10 Mart 2012, Cumartesi

Ben Bir Taşım

"Ben bir taşım!" demişti bir baba. "Ben çocuklarımın elini toprağa değdirmiyordum, kıyamadığım için. Bir gün oldu, ikisini birden yitirdim. Ben buna katlanabiliyorsam; demek ki ben bir taşım!"...

10 Mart'ta KCK operasyonları kapsamında tutuklanan Müge Tuzcuoğlu'nun 2011 yılında Evrensel Basım Yayından çıkan "Ben Bir Taşım" isimli söyleşi kitabının arkasında yazan sözler böyle başlıyor.

Beş yıl Evrensel gazetesinde muhabirlik yaptıktan sonra Diyarbakır'a giden Müge Tuzcuoğlu'nun  Sarmaşık Derneği'ndeki üç yıl çalıştıktan sonra bu söyleşiyi yapmaya karar vermiş .

Neden böyle bir kitap yazdığını şöyle anlatıyor Tuzcuoğlu:

"Anneleri-babaları, siyasetçiler anlattı bugüne kadar bu savaşı. Bu kitapta bu sefer faili meçhul cinayetlerde öldürülenlerin, binlerle ifade edilen köy boşaltmalarına uğrayan ailelerin, binlercesi cezaevinde olan Kürtlerin, dağda yaşamını yitiren gerillaların çocukları, kardeşleri yani bu savaşın üçüncü kuşağı sözü aldı. Onlar anlattıkça.  Kürt sorununun hesapladığımız sayılardan katbekat fazlası olduğu ve hesap edilmeyen bir gerçeklik olan bu savaşın sonuçlarının, gün gibi ortada olduğunu gösterdiler. Kürtlerden sadece dilleri, kültürleri, kimliklerinin esirgenmediğini, çocukluklarının yani bugünün çocuklarının da esirgendiğini anlattılar.

Yaşadıklarını, sırasıyla anlattıklarında, çocuklar da inanamadı hayatlarına: "Hepsini ben mi yaşamışım?" diyerek.

Ve evet, ne yazık ki hepsini onlar yaşamışlardı..."

Kitapta 13 öykü var.  13 küçük insanın büyük hikayesi. Müge Tuzcuoğlu neden 13 çocukla görüştüğünü şöyle anlatıyor.

"Uğur 12 yaşında öldürülmüştü ya. Canını alan 13 kurşuna karşılık 13 çocukla görüşüldü. Yaşsaydı yaşıtı olacak  çocuklar ile. Öldürülmemeleri tesadüfe bağlı çocuklar ile."

"Ben Bir taşım" ile karşımıza oturan ve bazen gülerek bazen hüzünle ama gözlerini kocaman kocaman açıp bize hikayelerini anlatan çocuklar "bunları ben mi yaşamışım" diyorlar hikayelerini anlatırken. Nasıl dayanabildiklerine biz şaşarken onlarda mahcup bir ifadeyle keşke bütün bunları kanıtlayacak bir icat olsa diyorlar.

"Benim en büyük hayalim, küçük bir icat olsun., inanmayanları bir günlüğüne bile olsa kendi yerime o günlere götürmek. O günleri görseler , zaten elbette inanırlar....Onları götürürdüm, bakın işte çocuklara bakın. Nasıl gelmişler bu hale? Kim getirmiş? Bu hayatı yaşamak zorundalar mı? Onlarda sizin hayatınızı yaşayabilirlerdi ama izin vermediler"

"Hep büyüktük" diyor babası 12 kurşunla vurulan bir çocuk. Ama soruyor yine de anlamıyor çünkü... Kim anlayabilir ki...

"Bir insana 12 kurşun sıkmanın manası ne Müge abla?"

Evi yakılan bir kız çocuğunun aklı yangının ortasında kalan bebeğinde hala..."Çünkü ilk defa sahip olduğum birşeydi. Ve onu öyle kaybetmiştim"

Ablasını, abisini, babasını kaybeden çocukların hikayesi "Ben Bir Taşım. Onlar konuştukça bir susuyoruz. Ama biz sustukça onlar ölmeye, tutuklanmaya devam ediyor.

 

 

Ben Bir Taşım

Müge Tuzcuoğlu

Evsensel Basım Yayın