31 Temmuz 2011, Pazar

Kürt gençliği sosyal medyayı çok etkin kullanıyor

Özgür Uçkan'la gerçekleştirdiğimiz röportaj serisinin 5. ve son bölümünü bugün sizlerle paylaşıyoruz. 22 Ağustos'a günler kala İnternet Kurulu tarafından yayınlanan değerlendirme raporunun sansür karşıtları tarafından "sansüre meşruiyet sağlamak" olarak eleştirildiği ve tartışmaların yeniden yoğunlaştığı günlerdeyiz. Özgür hocanın söz konusu rapordan önce verdiği bu röportajdaki öngörülerini doğrulayan gelişmeler, sansüre karşı verilen mücadelenin filtre karşıtlığını aşan hedeflere sahip olduğu ve bu mücadelenin demokratik bir anayasa yapım süreci için verilen mücadeleye bağlanması gerektiği yönündeki vurgusunun altını tekrar çizmemiz için bir başka neden oldu.

Türkiye'de güçlü bir halk hareketi var, Kürt hareketi, üstelik bu hareket giderek temel politik belirleyen haline geliyor ama bu hareketin interneti etkin kullandığı iddia edilemez. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

İki yıldır gençlik hareketleriyle çok ilgiliyim, bu konuda bayağı bir çalışma da yaptım, özellikle Türkiye'de gençliğin, özellikle öğrenci gençliğin interneti nasıl kullandığıyla ilgili araştırmalar yaptık. Bilgi Üniversitesi'nde de çok yakında kitap olarak çıkacak.  Bu araştırmalara dayanarak söyleyebilirim ki özellikle Kürt gençliği son iki yıldır interneti ve sosyal medyayı çok etkin kullanıyor. Bu durum çok ortada değil, algılanmıyor zaten bizde işte bu araştırmalar sayesinde öğrendik. Hatta Kürt gençliği Türk gençliğinden daha etkin kullanıyor sosyal medyayı. Bunun sebebi de baskı olabilir. Tunus'ta Mısır'da baskılar karşısında gençlik nasıl yeni medyaya yöneldiyse, muhtemelen Kürt gençliğinde de benzer dinamikler etkili oluyor.

"BDP İNTERNETİ SEMPATİZAN ÇEVRESİ KADAR KULLANMIYOR"

Ancak bu dinamik kendi kendine oluşuyor. Aynı şeyi siyasal hareket için söyleyemem ki bu da çıktı araştırmada; daha örgütlü olan interneti daha az kullanıyor. Mesela BDP içinde interneti ve sosyal medyayı daha az kullanıyorlar, buna karşın daha gevşek örgütlenme ağları, sempatizanlar daha etkin kullanıyorlar.

Kürt hareketinin genel olarak gazetecilik alanında özel olarak da TV alanında bir birikimi var, üstelik son dönemde de yeni ve iddialı adımlar atılmaya çalışılıyor. İnternet alanındaki bu gözleminiz Kürt hareketi açısından ne tür bir sorumluluk alanına işaret ediyor?

Evet, zaten internete mutlaka uzaması gerekiyor artık TV ve basın deneyiminin. Ben şimdi bugün bir ekonomist olarak şöyle bakarım: Eğer ben medya ve basın alanında yeni bir şey yapacaksam bunun internete mutlaka uzaması gerekiyor, çok güçlü bir internet ve sosyal medya entegrasyonunun olması şart. Diğer türlü yatırım çok anlamsız ve hiç verimli de değil. Örneğin El Cezireyi El Cezire yapan özelliklerden birisi de internet uzantılarını çok iyi yönetmeleridir. Bu sayede insanı çekiyorlar ve izliyorsun.

Medya alanı kadar güvenlik alanı da muhalifler için giderek daha fazla önem kazanıyor, bu alanda neler yapılmalı sizce?

"TOPLUMSAL HAREKETLERİ KENDİ TELECOMİX'LERİNİ YARATMAK ZORUNDA."

