04 Aralık 2010, Cumartesi

Sabahattin Ali'nin mezarı nerede?

Faili meçhul cinayetler ve gözaltında kayıpların aydınlatılması ve sorumluların yargılanması talebiyle 297. haftada da Galatasaray Meydanı'nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri, sınırda 62 yıl önce kaybedilen ve akıbeti açıklanmayan Yazar Sabahattin Ali'nin mezarının nerede olduğunu sordu.

Cumartesi Anneleri, faili meçhul cinayetler ve gözaltında kayıpların aydınlatılması ve sorumluların yargılanması talebiyle 297. haftada da Galatasaray Meydanı'nda bir araya geldi. Kaybedilenlerin fotoğraflarını taşıyan kayıp yakınları, ellerindeki karanfillerle ve önlerine serdikleri, "Failler belli, kayıplar nerede" pankartı ise sessizce oturma eylemi başlattı. Bu haftaki eylemde, 6 Aralık 1993 tarihinde Urfa Siverek ilçesi Bağlar Mahallesi'nde ikamet eden amcası Mehmet Taşkaya'nın evinden gündüz vakti gözaltına alınarak kaybedilen Hüseyin Taşkaya ile 1 Nisan 1948 günü Kırklareli'nde sınırda kaybedilen ve mezarı hala bilinmeyen ünlü edebiyatçı Sebahattin Ali'nin akıbeti soruldu. Babasının kaybediliş hikayesini anlatan Hüseyin Taşkaya'nın oğlu Latif Taşkaya, 30 araçlık bir konvoyla babasını gözaltına alan devlet görevlilerinin sorumlu olduğunu söyledi. Taşkaya, "Babamı almak için 30 araçlı bir konvoy gelmiştir. Operasyonu daha sonra Ergenekon davasında yargılanan üsteğmen Ahmet Şentürk yönetiyordu. Yapılan tüm girişimlere rağmen babamın gözaltına alındığını yetkili makamlar, inkâr etti" dedi. Babasının kaybedilmesiyle ilgili korucubaşı Sedat Bucak'la yaptıkları görüşmede, "bizim ekip almış fakat devlete teslim etmiş bundan sonrasından haberimiz yok devlet biliyor" dediğini hatırlatan Taşkaya, aile olarak yaptıkları tüm başvuruların sonuçsuz kaldığını söyledi.

'DÖNEMİN TÜM YETKİLİLERİ SORUMLU, YARGILASIN'

Taşkaya, 17 yıldır babasının akıbetini sorduklarını belirterek, dönemin tüm yetkililerinin yargı babasının kaybedilmesinden sorumlu olduğunu söyledi. Taşkaya, "17 yıldır hükümetleri, başbakanları meclisi göreve çağırıyoruz. Kaybedilişinin 17. yılında bir kez da sesleniyoruz dönemin tüm yetkilileri olarak; Jandarma Asayiş Bölge Komutanı Kolgeneral Hasan Kundakçı, Urfa İl Jandarma Komutanı Albay Seral Saral, operasyonu yöneten Üsteğmen Ahmet Şentürk, Bucak aşireti lideri Sedat Bucak, Urfa Emniyet Müdürü Mehmet Cebe, Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Fidanboy, Vali Tevfik Ziyaeddin Akbulut, OHAL Valisi Ünal Erkan, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş, İçişleri Bakanı Nahit Menteş, Başbakan Tansu Çiller, Başbakan Yardımcısı Murat Karayalçın, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, babamın kaybedilmesinde sorumludur ve yargılanmalıdır" diye konuştu.

'KEMAL TÜRKLER VE SABAHATTİN ALİ'Yİ UNUTMAYACAĞIZ'

Daha sonra Dünya Yazarlar Birliği (PEN) Türkiye Merkezi Başkanı Tarık Günersen bir konuşma yaptı. Geçtiğimiz günlerde, zamanaşımı gerekçesiyle katili beraat ettirilen DİSK kurucu genel başkanı Kemal Türkler ve Sabahattin Ali'yi unutmayacaklarını kaydeden Günersen, devleti sorumluluğunu yerine getirmeye ve cinayetlerle, kayıplarla yüzleşmeye çağırdı. Haftanın basın açıklamasını okuyan 2004 yılında kaybedilen Tolga Baykal Ceylan'ın annesi Kadriye Ceylan, Sabahattin Ali'nin başına neler geldiğinin tam 62 yıldır devlet tarafından açıklanmadığını söyledi. Ali'nin nereye gömüldüğünü öğrenmek istediklerini kaydeden Ceylan, "Onun katline ferman yazanlar, bize acemice senaryolar yazarak, gerçeği gizlediler. 62 yıldır tüm iktidarlar Sabahattin Ali'nin başına gelenin ne olduğunu açıklamayarak suça iştirak etti. Son olarak AKP hükümeti de 'belgeler var ama zaman aşımına uğradığı için yok edilmiş' demekle yetindi. Faillerin korunması üzerine temellenen devlet geleneğinin devamcısı oldu" dedi.

'ALİ'NİN MEZARINI SÖYLEYİN'

AKP hükümetinin Sabahattin Ali'nin romanını filmleştirmesini de eleştiren Ceylan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sabahattin Ali'nin katillerini bulmayan ve mezarını dahi araştırmayan Başbakanlık İnsan Hakları konusunda mesaj vermek için Sabahattin Ali'nin 'Kürk Mantolu Madonna' romanını filmleştireceğini açıkladı. Film 10 Aralık 2011 Dünya İnsan Hakları Günü'ne yetiştirilecekmiş. Bir de kayıp yakınları insan hakları savunucuları Sabahattin Ali'nin okurları ve onun özgür, eşit ve adil bir dünya idealinin takipçileri olarak hükümeti insan hakları konusunda samimi olmaya çağırıyoruz. Sabahattin Ali'nin yanında bulunan eşyaların ailesine teslimini sağlayın kamuoyu önünde başta ailesi olmak üzere tüm toplumdan özür dileyin. Sabahattin Ali'nin aldırma gönül şiirini yazdığı tarihi Sinop Cezaevi'ni Sabahattin Ali müzesine dönüştürün. Sabahattin Ali ile ilgili devlet arşivlerindeki tüm sırları gün yüzüne çıkarıp geçmişle yüzleşin. Sabahattin Ali'ye ve bir yüzyıl boyunca işlenen tüm siyasi cinayetlere kurban gidenlere yapılanların hesabı verilmeden Türkiye'nin dünyadaki imajını düzeltmesine beklemek abesle iştigaldir."

İstanbul - DİHA