26 Aralık 2010, Pazar

Düz ovada siyaset

CEM BAHTİYAR solidarieta89@gmail.com

Geçtiğimiz hafta yapılan 'Demokratik Özerklik Çalıştayı', barışa giden yolun inşasıydı. Ancak, bu uğurda ne zaman bir temel atılsa, kökünden dinamitleniyor, sabote ediliyor. Mutabakat sağlamak için uğraşmak bir yana; sorunun istikrarı için uğraşılıyor, her zamanki gibi. Aksine yapılan her iş ise: 'anayasal suç', ne yazık ki!

Var olan bir sorunun çözülmesi için, toplumun, kendi içinde bir inisiyatif oluşturup, talepleri doğrultusunda bir öneri hazırlaması; gayet olağandır, olağan olduğu kadar bir ihtiyaçtır da. 'Toplumun siyasallaşması - siyasetin toplumsallaşması' adına oluşturulan hareketlerin, son zamanlardaki en güzel örneklerinden biri: DTK (Demokratik Toplum Kongresi)'nın düzenlediği 'Demokratik Özerklik Çalıştayı'.

İster kabul edelim, ister etmeyelim; toplantıda birçok öneri sunuldu. 'Özsavunma', 'bayrak' ve sair konuları çözüme giden yolda önce kendileri tartıştılar. Yani; sorun haline getirilen Kürt realitesi, çözüm için çalışıyor. Meydana gelen kutuplaşmayı sonlandırmak için, halklar arası diyalogun güçlenmesi adına fikir üretiyor. Bağımsızlık değil! Kendi içlerinde özerk bir yerinden yönetim modeli sunuyorlar. Bugün, dünyanın birçok yerinde denenen, uygulanan ve sorunların çözümü açısından gayet verimli bir yönetim şekli 'özerklik'. Kardeşkanının, şehit cenazelerinin sonu! Hayal edin. Düşünce ki hayal gücünden doğar. Hayal edemeyenlerin güzel düşleri de olmaz, düşünceleri de. Onlar düşünüyorlar.

Şimdi, toplantıda sunulan taslaklar ve alınan kararlar incelemeye alınıyor. Siyasi partiler yasalarına binaen, DTK ve BDP arasında 'organik' bir bağ aranacak. Şayet bulunursa, BDP kapatılmayla karşı karşıya kalacak. İşte; 'düz ovada' siyasetin, düşüncenin, ifadenin 'özgürlüğü'...

Velhasıl; orada bir köy var uzakta. O köy, bizim de köyümüzdür. Gitmesek de, görmesek de... Ancak, köyün düzenini köylüsü kurar. Bize kalan; olur da yolumuz düşerse; bir soğuk ayrandır. Korkmayın; içsek de, asla ayrı düşmeyiz.

Bağlantılı Haberler