05 Haziran 2013, Çarşamba

Haysiyet ayaklanması- Ahmet İnsel

Gezi isyanı, zaman zaman katılım olarak Avrupa'dakileri katbekat aşan bir haysiyet ayaklanmasıdır. Yurttaş haysiyetini ve demokrasi değerlerinin çiğnendiğine inananlar mütehakkime karşı ayaklanıyorlar.

Gezi Parkı İsyanı' Arap ayaklanmalarına benzemiyor. On yıllardır devletin başına çöreklenmiş bir aileye, muhalefetin olmadığı göstermelik seçimlerle devlet başkanlığı koltuğunu işgal eden otokrata karşı, eşit ve adil seçim talebiyle yürütülen bir ayaklanma değil bu. Gezi Parkı'nda başlayan direniş, iktidarın fütursuz ve orantısız şiddet kullanımıyla bu kez sabrı taşan bir halk kesiminin öfke patlamasıdır. Bu anlamda, eğer benzetmek gerekiyorsa sadece İstanbul'da değil, Türkiye'nin yüzlerce yerleşim yerinde sokağa dökülen, polisin müdahalelerine kararlılıkla direnen insanların hareketini, İspanya'nın, Fransa'nın, ABD'nin Öfkeliler Hareketi'ne benzetmek daha doğru olur. Zaman zaman bunları katılım olarak katbekat aşan bir 'haysiyet ayaklanması'dır bu.

Seçmenin yarısı olmak
İktidar partisinin ulusal ve yerel planda yürüttüğü bir dizi politikaya karşı olmakla yeterince izah edilemeyecek bu tepki, iktidarının mutlaklığını övüne övüne dile getiren, muhalefet ve eleştiriyi façası bozulan kabadayının zihniyet dünyası kodlarıyla algılayan, biat kültürü içinde yetişmiş bir kişiliğe yönelik tepkidir her şeyden önce. Bu mütecaviz ve mütehakkim siyaset yapma tarzını, bu horgören üslubu hazmedemeyenlerin, yurttaş haysiyetlerinin zedelendiğini düşünenlerin ayaklanmasıdır. Bu nedenle rejime karşı isyan değil, bir haysiyet ayaklanmasıdır. Taksim Meydanı'nda, Gezi Parkı'nda ve Türkiye'nin diğer yörelerinde sokağa dökülen insanların en güçlü ve en fazla haykırdıkları slogan, "Tayyip istifa!" ise bu Erdoğan'ın seçimle gelmiş olma meşruiyetini reddetme anlamına gelmemektedir. Sokaklardaki yüz binlerce, belki milyonlarca insan bu sloganla Tayyip Erdoğan'ın icraatlarının demokratik meşruiyet (yasallık değil meşruiyet!) sınırını zorladığını, aştığını bu sloganla dile getiriyor. Yaptıklarıyla değil sadece, bundan çok daha fazla, yapma tarzıyla, sözüyle, duruşuyla, üslubuyla bu meşruiyet sınırını aşıyor Erdoğan. Sürekli arkasında seçmenin yarısının olduğuyla övünerek, kendi eliyle, kendi sözüyle seçmenin diğer yarısını karşısına koyuyor. Dışlıyor. Onları dikkate almadığını açıkça söylüyor. Seçmenin yarısının yurttaş haysiyetini zedeliyor. Gezi Parkı isyanı bu zedelenen yurttaş haysiyetinin ifadesidir. 

Güvenlik hissinin yitirilişi
Bu haysiyet zedelenmesi duygusuna, yaşam tarzına yönelik bir müdahale algısı ilave oluyor. Herkes için iyi, güzel ve doğru olanı kendisinin bildiğine iman eden hiperaktif kişilik karşısında, yaşam tarzını az veya çok tehdit altında hisseden insanların güvenlik hissini yitirmesinin bir sonucudur bu. Haysiyet zedelenmesine karşı tepkiye, kişilik savunması saikleri ilave oluyor. 

Gezi Parkı direnişinin motor gücünü oluşturan o genç insanların arkasında Ergenekon'un elini aramak, bunu eski rejime dönüş çabalarının ifadesi olduğunu iddia etmek, dış güçlerin elini işaret etmek, tam da eski rejimin kodlarıyla, toplumsal hareketleri değerlendirme tarzıyla, komplo teorileriyle, mutlak iktidar olmanın diliyle konuşmak, düşünmek demektir. Kimse kimseyi yanıltmasın. Bugün iktidarda yeni bir vesayet rejimi oluşuyor demek de eski rejimin kodları içinde kalındığını ele verir. Bugün yürürlükte olan, Erdoğan'ın şahsında fütursuzca sergilenen bir vesayet rejimi değil, doğrudan tahakküm rejimidir. Yurttaş haysiyetini ve demokrasi değerlerinin çiğnendiğine inananlar mütehakkime karşı ayaklanıyorlar.

4 Haziran 2013- Radikal