26 Haziran 2010, Cumartesi

DGİB 2010:

Krizin faturasını emekçiler ödemeyecek

Dünya Genç İşçi Buluşması ‘Kriz Dönemi ve İşçi Sınıfı' başlıklı panel ile devam etti. Panelde sendikaların içinde bulunduğu durum ve son yedi yılda Türkiye'deki toplumsal yapının değişimi öne çıktı.

ÜMİT ASLAN umit@emekdunyasi.net

SON YEDİ YILIN TOPLUMSAL YAPI DEĞİŞİMLERİ

Panelde, Prof. Dr. Ahmet Haşim Köse “Krizin teğet geçtiği ülkeden krize bakış” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Sunumunda Türkiye’nin durumunu 'genelleşmiş ortak bir eğilimin içindeki özel durum' olarak niteleyen Köse, “1980’de neo-liberalizm bütün sınıfa saldırırken, akademideki sınıf bakışını da zayıflattı. 2002- 2008 yılları arasındaki süreçte toplumsal sınıflarda sosyolojik olarak radikal bir değişim yaşandı. Örneğin, tarımın eridiğini biliyoruz. Bunun karşılığında Türkiye’de işçi sınıfı genişliyor. Türkiye’de haneler dağılımında %50’si emekçi hanelere aitti. Son 7 yıl içerisinde bu oran %62 ye çıktı. Sosyolojik tabirle bunun adı net olarak radikal değişimdir” dedi.

Krizin sınıfları netleştirdiğini söyleyen Köse, özel sektörde çalışanların çalışma saatleri son yedi hızla artığını ve Marx’ın da dediği gibi işçi sınıfının mücadelesi yalnızca ücret üzerine olmaması gerektiğini belirtti .

"Dün para ödemediğiniz kamusal hizmetlere para ödemeye başlıyorsanız, sizin reel ücretleriniz artsa da şartlarınız kötüleşiyor demektir" şeklinde konuşan Köse,  burjuvazinin dünyanın her yerinde ‘bu kriz bizim ortak krizimiz, dolayısıyla bedelini beraber ödeyelim’ dediğini ifade etti.

"SENDİKALAR SİGORTA ŞİRKETLERİNE DÖNÜŞMÜŞTÜ, BİZ BUNU YIKTIK"

Hollanda’dan gelerek sunum yapan FNV üyesi Aleksandra Chojecka, Hollanda’da sendikal anlayışı nasıl değiştirdiklerini anlattı.

“Örgütlenin!” başlıklı sunumunda Chojecka, geleneksel sendikaların yapısını analiz etti ve sendikalar hakkında şunları söyledi: “Geleneksel sendikalar sigorta hizmeti veren şirketlere dönüştüler. Bu düşünce tarzını değiştirmek için yeni bir örgütlenme şekliyle ortaya çıktık. İşveren işçiye sorun yaşatıyor, işçi ise bu sorunu sendikaya bildiriyor sendika ise sorunu işverene götürmüyor, kendi çözmeye çalışmıyordu. Bu yüzden sigorta şirketi görünümündeki sendikalar olarak kurumsallaşma sürecinde tembelleştik” dedi.

Konuşmasına yeni sendikal anlayışın nasıl olması gerektiğini anlatarak devam eden Chojecka, “Sendikalarda yeni sistemin asıl amacı işçilerin sorunlarını ele almak. Yeni sendika sisteminde sendika büroları ve tembel çalışanları kaldırılıyor ve işçiler sorunlarını sendikaya değil doğrudan patrona iletiyor çözmek için direniyor. Sendikalar böylece işçiler oluyor. Sonuç olarak bürolarında tembelce oturan sendikacılar işçilerin sorunlarını yavaşlatamayacak” ifadelerine yer verdi.

Örgütlenme ve sorunların çözümünün aşamalarıyla devam eden Aleksandra Chojecka, “İlk önce işyerinin kapısında bekliyoruz. İkinci olarak işçilerin telefon numaralarını topluyoruz. Birkaç gün içinde onları arıyoruz ve son olarak onların tüm bilgilerini alıyoruz. Asıl odaklanılması gereken nokta ‘işyerinde hangi problemler var’ ve bu problemlerin ‘kişisel yaşama etkisi nedir?’ Eğer işçileri grup haline getiremezsek onlar kendilerini güçsüz veya etkisiz olarak görüyorlar. Bu yüzden onları grup haline getirmeli ve birleştirmeliyiz. Miting veya protesto yapmadan önce birleşen işçiler arasından sorunları dile getirebilecek, işçiler arasında söz sahibi olan bir lider çıkartılır ve bu lidere miting veya protestolar için, çözüm üretmek için ‘hareket stratejisi’ belirlenir” dedi.

