01 Ağustos 2013, Perşembe

Mevsimlik tarım işçilerinin bitmeyen çilesi

Urfa'dan, Antep'ten, Diyarbakır'dan Türkiye'nin batısına mevsimlik tarım işçisi olarak çalışmaya giden yüzbinlerce Kürt emekçisi insanlık dışı koşullarda çalışmaya devam ediyor. Suriye'den gelen ve yarım yevmiyeyle çalışmaya razı göçmenler koşulların daha da kötüleşmesini sağladı.

Mevsimlik tarım işçileri, her yıl olduğu gibi bu yılda çalışmak için evlerinden çok uzaklarda günü birlik tarım işlerinde çalışmak ayrıldı. Turgutlu'ya bağlı Sarıbey köyüne çalışmak için gelen mevsimlik işçiler, hem kötü koşullarda kaldıkları hem de iş bulamadıklarını belirtiyor. İşçiler, verilen yevmiyenin de geçtiğimiz yıl ile aynı olduğunu belirterek, sorunlarına çözüm bekliyor. 

URFA'DAN, ANTEP'TEN MANİSA TURGUTLU'YA GELDİLER

Mevsimlik tarım işçiliği yapmak için kimisi Urfa'nın Bozova ilçesinden, kimileriyse Antep'ten yola çıkarak Manisa'nın Turgutlu ilçesine bağlı Sarıbey köyüne gelerek gündelik tarım işlerinde çalışmak isteyen işçiler, sefalet içerisinde ve insani olmayan şartlarda yaşamak zorunda kalıyor.

İNSANLIK DIŞI ŞARTLARDA ÇALIŞMAYA ZORLANIYORLAR

Sarıbey köyünde kanal üzerinde bulunan köprünün altında ve kanal içerisinde kurulan çadırlarda yaşamak zorunda kalan işçiler, kendi çadırlarının yanında bez ve tahtalar ile kurdukları banyo ve tuvaletlerden ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor. Kanal içerisinde çadırların kurulduğu alanın yanında geçen dere içerisinde akan kirli suda çocuklar yüzerek serinlemek isterken, akan kirli nehir su bir yandan da hastalığa davetiye çıkarıyor. Dayıbaşılık yapan Abdullah Şahinsoy, Antep'in Nizip ilçesinde oturduklarını belirterek, Arazilerini sattıktan sonra yıllarca geçici tarım işçisi ve mevsimlik işçi olarak çalıştıklarını söyledi. Tarım sezonunun açıldığı 5'inci ayda memleketinden çıktığını 11'inci aya kadar çalıştıktan sonra kendi memleketine döndüklerini, Ege bölgesine Manisa'dan sonra Muğla ve Antalya'da pamuk topladıklarını söyledi.

'BEĞENMİYORSANIZ ÇEKİN GİDİN'

Çalışacakları bölgeye gelmeden işverenler tarafından kendilerinden istenen işçi sayısı kadar işçi ile birlikte araç tutarak geldiklerini, yol ve giderlerinin kendileri tarafından karşılandığını belirten Şahinsoy, çalışmak için gelen işçilerin kendi masraf ve yol ücretlerini karşıladıklarını ve geldiklerinde kalacak yerleri, çadırları kendi imkanları ile kurduklarını ifade etti. "Buraya atmışlar 4 tane kulübe, kaldığımız yer doldurulduktan sonra asfalt seviyesine getirilecekti, konut yapılacaktı. İşçilerin kendi imkanları ile kurdukları 100 çadır, belediyenin kurduğu 2 tane çadır. Burada olan her şeyi kendi imkanlarımız ile yaptık, banyomuzu da tuvaletimizi de kendimiz yaptık" diyen Şahinsoy, geçen yıl sıtma için kaldıkları yerlerin ilaçlandığını bu sene ise yapılmadığını belirtti. Aldıkları ücrette bir şeyin değişmediğini söyleyen Şahinsoy, "Geçen sene 35 TL yevmiye alıyorduk, bu sene yine aynı parayı alıyoruz" dedi. Suriyelilerin çok sayıda gelmesinden dolayı işverenlerin kendileri ile ilgilenmediklerini belirten Şahinsoy, işverenlerin "Beğenmiyorsanız çekin gidin" diyerek, kendilerinin çadırlarını söküp gitmelerini istediklerini ifade etti.

