05 Ocak 2012, Perşembe

Şimdi Biz Kürtlerle Kardeş Miyiz?

LEYLA ALP leyla.alp@gmail.com

Şimdi dönüp bir kez daha bakılsın istiyorum daha büyük kaç tane acımız var? Demiştim... "Saymakla biter mi" demişti. Saymakla bitmiyor evet, ama sustukça çoğalıyor.

Kayseri'nin Akkışla beldesinde 35 kişi insansız hava uçakları tarafından üzerlerine bomba yağdırılarak öldürüldü. Medya kanalları derhal olay yerine giderek sıcak gelişmeleri aktarmaya başladılar. Katliam haberi bütün televizyon flash haber olarak verildi. Katliam tanıkları ve hayatını kaybedenlerin aileleriyle röportajlar yapıldı. İzleyenler gözyaşlarını tutamayıp sokaklara çıktılar. Bütün ülkede protesto gösterileri gerçekleştirildi.

Genelkurmay Başkanlığı yaptığı yazılı açıklamada, yaşanan olayın bir katliam olduğunu belirterek "Milletimizin canına kast eden bu hain pusuyu kuranlardan hesap soracağız" dedi.

Cumhurbaşkanı düzenlediği basın toplantısında katliama dair her türlü bilgin ve ihmalin araştırıldığını, bu katliamı planlayanların mutlaka cezalandırılacağını söyledi. Cumhurbaşkanı ölenlere rahmet, yakınlarına başsağlığı diledi. Cumhurbaşkanının eşi bir grup sanatçı ile birlikte yakınlarını kaybedenlere taziye ziyareti gerçekleştirdi.

Başbakan ve bakanlar katliamın olduğu bölgeye derhal giderek burada incelemeler yaptı. Başbakan burada yaptığı açıklamada "bunu yapanlar insanlıktan nasibini almamış iblislerdir" dedi. Cenazelerin tanınmayacak halde olduğunu söyleyen başbakan konuşurken gözyaşlarını tutamadı. Hayatını kaybedenlerin ailelerine sorumluların er ya da geç cezalandırılacağına dair söz veren Başbakan "Bu bizim namus borcumuzdur" dedi.

Bütün milletvekilleri katliamın yaşandığı bölgeye gitti. Ve tüm yurtta yas ilan edildi. Olayın üzerinden bir hafta geçmesine rağmen protesto gösterileri devam ediyor.

Katliamda ihmalin olup olmadığına dair hemen soruşturma başlatılırken bazı kamu görevlileri istifa etti, bazıları da açığa alındı.

35 köylü eğer Uludere'de değil de Kayseri'de öldürülseydi ardından yaşananlar yukarıda yazdığım gibi olacaktı. Ama katliam Uludere'de olmuştu.

Ölenler Kürttü.

Kürtsen ölebilirsin, öldürülebilirsin...

Kürtsündür çünkü...

Ölenler Kürt olduğu için Genelkurmay başkanlığı saatler sonra yaptığı açıklamada katliamın gerçekleştiği yerin yerleşim yeri olmadığını söyledi.

Ölenler Kürt olduğu için Başbakan iki gün boyunca sustu. Sonra da Genelkurmaya teşekkür ederek medyaya ve BDP' ye saldırdı.

Ölenler Kürt olduğu için hükümet sözcüsü kasıt yok, ihmali araştırıyoruz, özür de dilemiyoruz. Parası neyse veririz dedi.

Ölenler Kürt olduğu için Türk medyası saatler boyu sustu, hiçbir açıklama yapmadı.

Ölenler Kürt olduğu için Cuma namazı çıkışında herhangi bir protesto eylemi yapılmadı.

Ölenler Kürt olduğu için protesto gösterilerini çoğu Kürt, çoğu genç, hepsi devrimci demokrat insanlar yaptı.

Ölenler Kürt olduğu için yitip giden canların değil, kırılan camların hesabı yapıldı.

Ölenler Kürt olduğu için ve devlet öldürdüğü için bu katliama hala 'olay' deniyor, 'hata' deniyor.

Böyle bir katliamda hala ölenin kimliğine bakıp acı paylaşma hesabı yapıyorsak kardeşlik safsatalarını kenara bırakıp o çok korktuğumuz bölünmenin aslında çoktan başlamış olduğunu kabul etmek gerekir. Kayseri'de yaşandığında yüreğine ateş düşüyor, sokaklara dökülüyor ama Uludere'de yaşandığında kılını kıpırdamıyorsan zaten duygusal olarak ayrılmışsın demektir.

Acıyı ulusa göre ayırıyorsan, zulmü ulusa göre ayırıyorsan zalimden farkın kalmaz. Sen de zalimsindir.

35 köylü eğer Uludere'de değil de Kayseri'de öldürülseydi  bu 'hata" denip geçiştirilebilecek miydi ? Elbette hayır? Kürtler ölünce 'hata' ya eyvallah, Türkler ölünce katliam, vahşet...

Peki şimdi biz Kürtlerle kardeş miyiz?

Devlet,  Uludere'de çoğu genç ve hepsi Kürt 35 köylüyü öldürdü.Katliam yaptı.

Kürtler bunu biliyor. Ve bu katliamın üzerinin kapatılmasına izin vermeyecekler. Ölmekten başka kaybedecekleri bir şeyleri yok. Ve zaten yedisinden yetmişine çeşitli bahanelerle sürekli öldürülüyorlar. Yani Kürtler bu acıyı tek başlarına yaşayıp tek başlarına bunun mücadelesini de verebilirler. Ama bu birleştirmez ayrıştırır.

Eğer Türkler ve bu ülkede yaşayan diğer halklar bu acıyı kendi acısı gibi sahiplenmez bu davanın kapatılmasına göz yumarsa bu katliamın ortağı olacak. Eğer susmaya devam edilirse daha büyük acılarımız, daha büyük kayıplarımız olacak...