28 Nisan 2011, Perşembe

Umudun düşmanları

TELAT ÇELİK talat-celik@hotmail.com

Yaşam boyunca insan pek çok şeyi umut eder. Bazen bu daha güzel bir yaşantı, bazen daha güzel bir Dünya ve bazen de daha güzel bir ülke olabilir. Umudu için ise pek çok şeye katlanmak zorunda da kalabilir. Tarih boyunca bu uğurda pek çok kez bedel ödeyen sayısız insanlar vardır.

Yakın tarihimiz boyunca Tam bağımsız Türkiye Umudu için pek çok genç çeşitli bedeller ödemek zorunda kalmıştır. O an içinde toplum tarafından olanca çoğunlukla kabul görmeyen bu umut daha sonra ortaya çıkan acı gerçekler sayesinde gün yüzüne çıkmıştır. Yaklaşan 1 Mayıs öncesinde 1977 yılı kanlı bir Mayısı hala hafızalardadır. Öldürülen 33 işçinin kanı hala Taksim Meydanında ıslaklığını korumaktadır. Orada da umudun ve ekmeğin düşmanlarıydı tetiğe basanlar. Yine Kemal Türkleri katleden yine aynı zihniyetti. Ama tarih hep lanetle andı umut düşmanlarını. Ancak özlem hep düşüp gidenlereydi. Hayırla anılan adlarına kitaplar ,şiirler ve besteler yapılan hep o halk kahramanlarıydı. Denizleri,Yusufları, Hüseyinleri ve Yaşını Büyütüp Astıkları Erdal Erenleri   asanları değil Denizleri yazdı kitaplar hep kahraman olarak.

Geçmişte olduğu gibi bugün de umudun düşmanları en az geçmiştekiler kadar çoğalmış durumdadır. Daha güzel bir yaşam ve daha insanca bir ücret umudu için yola çıkan işçilerin başlarına gelmeyen kalmıyor. Gözaltına alınmaktan tutunda linç girişimine kadar,üzerlerine araç sürülmesinden silahla ateş edilmeye kadar varan ,hak aradığı için dinden çıkıp 'Terörist' olana kadar uzanabiliyor bu süreç. Desa deri direnişi başladığında pek çok işçi defalarca göz altına alındı. Mas Daf da araç altında kalıp ezilen on üç kişi yine işçiydi. Nema Makine'de üzerlerine sekiz el ateş edilen yine direnişteki işçilerdi. Su almak için gittikleri köyde köy muhtarı ve adamlarının linç girişimine uğrayan yine Nema Makine işçileriydi. Üstelik hak aramanın haram olduğunu yine evlerine gelip, babalarına yaptıklarının yanlış olduğunu da mahallenin camisinin hocasıydı söyleyen. Bir il genel meclis üyesi vardı akşamları kahvelerde Disk üyelerinin 'Terör örgütü üyesi' olduklarını söyleyen. Sendika önlüğü giydiği için fabrika önünde kolluk tarafından ceza kesilmeyle tehdit edilen yine işçilerdi. Yasal grevlerini kırmak için köy muhtarı servis çekmeye bile başlamıştı Divapan işçilerinin karşısında. Üstelikte ekmek parası bahanesi ile. Peki greve çıkan işçi ne parası için çıkmıştı acaba greve bir sormak gerekmez mi?

Bugün yine Daha insanca bir yaşam umudu ve insanca bir ücret umudu ile yola çıkan ve sendikalı olan Mas-Daf işçileri o bildik umut düşmanları ile baş başa kalmış durumda. Yine göz altına alınan kendileri. Sayısız iftiralara maruz kalan kendileri. Ekmek mücadeleleri yine kendi sınıf taşları tarafından üstelikte yine o bildik bahane ile yani ekmek mücadelesi için kırılmak isteniyor. Peki kapı önünde bekleyen o işçilerin mücadelesi neyin mücadelesi. Atılan işçilerin yerine kendi yandaşlarını işyerine sokma telaşında olan ve işverenle birlikte bu ekmek mücadelesini kırmaya çalışan kesimlere ne diyelim. Bazı siyasi parti temsilcilerinin kartvizitleriyle işyerine yeni işçi sokma telaşına ne demeli. Ya o devlet kuruluşu İş-Kur'un işyerinin mülakatlarını kendi binasında yapması neyin çabası. Burada tek suçlu sendikalı olan işçimi? Bütün kabahat işten atılan işçide mi? Genel Müdürün Yerel Düzce  televizyonunda   söylediği üzere işyerine kamera tamircisi kılığında girip işçiler aleyhine tespitte bulunan noter bunu hangi kanuna göre yaptı dersiniz. Acaba vicdanı bu olaydan sonra 110 işçi işten atılınca hiç sızladı mı? Yoksa o da kendine vicdanını bastıracak bahaneler üretti mi? Gazete ilanları ile işyerine yeniden işçi bulup Düzceli işçilerin bu mücadelesi kırılsın, üstelikte yine bunu Düzce den bulduğum işçilerle yapayım diyen işverenin karşına geçip yağma yok diyecek kimse bu ilde kalmadı mı? Yoksa herkes kolayını seçip güçlünün yanında mı yer aldı?

Elbette zaman içinde bu soruların cevapları mutlaka bulunacak. Herkes kimin ne kadar doğru veya ne kadar eksik yaptığını görecek. Kimin  işin kolayını yani güçlüye taraf olmayı seçtiğini veya kimin mazlum ve mağdurdan yana olduğunu mutlaka görecek. Tarih her şeyi mutlaka kayıt etmekte. Kimileri bu tarihe doğruları ile kimileri ise de yanlışları ile kayıt olacak. Ama kazanan hep umut edenler olacak.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI