24 Haziran 2012, Pazar

Sosyalist Enternasyonal Kadın Bölge Toplantısı sona erdi

BDP Kadın Meclisi ev sahipliğinde İstanbul'da düzenlenen Sosyalist Enternasyonal Kadın Bölge Toplantısı İstanbul Taxim Hill Hotel'de yapıldı. Gün boyu devam eden ve 4 kıtadan katılımın olduğu toplantı boyunca 26 delege söz aldı. Konferans sonuç bildirgesinin yayınlanmasının ardından sona erdi.

BDP Kadın Meclisi ev sahipliğinde İstanbul'da düzenlenen Sosyalist Enternasyonal Kadın Bölge Toplantısı İstanbul Taxim Hill Hotel'de yapıldı.

Angola, Bosna Hersek, Brezilya, Kamerun, Nijerya, Nikaragua, İspanya, Filistin Batı Sahara, Irak, İran, Yunanistan ve Türkiye’nin de aralarında olduğu 25 ülkeden onlarca kadın bir araya geldi.

Konferansın açılışını da Sosyalist Enternasyonal Kadınlar (SIW) Başkanı Pia Locatelli ve BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak yaptı.

BDP'li kadın milletvekillerinin konuğu olarak İstanbul'da olduklarını ifade eden Locatelli, insan hakları, kadın hakları, Kürt halkının hakları konusunda Türkiye'nin kritik bir dönemeçte olduğunu söyledi. Bu konularda endişeli olduklarını ifade eden Locatelli, cezaevlerinde aralarında Prof. Dr. Büşra Ersanlı'nın da olduğu kadınların durumuna dikkat çekti.

Kürtaj ve sezaryen ile ilgili son tartışmalara da dikkat çeken Locatelli, bu yasaklama tartışmalarının daha büyük bir planın parçası olduğunu düşündüğünü ifade etti.

'KÜRT KADINLARIN DESTEĞİYLE ÇÖZÜLECEĞİNE İNANIYORUZ'

Kadınların diyalog vasıtasıyla çatışmaları durdurması, önlenmesi ve barışın idame edilmesi konusunda çok önemli roller oynayabileceğini ifade eden Locatelli, güvenlik ve barış konusunda kadınların katılımının çok düşük olduğunu dile getirdi. Bugüne kadar hiçbir kadının BM tarafından yapılan barış müzakerelerinin başına getirilmediğini işaret eden Locatelli, kadınların sürecin dışında bırakılmasının istikrarlı bir ortamın yaratılmamasında belirleyici olduğunu söyledi. Büşra Ersanlı'nın hiçbir zaman şiddetten yana olmadığını anlatan mektubunu okuyan Locatelli, "Ben barış kültürü yeşertmek için yaşıyorum" dediğini söyledi. Locatelli, "Büşra, Kürt halkının yanında olduğu için cezalandırıldı. Barış ve diyalogun Kürt kadınlarının desteğiyle çözüleceğine inanıyoruz" diye konuştu.

'KADINLAR ÖRGÜTLÜ OLMAZSA KAZANILMIŞ HAKLAR KAYBEDİLİR'

BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak da kadınların ve Kürtlerin sorunlarının birbirine bağlı olduğunu belirterek, konuşmasına başladı. Örgütlü olunmadığı takdirde kadınların kazanılmış haklarını kaybedeceğini vurgulayan Kışanak, Ak Parti hükümetinin giderek şiddeti meşrulaştırdığını kaydetti. Kadınlar olarak bu zihniyetle mücadele ettiklerini ifade eden Kışanak, "Başbakan'ın ağzından çıkan her söze uygun bir yasal düzenleme yapılıyor. Sezaryen ve kürtaj konusunda yapılan tartışmalar çok endişe verici. Kadın erkek eşitliğine inanmadığını söyleyen, hangi yöntemle doğum yapacağını belirlemeye çalışan bir Başbakan var Türkiye'de. Bu durum kazanılmış yasal haklarımızı tehdit ediyor" değerlendirmesinde bulundu.

Gün boyu devam eden konferans açıklanan sonuç bildirgesi ile son buldu. 4 Kıta'dan ve 26 ülkeden delegenin söz aldığı toplantının sonuç bildirgesini Sosyalist Enternasyonal Kadınlar Başkanı Pia Locatelli açıkladı. Bildirge kürtaj ile diyalog ve müzakere başlıkları altında hazırlandı.

