18 Eylül 2012, Salı

'Değerli hakim beni öldürmeyin'

Önce zorla çıplak fotoğrafları çekildi, sonra yıllarca şantaj yapıldı. İşinden oldu. Hayatı Danıştay'dan çıkacak karara bağlı olan bir kadın Danıştay'a yazdığı mektupta "Değerli hakim, beni öldürmeyin." diyor.

Önce zorla çıplak fotoğrafları çekildi, sonra yıllarca şantaj yapıldı. Dayak ve tehditlerin de sürdüğü bu yıllarda, bir gün görüntüleri internette yayınlanınca Adalet Bakanlığı tarafından işten çıkarıldı. İşine geri dönmek için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ile görüştü. Sonuç alamadı. Dava açtı ve süreç Danıştay aşamasında. Bunun ortaya çıkması halinde ailesinin hem adamı hem de kendisini öldürmesinin 'an meselesi' olduğunu anlatan kadın, bu yüzden Danıştay'a yazdığı mektupta şu sözler dikkat çekti: "Değerli hakim, onurlu bir hayat benim hakkım. Mesleğim, ekmeğim benim hakkım. Beni öldürmeyin."

HAYATI DANIŞTAY'DAN ÇIKACAK KARARA BAĞLI

İsminin de, çalıştığı yerin de kesinlikle bilinmemesi gereken bir kadının hayatı Danıştay'dan çıkacak sonuca bağlı. Bir zamanlar görüştüğü, daha sonra ayrılmak istediği bir erkeğin çıplak fotoğraflarını çekmesiyle başladı 'işkence'. Yıllarca çıplak fotoğrafları yayınlanmakla tehdit edildi, yüklü miktarda para istendi. Dayaklar ve öldürme tehditleri de eksik olmadı. Şantajcıyı mahkemeye vermesi üzerine görüntüler internette yayınlandı, fakat hemen yayından kaldırıldı.

'YÜZ KIZARTICI SUÇ' KADINA MI AİT?

Fotoğrafların internette yayınlanmasının ardından Adalet Bakanlığı'na bağlı bir kurumda kamu görevlisi olarak çalışan kadın, 125. madde ile "yüz kızartıcı suç işlediği" için işten çıkarıldı. Gerekçede ise, görüntüleri kendisi yayınlamadığı halde, "kendisinin bu fotoğrafların çekilmesine sebep olduğu" belirtildi. İşten çıkarılmasının ardından dava açarken birçok yetkiliyle de görüştü. Bu sırada, kimsenin "internette çıplak fotoğrafları yayınlandığı için" kendisini kabul etmediğini anlattı.

BAKAN ŞAHİN DE GÖRÜŞMEDİ

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin'in kendisine yargıya intikal ettiği için duruma müdahale edemeyeceğini belirtti. Çok sayıda AKP milletvekili görüşmedi bile. Başbakanlığa gittiğinde, "canlı bomba" suçlamasıyla karakola götürüldü. Son olarak Danıştay'a yazdığı mektup ise, artık Danıştay'dan çıkacak ret kararının yaşamı için ne kadar önemli olduğunu gözler önüne seriyor. Çünkü buradan çıkacak karar sonrasında ailesi tarafından öldürülebilir. Yazılan mektupta, davasının görüldüğü mahkemenin hakimine şu sözlerle sesleniyor: "Değerli hakim, onurlu bir hayat, benim hakkım; mesleğim, ekmeğim benim hakkım, yaşamak, korkusuz nefes almak benim hakkım; dört mevsimi yaşamak benim hakkım, beni öldürmeyin!"

MEDYA HABER YAPMADI

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin'in kendisiyle AKP Kadın Kolları Başkanı iken yüz yüze görüştüğünü ve kendisine yardım edeceğini söylediğini dile getiren kadın, aynı anda orada olan ATV kameralarının da kendisini çektiğini, fakat Fatma Şahin'in girişimleriyle yayınlamaktan vazgeçtiklerini söyledi. Radikal Gazetesi'nden bir muhabirin de haberini yapacağını söylemesine rağmen, son anda haber yapmaktan vazgeçtiğini belirtti.

ÖLMEK İSTEMİYORUM

Kadın içinde bulunduğu durumu, yaşadığı yalnızlığı ve çaresizliği şöyle anlattı: "Hem Kürt, hem kadın, hem de köylü olmak; üçünü birden taşımak o kadar zor ki... Danıştay'dan çıkacak karar benim son şansım. Ailem duyduğunda kesin beni öldürür. Onların da katil olmasını, böylelikle ailemi zor durumda bırakmayı istemiyorum. Bu yüzden oraya dönemem, burada yerim yok. İşim benim hayatım. Kendime acımak istemiyorum. Daha yapacaklarım var. Ölmek istemiyorum..."

 

Hilal Yağız-Evrensel