'MUHTAR KÖYÜN MUHTARI, BENİM YEVMİYEMİN DEĞİL'

Hacı Subaşı isimli mevsimlik işçi, "Biz bin 500 TL ücret vererek geldik buraya, geri dönersek aynı şekilde bin 500 TL yine vermek zorundayız. Geçen sene 35 TL ücrete çalıştık, bu sene yine aynı parayı veriyorlar bize. Bin kilometrelik yoldan geldim ben buraya, benim 100 yevmiyem yol parama gidiyor, 50 yevmiyede yesem 150 yevmiye eder, benim bur da çalışacağım 200 yevmiye, ben bu 50 yevmiye ile bu kışı nasıl geçireceğim.

'YEVMİYELERİ MUHTAR DEĞİL ZİRAAT, İŞÇİ DERNEKLERİ, BELEDİYE HEP BİRLİKTE BELİRLEMELİ'

Benim 15/20 nüfusum var bunlara nasıl bakacağım. Bizim buradaki hakkımız hep muhtarın eline geçmiş. Yevmiyelerimizi muhtar belirliyor. Yevmiyelerimizi muhtarın mı belirlemesi gerekiyor. Ziraat, işçi dernekleri, belediye bunların bir arada, hep beraber karar vererek yevmiyeleri belirlemesi gerekiyor. Biz hakkımızı kim de arayacağız. Muhtar köyün muhtarıdır, benim yevmiyemin muhtarı değildir" diye konuştu.

'SURİYELİLER YARI YEVMİYEYE ÇALIŞTIĞI İÇİN KÖYLÜLER BİZİ ÇALIŞTIRMAK İSTEMİYOR'

"Biz çadırlarımızı suyun içine, yılanların, pisliğin içine indiriyoruz" diyen Subaşı, şunları anlattı: "Bin kilometreden çalışmaya gelmişiz diye biz bunları 'ya sabır' diyor idare ediyoruz. Bir yetkili kişi gelsin, bu işçiler ne kadar ücret alıyor, kaç saat çalışıyorlar diye sorsun. Bunları sorgulamaları lazım. Köylüler imza toplamış muhtara vermiş, muhtar imzaları kaymakamlığa vermiş, kaymakamlık jandarma da bizi toplayıp, hepimize sorular sordular. Buradan gitmemizi istiyorlar. Suriyeliler yarı yevmiyeye çalıştıkları için köylülerde bizi çalıştırmak istemiyorlar."

'SU VERİLMİYOR'

İzzet Şahinsoy ve Reşit Tekinalp isimli mevsimlik işçiler ise, "Burada sadece yapılan 3 tane tuvalet ve 3 tane banyo var. 100 çadıra bu kadar banyo ve tuvalet nasıl yetsin, burada verilen su sık sık kesildiğinden dolayı su yeterli gelmiyor. Köye inip su almak istediğimizde köylüler, çeşitli bahaneler ile bize su vermiyor, kaymakamlığın yaptığı su kesik, akmıyor" diye belirtti.

'BİZ BU ÜLKENİN İNSANI DEĞİLMİYİZ?'

Cahit Uğurlu isimli mevsimlik işçi de yaşadıkları sorunları şu cümlelerle anlattı: "Biz bu ülkenin insanı değil miyiz? Bizim çok mu durumlarımız iyidir. Biz bu ülkenin vatandaşı değil miyiz? Bizim hiç bir güvencemiz yok. Bizi buraya iş için getirdiler. Üzüm çıksın sonra çalışacaksınız diyorlar. Köylüler ve muhtar ise çadırlarınızı buradan kaldırın, üzüm çıksın daha sonra buraya gelin diyorlar. Gidelim dediğimizde nereye gideceğiz, yol paramızda yok ki, evimize gidelim."

EmekDünyası.Net/DİHA