08 Temmuz 2013, Pazartesi

Darbeye karşı olmak

AYHAN BİLGEN ayhanbilgen@yahoo.com

Mısır'da göstere göstere gelen bir askeri müdahalenin ardından Türkiye'de darbe karşıtlığının ne kadar  güçlü olduğunu gördük. Meğer memleketimizde herkes demokrasi aşığıymış da bizim haberimiz yokmuş.

Es kaza Tahrir'de toplanan halkın taleplerini, itirazlarını hatırlatan bir cümle kursanız, siz de darbecilerle cehennemde birlikte haşrolacağınıza dair mesajlar alıyorsunuz. Mısır'da iktidarda olanların peşinen cennete gideceğine kanaat getiren Türkiye muhafazakarları, onlara karşı muhalefet edenlerin de cehenneme gideceğine hükmetmekten çekinmiyorlar.

İktidarı savunmak ile demokrasiyi savunmanın aynı şey olmadığını, askeri yönetimle sivil siyaset arasındaki farkın üniformadan ibaret olamayacağını bırakın anlamaya, dinlemeye niyeti olmayan bir tavırla karşı karşıya bulunmaktayız.

Kendi ülkesinde seçilmiş belediye başkanları elleri kelepçeli tutuklanırken  hiçbir tepki göstermeyen muhafazakar demokratlarımız, Mısır'da aynı manzaraya şahit olunca tüyleri diken diken olmuş, insanlıklarından utanmışlar.

Sandıkta elde edilmiş güç  ve çoğunluktan başka  güç tanımayan bu neo-demokrat arkadaşlarımız, düne kadar da sandığa gitmenin, oy vermenin insanı dinden çıkaracağına dair fetvalar vermekte gayet cesur davranıyorlardı.

Demokrasinin arkasına sığınacaksanız, demokrasi  aynı zamanda, muhalefete tahammül, ülkeyi birlikte yönetmeyi bilme kültürüdür.  Yok İslam siyaset felsefesini önemsiyorsanız, adil olmayan yönetime itaat etmemenin mümkünse isyan etmenin sadece bir hak değil görev olduğunu biliyor olmalısınız. Demokrasiyi , bir oy fazla alanın istediğini yapma hakkı olarak algılayanlar, İslam siyaset düşüncesini de, kendileri  gibi düşünmeyenleri Allah'a isyan etmiş zındıklar sayma  yetkisi üzerinden kurguluyorlar.

Türkiye muhafazakarlarının birkaç grubunu istisna tutarsanız, 12 Mart'ta  muhtıraya, 12 Eylül'de darbeye  alkış tutan makaleler kaleme aldıklarını, dergilerinde, orduya övgü dolu kapaklar, gazetelerinde, muhaliflerin başının görüldüğü yerde ezilmesi gerektiğine dair manşetler atmışlardır.

Tüm bu tutarsızlıklara rağmen ifade etmeliyim ki kendi iktidarınızı korumak için bile olsa, reel siyasette darbeye karşı olmak darbeleri önlemeye yetmez. Darbe sürecinin son aşamasında karşısında pozisyon almaktan daha anlamlı olan darbeye götüren koşullara fırsat vermeyecek yaklaşımlar geliştirmektir.

İslami muhalefet hareketlerinin yıllarca iktidarın dışında tutulması ve bulduğu ilk fırsatta son derece deneyimsiz olduğu bir  zemine balıklama dalması ortaya bugünkü tabloyu çıkarmıştır. Yılların biriktirdiği sorunları çözmeye güç yetiremedikleri taktirde, sistemin kokuşmuşluğunun tüm faturasının İslamcı siyasi akımlara kesileceğini bilmeliyiz.