20 Eylül 2012, Perşembe

Ama Önce Onlar Başlattı!

NALAN TEMELTAŞ nalan_temeltas@yahoo.com

Şiddete uğrayan kadın ölümleri hızla artarken, taşeronlaştırılmış işçiler boğaz tokluğuna mümkünse sağ kalarak ekmek parası kazanmayı denerken, nefret cinayetlerinde her an güzel gözlü bir travestiyi kurban verebilirken, hayatlarının baharında üniversite öğrencileri politik görüşleri bahane edilerek içeriye tıkılırken, emekçiler kadavra yasalarla kazanılmış haklarından mahrum edilirken memleketi yönetenlerin demokratikliği başımızı döndürecek kadar hayranlık verici!

Çağdışı fikirleriyle kabine üyeleri, enerji politikalarını eleştirenlere ya da eğitime yöneltilmiş eleştiriye rastladıklarında bile, kimse kim hemen oracıkta PKK li ilan ediveriyorlar. Memleketin önemli bir kısmı PKK li, bi kısmı da Ergenekoncu sanırım!  Kabine üyeleri milletin gülfidan çocuklarına ''şehit'' olmanın nasip kısmet işi olduğunu ifade ederek kuvvetli bir alkışı hakkediyor! Neyse ki ''kaza'' sözcüğünü keşfettiler de rahat bir nefes aldılar. Nerede patlama, bombalama, ölüm varsa ya inceleme araştırma yapılıyor ya da kaza, deyiveriyorlar. Süper bi buluş!

Halen konuşma tarzı ile hayranlık uyandıran enerji bakanı kaçak/kayıp elektrik meselesini ''etnik ayrımcılık demesinler diye batıdakilere bu bedeli ödetiyoruz'' diyerek meseleyi Kürt yoksullarına bağlamayı marifet biliyor. Helal vallahi. Faturaların yüksekliğinde pişkin zamların güçlü şirketlerin hiç payı yokmuş öğreniyoruz. Kendisi Kaliforniya'nın bağlarıyla ünlü Napa Vadisi'nde doğmuş ya öyle alerjik işte!

Hatırlarsanız Kılıçdaroğlu Uludere'ye gitmek için helikopter istediğinde '' Olur mu hiç? Ya yarın Selahattin Demirtaş'ta isterse '' diyebilen herkesten daha fazla Kürt hükümet sözcüsü de aynı alerjiye sahip. ''BDP'lilerin kadın kotasını arttırmasına gerek yok. Onları nasıl kadın sayıyorsunuz? Her biri polis iteliyor, tokat atıyor, her biri otobüs üzerine çıkıp acayip şeyler söylüyor" diyen hükümet üyesi de!

Gerçek, vasatın elinde. Ya yeniden imal ediliyor ya da çarpıtılıyor.  En çok şimdiki zamanda ahlaki kararlılık gerekiyor. Tematik aşırılıklar, müşteriyi beklerken eğlendirmek üzre ortalarda gezen kısa etekli hostes kızlar misali. Egemenler şiddetin her türlüsünü imal eder, günceller, istihdam ederken ekranları kaplayan herbişey uzmanları, vır vır gazeteciler, sapkın herşeyi pek bilmişler ucuz bir gösterinin kahramanları gibiler.

İster marxist Leninist örgütlenmeye kafayı takanlardan olun, ister ebeyi sobelememekte ısrarcı liberallerden, ister sadece ''düşünüyorum bendeki beyin var ya dostum kimsede yok anladın mı aydınım ben aydın'' muhabbetlerinin aranılan elemanı olun; her ölümlü gibi sizde bir kezliğine de olsa AKP güzelliğini tadacaksınız vesselam. Kürtler, aleviler ve sol eğilimli güzellikler bitince sıra muhalif dindarlara geliyor görünen o ki.

Soldan say; vicdan negatif, adalet negatif, eşitlik negatif, dil negatif! Ötekileştirmenin cilt cilt kitabı yazılacak. Herkes, hepimiz hastalandık. Her güne bu kadar genç ölümün düştüğü topraklarda kim hasarsız olabilir !?

Son günlerde kendilerine ''akil adamlar'' denmesini münasip bulmayıp sonra isabetli bir kararla ''temas ve diyalog'' grubu adını benimsemiş insiyatifin mühim bir hedefi varmış öğrendiğimiz kadarıyla. Siyasetin dilini negatif buluyorlar, değiştirmek istiyorlar. Kesinkes haklılar. Aksi durumda herkese terapi gerekecek. Her türlü bedensel bütünlüğü korumak zorlaşacak. Kendi içlerinde zihinsel egzersiz yapsalar dahi hayırlara vesiledir kuşkusuz!

Böylesi iç açıcı bir ortamda, politikayı din sayarak iman tazeleyenlerin en ihtiyacımız olmayan talihsiz açıklamaları, farklılıkların ısrarla vurgulanması, dilin giderek negatifleşmesine katkıda bulunuyor.  Çileci rahipler gibi davranarak kasabalıya şirin gözükenler kesin yogaya filan başlasın!

Pop içerikli bireysel çıkışlarla ezilenlere 'ligde' puan kaybettiriyorlar.

Prestijli bir grubun üyesi olduklarını hatırlatmak inişli çıkışlı ruh hallerinden uzak durmalarını sağlamak gerek. Legal zeminde politikanın tüm olanaklarını kullandınız mı ki uç emarelerden bahsetmede bu denli cömertsiniz diye sormak gerekir. Bu çıkışlar belki ortalama akılla yetinenlere iyi gelecektir. Çünkü ortalama aklın sorular karşısında cevapları kendine ait değildir! Duyguların da düşüncelerin de neye öfkelenip neye hüzünleneceğin de başkasının ağzına bakar. Kamusal alanın kurumlaşmış söylemleri, yekpare davranış kökenlerinin hepsinin altında yatan güzellik budur!

Minimum üç yönetim kurulu adaylığı, bilmem kaç yıllığına bazı şahsiyetlere kiralanmasında sakınca görülmeyen kamusal yerlere, eleştirinin günah sayılmasına eleştirmeyenlerin korunup kollanmasına kafa yorulsa yeridir deniyor bizim mahallede! Eskinin usul adabına çağrı var yani. ''Bizden söylemesi'', ''duygudaşlık bitti'', ''bu işin ara çözümü kalmadı'' ile mi legal alanda politika yapılacak!? FBI tam da bunu istiyor sanki!

Şu anki zeminde henüz kullanmadığınız nice kanalın olduğuna inanmayı yeğleriz. Hamasi laflarla politikayı anlık kurtarabilirsiniz ya gelecek? Dürtüsel değilse bu politik tutumlar niçin tarihin haklılıklarına yaslanmıyorsunuz? Gündemin peşine takılarak değil gündem yaratarak bahsi yükseltmeye ne dersiniz? Halkın gerisinde kalmamak için en azından!