04 Ekim 2012, Perşembe

KESK'li kadınların davası başladı, binler adliye önünde bekliyor

KESK davası Ankara Adliyesinde başladı. Tutuklu KESK'li kadınların la dayanışmak için binlerce kişi Ankara Adliyesi önünde bekliyor. Davayı yurt dışından da güçlü bir heyet takip ediyor.

KESK ve KESK'e bağlı bileşenlerine 13 Şubat günü yapılan operasyon sonucu 9'u tutuklu 15 kadın emekçinin yargılandığı dava Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başladı. Duruşma öncesi Türkiye'nin birçok ilinden binlerce emekçi Ankara Adliyesi'ne akın etti. Emekçiler sık sık "KESK'li tutsaklara özgürlük" sloganı atarken, emekçilere uluslararası heyetler de destek veriyor.

DAVAYA ULUSLARARASI İLGİ

Türkiye'nin değil dünyanın gözünün de bugün bu davada olduğuna işaret eden KESK Genel Başkanı Özgen, sadece KESK üyesi kadınların değil; kadına yönelik şiddet, cinayet, tecavüz, sömürü ve eril zihniyetin meşrulaştırılmasına karşı seslerini yükseltenlerin de yargılanacağını söyledi.

KCK operasyonları kapsamında 13 Şubat'ta gözaltına alınan ve 9'u tutuklanarak cezaevine gönderilen 15 kadın sendikacının ilk duruşması bugün Ankara Adliyesi 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülüyor.

BİNLER ADLİYE ÖNÜNDE

Dava için birçok kentten binlerce emekçi, kadın kurumu temsilcisi ve siyasetçi Ankara'ya akın etti. Mahkeme önünde "Tutuklu tutsaklar serbest bırakılsın" pankartı açılırken, "ya hep beraber ya hiçbirimiz" sloganı atıldı, halaylar çekildi.

KESK Genel Başkanı Lami Özgen, Dev Sağlık İş Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, PSKD Genel Başkanı Kemal Bülbül, BDP Eşgenel Başkanı Avukat Meral Danış Beştaş, DTK Eş Genel Başkanı Aysel Tuğluk, ESP Genel Başkan Yardımcısı Fadime Çelebi, ESP MYK üyesi Mukaddes Erdoğdu Çelik, BDP Kars Milletvekili Mülkiye Birtane ve çok sayıda siyasi parti temsilcisi de adliye önünde. Aralarında Dünya Sendikalar Konfederasyonu-ITUC, Avrupa Sendikalar Konfederasyonu-ETUC, Avrupa Kamu Hizmetleri Sendikası, Danimarka Öğretmenler Sendikası'nın da bulunduğu uluslararası heyet, Eğitim Sen Diyarbakır Şubesi, KESK Van Kadın Platformu ve birçok siyasi parti ile ilerici demokratik kitle örgütü de adliye önünde bir araya gelerek tutuklu kadın sendikacılara destek verdi.

EMEKÇİLERİN, KADINLARIN, KÜRTLERİN BİRLEŞMESİNDEN KORKULUYOR

Adliye önünde yapılan konuşmalarda, 8 aydır yargılanmayı bekleyen 9'u tutuklu 15 kadın sendikacının, emekçi, kadın ve Kürt olmalarından kaynaklı yargılandıkları ve bu yüzden cezaevlerine konuldukları ifade edilerek, "Egemenlerin şu an korktuğu tek şey emekçilerin, kadınların ve Kürtlerin birleşmesidir" denildi. 
KESK Genel Başkanı Lami Özgen yaptığı açıklamada, 232 günün ardından ilk duruşmalarına çıkacak olan sendikacı kadınların Özel Yetkili Mahkemelerde yargılanmasını, "çünkü kadına yönelik tecavüzün, şiddetin tırmandığı, her gün artan kadın cinayetlerinin sıradanlaştığı ve toplumsal yaşamın her alanında kadına yönelik ayrımcılığın doruğa ulaştığı bir ülkede hem KESK üyesi, hem Kürt hem de kadın olmak ağır bir suç olarak iddianamede görülmektedir" diye konuştu.
KESK'li kadınlar hakkında hazırlanan iddianameye dikkat çeken Özgen, kadın sendikacıların tutuklanmaları için haklarında somut, elle tutulur bir delil olmasına gerek duyulmadığını ifade ederek "Ne zaman, nerede, nasıl oluşturulduğu belli olmayan ve herkesin kolayca erişebileceği özgeçmiş bilgilerine yer verilen bilgisayar çıktısı kağıt parçaları 'örgüt üyeliği'ne gerekçe yapılarak kadın sendikacılar suçlanmaktadır. Hatta iddianamede suç olarak gösterilen toplantılara katılmadıklarını, o tarihte orada olmadıklarını ispatlayan resmi belgeler bile dikkate alınmamaktadır" dedi.