Bu yöntemle uzun direnişler yaptıklarını belirten Chojecka, başarıya ulaşan direnişlerinin görsellerini paylaşarak sunumunu noktaladı.

"BREZİLYA’DA YAŞANANLAR"

Brezilya’dan gelen CUT üyesi Fabio de Godoy konuşmasında Brezilya’da yaptıkları direnişleri ve ulaştıkları başarıları anlattı. Brezilya’nın IMF borçlarını nasıl aştığını, diktatörlük döneminden bugünlere nasıl geldiklerini anlatırken ülkesinin çıkarına olan bazı politikalarda hükümetin özellikle muhalefetle diyaloga gitmeye çaba gösterdiğini belirtti:

“Krizden önce Brezilya’nın borcu büyüktü, özellikle IMF’ye, ancak şimdi Brezilya IMF’ye yardım edecek güçte. Diyalog çok önemlidir brezilya hükümeti için, sektörlerde anlaşmaya varmamız gerektiğini düşünüyoruz. Bazı sektörler önemlidir ve orada önemli politikalar uygulamamız lazım. Parlamentoda önemli bir muhalefet mevcut. Hükümet muhalefete karşı bu politikalarda özellikle diyaloga önem veriyor ki bu politikalar uygulanabilsin. Brezilya’nın tarihinde ya bir imparatorluk içindeydi. Ondan sonra hep sağ görüşlü hükümetler tarafından yönetildi. Lula diktatörlük altında ezilmişti, şimdi ise başkan. Onu başkan yapan şey işçi sınıfının mücadelesiydi. Söylediği üç önemli şey vardı, birincisi sabır, ikincisi sabır, üçüncüsü ise sabır” dedi.

"KRİZİ DÖNEMLERİNİ SEVİNÇLE KARŞILARIM"

Panelin son konuşmasını yapan Metin Yeğin, yaşanmakta olan krizin işçi sınıfının değil kapitalizmin krizi olduğunu ve bunun bedelini de burjuvazinin ödemesi gerektiğini belirti. Kriz dönemlerini sevinçle karşıladığını belirten Yeğin, "Dünyanın dört bir yanında insanlar açlıktan kırılmaktadır. İnsanlar işsiz, sağlık olanaklarından yoksun ve eğitim ihtiyaçları giderilmiyor. Dünyanın dört bir yanında bunlar yaşanırken, bunlarla birlikte adaletsiz dağılımların yaşandığı bir dünyada, hiç krizden bahsedilmiyor. Ama ne zaman burjuvazinin 'kâr'ı düşerse, bankalar ve borsalar iflas eşliğine gelirse, o zaman bir krizin olduğundan bahsediliyor. Eğer kriz buysa iyi ki kriz var" dedi.

Yeğin, krizi bahane göstererek, insanların barınma, yemek, sağlık ve eğitim gibi en temel gereksinimleri olan olanaklardan mahrum bırakmanın hiç bir tarifinin olmadığını ifade ederek, şunları kaydetti: "Fabrikalar, bankalar kâr yapmıyor diye işçileri aç bırakazmasınız. Eğer yönetemiyorsanız bırakın gidin, gerçek sahiplerine; işçi sınıfına bırakın, onlar yönetsin. Eğer amaçları sırf kârsa kaymakamlığı satsınlar çaycılar hariç. Valilikleri satsınlar çaycılar hariç. Sonra parlamentoyu satsınlar çaycılarla birlikte; çünkü hiç kâr getirmez. Ben insanım bana yemek vermek, sağlık giderlerimi karşılamak, eğitim olanakları sağlamak zorundasın. Yapamıyorsanız çekip gidin." Yeğin, konuşmasını Lübnan işçilerinin kullandığı 'Zenginler! Eğer bizi aç bırakırsanız sizi yeriz' sloganını kullanarak bitirdi.

İzmir -