TUNCEL: OSLO GÖRÜŞMELERİ SÜRECİNE DÖNÜLSÜN

İlk oturumun ikinci bölümünde ise BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel konuşma yaptı. Kürt sorununa ilişkin yaşanan gelişmelere, çatışmalara dikkat çeken Tuncel, PKK ile Oslo'da yapılan görüşmeyi hatırlattı, "Bu bir adımdır. Bu sürece dönülmesini istiyoruz" dedi.

Kadınların savaşlardan daha çok etkilendiğini belirten Tuncel, şunları söyledi: "Bu nedenle kadınlar olarak barış için daha çok çalışmalıyız. Kürtdistan'daki savaştan da en çok Kürt kadınları etkileniyor. Bu nedenle en çok Kürt kadınları barış için mücadele ediyor. Bir yandan kendi özgürlüğü bir yandan ise halkının özgürlüğü için mücadele ediyor. Kürt kadınları barışın olmasında öncü bir rol oynuyor."

"Bu sadece Kürt kadınlarının meselesi değil" diyen Tuncel, "Burada bir yangın varsa bunu dünya kadınları ile birlikte söndürmeliyiz" şeklinde konuştu. Dünya kadınlarının tüm dünyada barışın inşası için inisiyatif geliştirilmesi gerektiğini kaydeden Tuncel, "Dünya kadınların barış için çalışıyor, rol alıyor sürecini başlatmalıyız" dedi.

Kürt sorununun 21. yüzyılda çözümü dayattığını belirten Tuncel, "Ya çözülecek ya çözülecek. Ama diyalog sürecinde tarafların bir birine saygı duyması önemli. Türk halkı bu süreçte Kürt halkına saygı duyacak Kürt halkı da Türk halkına saygı duymalı" dedi.

Yeni anayasa çalışmalarının sürdüğüne işaret eden Tuncel, Kürt sorunun çözümüne dair bir şey olmadığı takdirde bunun demokratik bir anayasa olmayacağını belirtti. "Türkiye'de kim Kürt sorunundan, özgürlüklerden bahsediyorsa tutuklanıyor" diyen Tuncel, özgürlüklerin de anayasal güvence altına alınması gerektiğini vurguladı.

Tuncel, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Başbakan bizim muhatabımız kim diyor. İlk muhatap Öcalan ve PKK'dir. Diğer muhatap ise BDP'dir. Devlet yeniden PKK ile masaya oturmalıdır. BDP ise sorunun çözümü konusunda Anayasal zeminde neler yapılabileceği konusunda yardımcı olur. Bunlar olmazsa sadece PKK silah bıraksın diyerek bu iş çözülmez."

ÜSTÜNDAĞ: TÜRKİYE'DE BARIŞ DİRENİŞTİR

Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı ve Yunanistan PASOK Lideri Geroge Papandreo'nun Kadın Çalışması Danışmanı Antigoni Karali Dimitriadi, Kürt kadınları ile Türk kadınlarının bir araya gelmesi gerektiğini kaydetti.

Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nden Nazan Üstündağ, "30 yıldır savaşın, çatışmanın olduğu bir ülkede yaşıyoruz" dedi. "Türkiye'de barış direniştir" diyen Üstündağ, "Barışın oluşturulacağı bir ortam için direnişin gerekli olduğunu biliyoruz, böyle yola çıkıyoruz" dedi.

Devlet terörünün kadına yönelik şiddeti beslediğini vurgulayan Üstündağ, Türkiye'de kadına yönelik terörün yoğun yaşandığını vurguladı. Özellikle Kürt kadınlarının buna maruz kaldığını kaydeden Üstündağ, "Kürt sorunundan kaynaklı Kürdistan'da kadınlar yerlerinden ediliyor. Şehirlerde de kentsel dönüşüm adı altında ikinci göçe maruz kalıyorlar. Kadın gerillalara yönelik saldırılar, vahşet. Savaş kadın yoksulluğunu çok büyük oranda arttırıyor. Kürt kadınları bu nedenle çok yoksul yaşıyor. Bütçelerin neredeyse tamamını savaş bütçesine aktarılması nedeniyle sağlık, eğitim gibi haklar verilemiyor."

