'dan bu yana 37 basın mensubu istifa etti. Gezi direnişi nedeniyle işten atılan gazetecilerin sayısı ise en az 22. 14 basın mensubu da zorunlu izne çıkarıldı. Bu süreçte 100'den fazla basın mensubunun istifa ya da işten çıkarmalar nedeniyle işinden olduğu tahmin ediliyor.

İşten çıkarmaların bir diğer nedeni ise TMSF'nin Çukurova Grubu'na bağlı medya organlarına el koyması oldu. TMSF'nin bu süreçte el koyduğu Akşam Gazetesi'nden çok sayıda kişi işten atıldı, yerlerine hükümete yakın isimler getirildi.

BASIN İŞİNİ YAPAMIYOR!

Gezi direnişi eylemlerine yönelik yoğun polis saldırılarından gazeteciler de nasibini aldı. Gezi direnişi boyunca 13 gazeteci gözaltına alınırken, 27 gazeteci polisin attığı gaz bombası ve plastik mermilerden yaralandı. Gözaltına alınan gazeteciler polisin işkencesine maruz kaldı, basın kartları ve makinaları kırıldı. Haber yapmaları engellendi. Gazetecilere yapılan saldırılar, yine Başbakan'ın gazetecileri hedef göstermesinden sonra arttı.

SANSÜR HİÇ KALKMADI

Gezi direnişi sürecinde basın üzerindeki baskılar artsa da, Türkiye'de sansür tarihi neredeyse basın tarihiyle yaşıt.
Osmanlı'nın resmi yayın organı haricinde gazetelerin yayınlanmaya başlandığı 1860'tan bu yana kesintisiz ve sistematik olarak sansür geleneği bulunuyor. 1862'de kurulan Matbuat Umum Müdürlüğü ile 1864'te Fransızlardan alınarak yürürlüğe konulan Matbuat Nizamnamesi ilk sansür mekanizmaları olarak kabul ediliyor. Cumhuriyet tarihinden bu yana çıkarılan yasalarda ise basın ve düşünce "tehlike" olarak görülüyor:

1925 Takrir-i Sükun Kanunu, 1931 Matbuat Kanunu, 1940 Örfi İdare Kanunu, 1950'den-1991'e kadar yürürlükte kalan 141., 142. ve 163. kanun maddeleri, 27 Mayıs-12 Mart-12 Eylül-28 Şubat darbelerinin hükümleri-yönetmelikleri, 1990'ların Terörle Mücadele Kanunu ve sansür sürgün kararnameleri, 2006'dan bu yana yürürlükte olan Terörle Mücadele Kanunu...

Tarihten günümüze basına dönük baskı ve sansürün yoğunlaştığı dönemlerde, siyasi iktidarın baskıcı uygulamalarının toplumsal düzeyde arttığı görülüyor. İşte bunlardan bazıları:

-3 Aralık 1945'te sol içerikli Tan matbaası basılarak yakıldı.

-1946'da Arif Oruç'un çıkardığı "Yarın" Gazetesi, sol propaganda yaptığı gerekçesiyle üç kez kapatıldı. Sabahattin Ali ve Aziz Nesin'in çıkardığı "Marko Paşa" adlı dergi kapatıldı. Bunun üzerine çıkarılan diğer dergilerin ("Merhum Paşa", "7/8 Hasan Paşa", "Hürpaşa, Bizim Paşa, Öküz Paşa") kaderi de aynı oldu.

-12 Mart 1971 darbesiyle birlikte birçok gazete ve yayınevine kapatma geldi, kitaplar toplatıldı. Gazeteci ve yazarlar gözaltına alındı, işkencelerden geçirildi, tutuklandı. Sıkıyönetim komutanlarına "hiçbir gerekçe gösterilmeksizin evleri, kişilerin üstünü, belgelerini aramak, partileri, sendikaları, dernekleri kapatmak, mektup ve haberleşmeleri sansür etmek, basını ve her türlü yayını denetlemek, basımevlerini kapatmak" gibi geniş yetkiler verildi.