BUGÜN ŞİDDETE KARŞI SESLERİNİ YÜKSELTENLER YARGILANIYOR

Bugün sadece Türkiye'nin değil dünyanın gözünün de bu davada olduğuna işaret eden Özgen, sadece KESK üyesi kadınların yargılanmayacağını, KESK üyesi kadınlar nezdinde kadına yönelik şiddetin, cinayetlerin, tecavüzün, sömürünün, eril zihniyetin meşrulaştırılmasına karşı seslerini yükseltenlerin de yargılanacağını söyledi. 
Ankara Adliyesi'nde emekten barıştan yana olanların yargılandığını yineleyen Özgen sözlerini şöyle sürdürdü: "Eğer bu ülkede emeği, hak ve özgürlükleri savunma, bunun için sendikal faaliyet yürütmek suçsa, arkadaşlarımız gibi bizler de bu suçu işledik, işlemeye devam edeceğiz. Ve onur duyacağımız bu suçtan yargılanmaya hazırız. Peki, siz bu ülkede yürekleri emek, demokrasi ve barıştan yana atan milyonları yargılamaya hazır mısınız?

GÜVEN EREZYONUNU DERİNLEŞTİRMEYİN

Eğer hukuka, adalete, insan haklarına zerre kadar saygınız varsa arkadaşlarımızı derhal serbest bırakın. Hukuk ve adalet kavramlarına olan güvenin son derece azaldığı bir dönemde, tüm toplumda yaşanan güven erozyonunu daha fazla derinleştirmeyin. Ülkemize, dünyanın en çok sendika yöneticisinin, üyesinin tutuklu olduğu ülke utancını yaşatmaktan vazgeçin."
Sözlerini, 118 yıl önce tarihe Dreyfus davası olarak geçen dava hakkındaki büyük yazar, düşünür Emile Zola'nın dönemin Fransız Cumhurbaşkanına yazdığı mektupla tamamlayan Özgen, "Hiç bir hukuki dayanağı olmayan iddianamelerle arkadaşlarımızı tutuklayanlar KESK'i bertaraf etme amaçlarına asla ulaşamayacaktır. Üstümüzde yaratılan baskı ve kuşatma artsa da, karalama kampanyaları sürse de, çok kanallı yandaş medyadan suskunluk aksa da gürçek yürüyor. Ve hiçbir şey onu durduramayacak" dedi.

ÖZGÜRLÜK BALONLARI UÇURULDU

Açıklamanın ardından tutuklu kadın sendikacılar için özgürlük balonlarının uçurulduğu Ankara Adliyesi önünde yurt dışından gelen konuklar da yaptıkları konuşmalarla, Türkiye'ye seslenerek tutuklu sendikacıların serbest bırakılmasını istedi. Ankara Kadın Platformu adına yapılan açıklamada, barış istemenin, kadın ve Kürt olmanın suç yapılmasının kabul edilemeyeceği mesajı verildi; "bu suçta tarafız, tanığız, yan yanayız. Hepimiz suç ortağıyız!" denildi. Konuşmaların ardından temsilciler duruşma salonuna geçtiler.

EmekDünyası.Net/Ajanslar