'SAVAŞ CİNSİYET İKTİDARINI BESLİYOR'

"Savaşın bir diğer sonucu ise en az gözle görülen ama sadece Kürt kadınlarını değil Türk kadınlarını da etkileyen cinsiyet iktidarının beslenmesi" diyen Üstündağ, son olarak kürtajın yasaklanması ve buna ilişkin yapılan konuşmalarda bunun görüldüğünü kaydetti. Savaşın kadına yönelik şiddetin artmasında da doğrudan etkili olduğunu belirten Üstündağ, "Kadınlar erkekler tarafından öldürülüyor, aile içi şiddet artıyor. Bunu çatışmalı ortamdan, savaştan ayırmak doğru değil. Kurucu iktidar erkek iktidardır. Var olan hiyerarşinin sürebilmesi için kadını ezer" diye konuştu. Üstündağ, şunları söyledi:

"Başbakan her Kürtlere karşı bir şey söylediğinde,erkeğin evin içinde kadını ezmesini artırdığını unutmamalıyız. Türkiye'de kadınlar sivil toplumda ne yaparsa yapsın, formal düzeyde çatışmalar bitmediği için çabaları gölgede kalıyor. Formal olarak kadınların barış yapabileceği ortamın oluşturulması gerekiyor. Temsilciler masada oturmalı. Ve kadınlar, bu süreçlerde kendilerini bekleyen süreçlere aktif olarak rol almalı."

İRAN'DA KADINLAR BÜYÜK ZORLUK İÇERİSİNDE

İran Kürdistan Demokratik Partisi'nden Parvanah Heideri, Kürdistan'da yetiştirme yurdunda çocuklarını yetiştirmeye çalışan kadınlar adına konuştuğunu söyledi. İran İslam Cumhuriyeti'nde kadınların yaşamlarının çok zor olduğunu kaydeden Heideri, "Kadınlar boşanma talebinde bulunamaz, sadece erkeklerin buna hakkı var. Kadınlar toplu taşımalarda, cafe ve parklarda ayrımcılığa maruz kalıyor. Tecavüz, cinayet son derece fazla, aile içi şiddet her geçen gün artmaktadır. Üniversitedeki kadınların oranı çok düşük. Ama kırmızı çizgi var. Başbakan ya da bakan olamazlar. Birçok kadın hapiste ve işkenceye maruz kalıyor. ran'da kadınlar hayatta kalabilmek için bedenlerini satmak zorunda kalıyor" diyerek, İran'da kadınların yaşadıkları zorluklara dikkat çekti.

'KÜRTAJ YASAĞI KADINLARIN ÖLÜM KARARIDIR'

Konferans sonuç bildirgesinin yayınlanmasıyla sona erdi. Bildirge kürtaj ile diyalog ve müzakere başlıkları altında hazırlandı.

İlk olarak kürtaja ilişkin bildirgeyi okuyan Locatelli, Türkiyede çok tehlikeli bir süreç yaşandığını AKP'nin kürtaja ilişkin önerilerinin tamamen yasaklamaya yönelik olduğunu söyledi. Kürtaj hakkının kadınların elinden alınmasının bir ölüm kararı olduğuna dikkat çeken Locatelli, "Bu girişim muhafazakar fundamentalist toplum amacı güderek, laik kültürü zarara uğratıyor" dedi. Sosyalist Enternasyonal üyesi kadınlar olarak, kürtajı yasaklamaya çalışan tüm çabaların bir an önce durdurulmasını istediklerini ifade ede Locatelli, "Sosyalist Enternasyonal'e üye olan tüm bölgesel, ulusal, uluslararası kurumları AB ve özellikle sosyalist, sosyal demokrat ülkeler ve sosyalist enternasyonal üyeleri bu yasağa karşı kesin bir duruş almaya davet ediyor" dedi.