-12 Eylül 1980 darbesiyle birlikte birçok kitap toplatıldı, yakıldı, yüzlerce yayınevi ve gazete kapatıldı. Gazeteciler ve yazarlar tutuklandı ve gazetecilere bin yılları bulan hapis cezaları verildi.

GAZETECİLER KATLEDİLDİ, GAZETELER BOMBALANDI

-1990'lı yıllarda OHAL bölge valiliğinin isteği üzerine bölgeye gönderilen gazeteler, dergiler ve kitapların çoğu "sakıncalı" görüldükleri iddiasıyla izin verilmedi. Bu dönemde Kürt basının susturulması için sadece baskı ve sansür uygulanmadı, gazeteciler faili meçhul cinayetlere kurban gitti, gazeteler MGK kararlarıyla bombalandı.

Özgür Gündem, Özgür Ülke, Yeni Ülke gazetelerinin yayım süreci, toplatma ve kapatmalarla geçti. Gazete çalışanları saldırıya uğradı, gözaltına alındı. Ülke Gazetesi'nin 102 sayısı toplatıldı. Hakkında 486 dava açıldı. Çoğu zaman büroları, merkezleri tahrip edildi. Özgür Ülke Gazetesi'nin 6 çalışanı (Hafız Demir, Yahya Orhan, Hüseyin Deniz, Musa Enter, Kemal Kılıç, Ferhat Tepe) ile 12 dağıtıcısı öldürüldü. 250 çalışanı gözaltına alındı ve çoğu tutuklandı. Gazetenin yazarlarından İsmail Beşikçi toplam 30 yıl hapis, 2 milyar lira para cezasına çarptırıldı.

Kürt basınına yönelik baskılar, 2000'li yıllarda da devam etti. Özgür Gündem geleneğinden gelen bütün gazeteler kapatıldı. Son kapatma cezası, 24 Mart 2012'de verildi.

BAŞBAKAN TALİMAT VERDİ, KÜRT GAZETECİLER TUTUKLANDI

2009 yılında başlayan Kürt siyasetçilere yönelik "KCK operasyonları", 2011'de Kürt gazetecileri de kapsadı. Başbakan Erdoğan'ın "Örgüt talimatını ileten gazeteler var" sözlerinin ardından, 18 Aralık 2011'de Kürt basın kurumlarına operasyon yapıldı. 50'ye yakın gazeteci gözaltına alındı, 36 gazeteci tutuklandı. Bu gazetecilerden 24'ü hala tutuklu olarak yargılanıyor.

-1990'dan sonra çok sayıda gazeteci öldürüldü. Çetin Emeç, Turan Dursun, Halit Gürgün, Cengiz Altun, İzzet Kezer, Bülent Ülkü, Mecit Akgün, Hafız Demir, Tahip Kapçak, Namık Tarancı, Uğur Mumcu, Kemal Kılıç, İhsan Karakuş, Ercan Gürel, Rıza Güneşer, Ferhat Tepe, Muzaffer Akkuş, Metin Göktepe, Musa Enter 90'lı yıllarda öldürülen gazetecilerden. Son olarak 19 Ocak 2007'de Ermeni Gazeteci Hrant Dink katledildi. Bu cinayetler hala aydınlatılmadı.

-İHD'nin 2012 yılı raporuna göre, 7 gazete toplam 13 kez, 8 dergi 13 kez toplatıldı. 2 gazeteye 1'er ay yayın durdurma cezası verildi, Gün TV'de bir programı yasaklandı. RTÜK, radyo ve Tv kuruluşlarına 603 uyarı, 73 yerel ve ulusal Tv kanalına ise toplam 13 bin 500 Tl para cezası verdi. 26 Haziran 2012'de Atılım Gazetesi ve Etkin Haber Ajansı (ETHA) basıldı, 18 Ocak 2013'te Yürüyüş Dergisi basıldı. Atılım Gazetesi ve ETHA'ya yapılan baskın birinci yılını doldurmamıştı ki, 18 Haziran 2013'te tekrar basıldı.

EmekDünyası.Net/ETHA

Bağlantılı Haberler