Daha önce Telecomix deneyiminden söz etmiştim hatırlarsan. Bence artık sosyal hareketlerin, sendikal hareketin teknik olarak kendi Telecomixlerini yaratmaları gerekiyor. Teknik olarak gayet donanımlı, kriptodan anlayan, anonimleştirmeden anlayan, dinlemeleri boşa çıkartabilen, iktidarın saldırılarını boşa çıkarabilecek durumda olan donanımlara sahip olmamız gerekiyor. Yeni cephe bunu gerektiriyor ve bu mümkün. Telecomix bunu gösteriyor, bence de çok matrak bir deneyim. Örneğin kendilerini CİA'ın karşıtı olarak örgütlemişler ve örgütlenme yapıları da benziyor. "Mühimmat" diyorlar mesela, kavramlar bile aynı. Sana bir alan açıyor oraya girdin mi bir anda ortam bir tür kararıyor artık izlenemez hale geliyorsun. Bunu Latinler yapıyor. Latin Amerika'daki örgütlerin çoğunun böyle birimleri var. Telecomix işte bu ihtiyaçtan doğdu Avrupa ve çevresiyle ilişkileri var, örneğin Suriye'deki muhaliflere destek için çok çalışıyorlar şu anda.

"SIZINTI GAZETECİLİĞİ, GAZETECİLİĞİN KÖKENİNDE VAR, WİKİLEAKS BUNU  YAPIYOR"

Wikileaks türü ağların sızıntı gazeteciliğinden esinlenen bir özelliği var, biliyorsun sızıntı gazeteciliği basının kuruluş tarihinin kökeninde olan şeydir. "Duydum şu şunu yapmış" diyorsun, hurra millet oraya yükleniyor ve adam düşüyor. Yolsuzlukların falan açığa çıkması böyle oluyor.

Elbette tarihi gelişimi içinde bugün artık bir kurallar silsilesi var basın alanında kurumsallaşmayı sağlayan.

Tabi ki öyle, zaten duyduğun her dedikoduyu yay demiyorum. Bu noktada ilkeleri uyguluyorsun zaten, eğer haber-kaynak güvenilirse yayıyorsun.  Güvenilirse bilgi gelirse ama ben yayarım demiş oluyorsun.

"WİKİLEAKS BENZERİ BİR EMEKLEAKS ARTIK GEREKLİ"

Şu anda Wikileaks çoklanan bir örnek. Çok güzel bir ekolojileaks var, Greenleaks. Ekoloji alanındaki pek çok namussuzluk, üçkâğıtçılık orada patlıyor. Bunun gibi Wikileaks benzeri bir tane Emekleaks artık gerekli. Sarı sendikacılığa karşı bir araç olarak, kim kiminle anlaştı, kapalı kapılar arkasında ne oldu, kim kimi sattı, kaça sattı tüm bunları ortaya çıkartan bir Emekleaks.

22 Ağustos'a yaklaşıyoruz, bu tarih sizin için hala geçerli bir tarih mi?

"İNTERNET KURULU STK'LARI ETKİSİZLEŞTİRMEK İÇİN KURULDU"

Evet bence 22 Ağustos geçerli bir tarih. Fakat BTK içinde sivil toplum örgütlerini etkisizleştirmek için 5651 no'lu yasayla kurulmuş olan bir İnternet Kurulu var, bu imaj operasyonu yaparak STK'ları  etkisizleştirsin diye kurulmuş bir örgüt. İşte tepkiler üzerine bir konsensüs sağlayın diye işi onlara devrettiler. Bu kurul toplantılar yaptı STK'larla ama örneğin bunlara beni ve Yaman Akdeniz'i  çağırmadılar. Elbette çevremizden pek çok insan ve kurum katıldı toplantıya. Biz genel olarak bu kurulla tartışmayı reddediyoruz. Ancak sonuçta toplantılara bir tür gözlemci gönderdik. Biz onun yerine farklı bir platformun oluşturulmasını öneriyoruz; nötr, ortada olan ve eşit koşullarda, üçüncü bir kurulun oluşmasını öneriyoruz. Bu kurulda iktidarın ve sivil toplumun kurumları eşit koşullarda olmasını savunuyoruz.

Sendikalar böylesi bir kurula nasıl yaklaşmalı?

Sendikalar da bize göre bu kurula girmeli ama böyle bir kurul oluşturacaklarını zannetmiyorum. Bana göre bir şeyler yapacaklar ve muhtemelen işi hafifletecekler ama bunlar daha çok makyaj olacak.