'KADINLAR BARIŞ SÜREÇLERİNE NADİREN KATILIYOR'

İkinci bildiriyi açıklayan Locatelli, son 18 ayda Ortadoğu'nun çeşitli çatışmalardan etkilendiğini ve Arap baharı ertesinde yepyeni bir panorama ortaya çıktığını ancak uygulanan reformlarda kadınların yeterince söz sahibi olmadıklarını ifade etti. Kadınlara söz verilmediğini ve süreç dışına çıkarıldığını bir kez daha gördüklerini, kadınların barış süreçlerine de nadiren katıldıklarını ifade eden Locatelli, Parlamento'da en fazla kadın milletvekili olan ve bu sayıyı artırmada kararlı olan CHP ve BDP'de bile stratejik karar mekanizmalarında kadınların yeterince mevcut olmadığını söyledi.

'KÜRT KADINLARI DİYALOG MASASININ DIŞINDA BIRAKILIYOR'

Locatelli, "Özellikle Kürt kadınlarının dışarıda bırakıldığı bir yer var ki o da barış görüşmelerinin yapıldığı masa. Tarih boyunca Kürtler, kültürel ayrımcılık, asimilasyon ve şiddet içeren baskılara maruz kaldı. Kürt halkı kendi kimliğini, kültürünü yaşama hakkı istiyor. Kürt kadınlarını özgürlük ve demokrasi alanında, barış sürecinde önemli mücadele vermişlerdir. Mücadeleleri boyunca baskı zulüm ve en son tutuklama silsilesinin kurbanı olmuşlardır. Bizler Kürt kadınlarını destekliyoruz ve Kürt sorununun barışçıl demokratik şekilde çözülmesi için Kürt kadınlarının sürece dahil edilmesini istiyoruz. Sosyalist Enternasyonal üye ülkelere, hükümetlere, kuruluşlara herkese 'gelin hep birlikte kadınların siyasi karar mekanizmalara katılımını artıralım, çatışmaların son bulması için, kadınların her türlü kararda daha fazla söz sahibi olmasını sağlayalım' çağrısı yapıyoruz. Kadınların her türlü barış girişimini her seviyede katılımı elzemdir. Çatışmaların demokratik şekilde çözülmesi için barış ve güvenlik olmazsa olmazdır. Bu sonuca varılması için yapıcı diyalog ortamı kurulmalı ve müzakerelere devam edilmeli" dedi.

BDP KADIN MECLİSİ'NDEN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Öte yandan BDP Kadın Meclisi tarafından Sosyalist Enternasyonal Kadın Bölge Toplantısı Komitesi'ne bildirge sundu. Bildirgede, Türkiye'de çatışmalı ortamın son aylarda tırmanışa geçtiğine dikkat çekilerek, Roboski katliamının da barış ortamının sağlanmasının barışın sağlanmasının ne kadar önemli olduğunun gösterdiği vurgulandı. Hala katliamın sorumlularının yargı önüne çıkarılmadığı ve özür dilenmediğine dikkat çekilerek, bunun peşinin bırakılmayacağı vurgulandı. Bildirgede Kürt sorununun savaş konseptiyle değil, barışçıl demokratik yollarla çözülmesi gerektiği vurgulanarak, şu talepler sunuldu:

"* Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan'a yönelik tecridin kaldırılarak, özgürlüğünü sağlayacak gerekli uluslararası çağrıların yapılması,

* Roboski katliamının sorumlularının açığa çıkarılması, sorumluların Kürt halkından özür dilemesi için uluslararası gerekli girişimlerin yapılması,

* KCK (Union of Communities in Kurdistan) gerekçesi ile tutuklanan yaklaşık 500'ü kadın 8000'e yakın siyasetçimizin ve insan hakları aktivistlerinin derhal serbest bırakılması için uluslararası çağrıların yapılması,

* Hasta tutukluların, kadın tutukluların ve genel olarak Türkiye cezaevlerinde kalan tüm tutukluların sağlık ve yaşam koşullarının insan hakları çerçevesinde düzenlenmesi için gerekli uluslar arası girişimlerin başlatılması,

* Türkiye hükümetinin tüm kadınlar açısından endişe yaratan "Kürtaj Yasağı" ile ilgili yasal sürecin başlatılmasına yönelik tüm söylemlerin bir an evvel geri çekilmesi için uluslararası çağrıların yapılması, Türkiye kadın örgütlerinin eylemlerine destek verilmesi."

EmekDünyası.Net/Ajanslar

Bağlantılı Haberler