03 Şubat 2014, Pazartesi

Kriz yüzleştirir

AYHAN BİLGEN ayhanbilgen@yahoo.com

Dövizin yükselişini durdurmak için faiz artırmaktan başka alternatifi kalmayan Türkiye, buna rağmen liranın değer kaybını durduramıyor. Başbakan İran'a giderken faizle ilgili kararın sorumluluğunu Merkez Bankası yönetiminin omuzlarına yıktı.Dünyanın hiçbir yerinde merkez bankalarının Erdoğan'ın ifade ettiği düzeyde bir bağımsızlığa sahip olmadığı bilinmektedir. Kaldı ki burada kastedilen bağımsızlık, siyasi iradenin sorumsuzluğu bağlamında ele alınacak bir durum değildir. Daha dikkat çekici olan ise Mehmet Şimşek'in krizi fırsata çevirme açıklamasıdır.

Elbette krizi fırsata çevirmek mümkündür. Ancak bunun olabilmesi için önce krizin boyutları ile ilgili doğru bir okumanın olması gerekir. Hâlâ burnundan kıl aldırmayan ve "Bizim ekonomimiz böyle krizleri atlatacak güçtedir" algısı ile bırakın krizi fırsata çevirmeyi, kaosun tahribatın hafifletmek bile kolay olmayacaktır.

Türkiye ekonomisinin on yıldır sıcak para sorununu kayıt dışı sayesinde çözdüğünü bütün dünya bilmesine rağmen hâlâ bunu kendi toplumuna itiraf etmekten kaçınan bir siyasi irade söz konusu. Cari açık düzeyinin bu denli yüksekliğini hiç dert edinmeyen bir yönetim aklı ile krizin faturasının büyümesi kaçınılmaz gözüküyor.

Gelelim sorunun siyasal boyutuna. Hâlâ ekonomi politikalarının belirleniş biçiminde ciddi bir yapısal sorun söz konusu. Daha çok üretim ve ihracatı geliştirmeyi önemseyen siyasetçilerle, finans eksenli düşünen siyasi kadrolar arasında net bir ortaklaşma yok. Herkes kendi istediği yere çekmeye hatta çekiştirmeye çalışıyor.

Başbakan bu iki tutum arasında net bir tercih yapmayarak karar alma süreçlerini sürüncemede bırakmayı alışkanlık haline getirmiş durumda. Bu durumda hangi tercihin ne tür sonuçlar doğuracağı konusunda hiçbir öngörülebilirlik söz konusu değil. Bırakın krizi fırsata dönüştürmeyi krizden dersler çıkarmak istediğinizde bile önce kendi gerçeğinizle yüzleşmeyi öğrenmeniz gerekir.Türkiye ekonomi politikalarında çok daha sancılı günlere gebe. Nitekim FED'in tavrı karşısında Para Piyasası Kurulunun aldığı en radikal kararların bile yeterince çözüm üretemediği görülmüştür.

Eğer Başbakanın da iddia ettiği gibi bir uluslararası operasyona maruz isek bu durumda çok daha güçlü ve dikkatli tedbirler almak gerekir. Bir kere kriz patlak verene kadar önleyici müdahale yapma kapasitesi sıfır düzeyinde bir siyasi tavır var ortada.2014 yılının sadece ekonomide değil doğrudan iç politikada da büyük kırılmalar doğurması artık neredeyse kaçınılmaz gözüküyor. Taşlar yerinden oynadıktan sonra, bir  "bozulup yeniden dizilme" zorunluluğunu herkes dikkate almalıdır.