"İKİ ADIM İLERİ BİR ADIM GERİ DİYEREK SANSÜRDE MESAFE KAT ETMEK İSTİYORLAR"

Bir tür mehteran marşı taktiğiyle iki ileri bir geri adım atarak sonuçta bir adım karlı çıkacaklar. Tabi Domainlerde yasak kelimeler meselesini tümüyle geri çekiyorlar, çünkü onu yüzlerine gözlerine bulaştırdılar. 22 Ağustosta da ne idüğü belirsiz bir filtre olacak, belki içindeki zor kısmını geri çekebilir ve isteğe bağlı hale getirebilirler. Ancak niyetleri değişmiş değil ve önemli olan yasakçı zihin yapıları.

"BİZİM HAREKETİMİZ SADECE FİLTRE KARŞITLIĞINI AŞAN HEDEFLERE SAHİP"

Daha önce de söylediğim üzere zaten bizim çalışmalarımızın, genel olarak hareketin, yaptığımız büyük yürüyüşün falan amacı sadece filtre değildi. Bu hareketin filtreyi aşan hedefleri var. Filtre meselesi burada açıkçası bir detay, asıl amaç bu zihniyeti, yasakçı yaklaşımı geriletmek, temizlemek. Yok pornoydu, müstehcenlikti falan türü bahanelere inanmıyorum zaten ben, çünkü engellenen sitelerin büyük bir bölümü politik siteler hala. Kendi tabanlarını ikna etmek için muhafazakârlık, müslüman değerler, çocuk pornosu gibi şeyleri kullanıyorlar.

"ÇOCUK PORNOSU GİBİ BAHANELER TAM BİR İKİYÜZLÜLÜKTÜR"

Bu çocuk pornosu meselesi de bana göre ikiyüzlülüktür. Sen kalk 12 yaşında çocuğu evlendir, aile içi cinsel taciz üst seviyelerde olsun, çocuk işçileri çalıştır, çocuk emeğiyle zenginleş ve sonra da kalk 'çocuğa saygıdan', 'çocukların korunmasından', 'çocuk pornosunun engellenmesinden' söz et. Bu tam bir ikiyüzlülüktür.

Hükümet 22 Ağustos'ta biz vazgeçtik derse dahi hareket devam eder mi yada nasıl devam eder?

Evet, aynen devam edecek. Ben kendi adıma söyleyebilirim ki, tanıdığım pek çok insan içinde geçerli bu, bundan sonra en çok işleyeceğimiz iki temel konu var bizim. Bunlardan bir tanesi anayasa meselesidir, anayasanın demokratik bir temelde yeniden yapılması Türkiye'nin demokratik bir topluma geçmesinin ön koşuludur.

"İKİ TEMEL HEDEFİMİZ VAR: ANAYASA VE HAREKETLER ARASI KOORDİNASYON"

Biz anayasayı bir alet olarak algılamalıyız ve buna yakın olmak zorundayız demiştik, insanların, bizlerin erişimi olmalı. Yoksa anayasa hiçbir anlam ifade etmez, bir kitaptan, metinden ibaret olur ve bu haliyle de egemenlerin elinde halka karşı bir baskı aleti olur. Bizler anayasanın halkın elinde demokratikleşmeyi sağlayacak bir alet haline gelmesi için çaba sarf etmeliyiz.

İkinci olarak tüm bu hareketler arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi meselesini çok önemsiyorum. Sendikal hareketle, gençlik hareketleriyle internet sansürüne karşı hareket arasında bağlantılar kurmak ve bu bağları güçlü kılmak önemli, koordine olmamız şart. Gençlik hareketiyle bir bağ kuruluyor zaten, eyleme katılanların yüzde 90'ı gençti hatırlarsan. Sendikal hareketle de yeni yeni ortak adımlar atmaya başlıyoruz. Bu bağlantıları kurabilir ve güçlendirebilirsek; yani sendikal hareketlerle, gençlik hareketleriyle, yeni nesil hareketler arasındaki bağlantıyı kurarsak ve özellikle kafası basan sol hareketler burada daha fazla destek verirse yepyeni olanak çıkabilir.

Teşekkür ediyoruz...

SÖYLEŞİNİN ÖNCEKİ BÖLÜMLERİ

'Filtre internet sansürünü sistematik hale getiriyor -I

Sansüre karşı mücadele demokrasi mücadelesidir-II

"İletişim her zaman devrimlerin asli bir parçasıdır"-III

"Emek Haber Ağı haberin kaynağının örgütlenmesidir"-IV