12 Aralık 2012, Çarşamba

'Ev adreslerimiz polise veriliyor' iddiasını Dekan'a sorduk ama...!

Marmara Üniversitesi'nde polisin, okul idaresinden Kürt öğrencilere ait kimlik ve adres bilgilerini alarak ırkçı gruplara verdiğini anlatan öğrenciler, defalarca okul idaresi-polis-ülkücü işbirliğine tanık olduklarını söyledi. İddiaları İletişim Fakültesi Dekanlığı sormak isteyen DİHA bakın nelerle karşılaştı…

Marmara Üniversitesi Göztepe Kampusu'nda öğrenim gören Kürt öğrenciler her yıl defalarca "ülkücü" oldukları belirtilen ırkçı grupların saldırılarına maruz kalıyor. Özellikle sınav dönemlerinde yapılan saldırılarda Kürt ve sol, sosyalist öğrenciler sınavlarına gidemiyor, okuldaki faaliyetlerden geri kalıyor. Bu grupların okul idaresi, polis ve özel güvenlik görevlileri tarafından korunduğuna ve kışkırtıldığına dikkat çeken öğrenciler, okula girer girmez peşlerine takılan sivil polis ve güvenlikçilerin kendilerini hedef haline getirdiğini söylüyor. Satırlı, bıçaklı ve sopalı saldırıları kimlerin yaptığının herkesçe bilinmesine ve okuldaki "yoğun" güvenlik önlemleri ile güvenlik kameralarına rağmen bu kişiler hakkında hiçbir işlem yapılmadığına dikkat çeken öğrencilerin, gözaltına alınıp tutuklananın ve okuldan uzaklaştırma cezası alanların hep kendileri olduğunu belirtiyor. Yaşadıkları saldırıları anlatan öğrenciler her şeye rağmen kendilerini korumaya ve haklarını savunmaya kararlı olduklarını dile getirdi.

 

POLİSLE ÜLKÜCÜLER İLİŞKİ HALİNDE Mİ?

Eğitim Fakültesi'nde birinci sınıf öğrencisi olan Yücel Duran, telefonda annesiyle Kürtçe konuştuğu için ülkücü olduğu belirtilen bir grup tarafından feci biçimde darp edildiğini anlattı. Polis ve özel güvenlik görevlilerinin saldırganlara müdahalede bulunmadığını anlatan Duran, hastanede tedavisi bitmeden apar topar gözaltına alınarak Hasanpaşa Polis Karakolu'na götürdüğünü söyledi. Karakolda kendini amir diye tanıtan kişinin kendisine, "Kürt müsün?", "Ne iş yapıyorsun?", "Nerelisin?", "Her hangi bir siyasi oluşumda yer alıyor musun?", "Ailen nerede kalıyor?" gibi sorular yöneltmesi üzerine neye uğradığını şaşırdığını belirten Duran, Kürt olduğunu ancak herhangi bir siyasi grupla ilişkisi olmadığını söylediğini anlattı. Bunun üzerine amirin bir kişiyi telefonla arayarak, "Mehmet reis, bugün okulda sizin çocuklar bir öğrenciyi dövmüşler. Bu öğrenci PKK'lı değil. Kendi içinize alın maddi yardımda bulunun" dediğini aktardı.

'OKULDAKİ BU BASKILAR TÜRKLÜĞÜMÜ BANA UNUTTURUP BENİ KÜRTLEŞTİRDİ'

Eğitim Fakültesi'nde okuyan bir diğer öğrenci Sermin Yenmez, "Devlet terörü"nün ne demek olduğunu her gün okulda gördüklerini dile getirdi. "Kürt olmak, Doğulu olmak okulda ülkücülerin, sivil polislerin ve özel güvenlikçilerin baskısını yaşamak için birebir delildir" diyen Yenmez, polis ve güvenlikçilerin kendilerini ırkçılara hedef göstermesinden dolayı okulun hiçbir olanağından yararlanamamalarına neden olduğunu belirtti. Yaşanan saldırıların ardından karşı grubun kendilerini "terörist" olarak göstermesi sonucu tutuklandıklarına dikkat çeken Yenmez, şöyle devam etti: "Okuldaki şahsi bilgilerimiz okul idaresi tarafında sivil polislere verilir. Bu adreslerin nereye servis edildiğini bilemiyoruz. Geçen gün Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde Selçuk E. isimli bir öğrenci, sol görüşlü öğrencileri sosyal medya üzerinde tehdit edip 'hepinizin ev ve yurt adresleri bende mevcut' demesi adreslerimizin nereye, kimler tarafından gönderildiğini açıkça ortaya koymaktadır. Okulda gözetleme kulesi oluşturulmuş, işte birisini yakaladık ya da gördük. Av misali. Okul eğitim alanı olmaktan çıkmış karargaha dönüşmüş. Amaçları bize psikolojik baskı kurup bizi okuldan uzaklaştırmaktır." Konuşmasının sonunda Türk asıllı olduğunu belirten Yenmez, "Okula ilk geldiğimde apolitik bir öğrenciydim. Okuldaki baskılar Türklüğümü unutturup beni Kürtleştirdi" diye konuştu.

'DEFALARCA SALDIRIYA UĞRADIM, OLAN YİNE BİZE OLDU'

Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Öğretmenliği bölümünde okuyan Gülsüm Teymuroğlu, 3 yıldan bu yana defalarca ırkçı grupların saldırılarına maruz kaldı. En son geçtiğimiz Ekim ve Kasım'da 2 kez saldırıya uğrayan Teymuroğlu, Kürt öğrencilerinin yoğunlukta olduğu fakültelerde sivil polis ve güvenlikçi sayısının fazla olmasının Kürt öğrenciler üzerinde psikolojik baskıyı açıkça ortaya koyduğuna işaret etti. Ülkücü saldırıların mağduru olduğunu belirten Teymuroğlu, "Kısa bir süre önce okulun yemekhanesinde ülkücülerin önce sözlü tacizine sonra fiziki saldırılarına maruz kaldım. Bu saldırıya karşı koydular diye 5 arkadaşım tutuklandı. Üstünden bir hafta geçmedi ki fakülteme gelen faşistler beni sınıf kapısında darp ettiler. O an yanımda bulunan arkadaşımı da bıçakladılar. Dört defa ameliyata alındı ve bir hafta boyunca hayati tehlikesi devam etti. Teşhis ettiğimiz kişiler bir gün gözaltında kaldıktan sonra savcının 'sınav haftası olduğundan öğrenciler mağdur olmamalı' ve 'delil yetersizliği' gerekçeleriyle serbest bırakıldılar. Bana yapılan saldırıya karşı koyan ve tutuklanan arkadaşlarımın sınavı yok muydu?" diye sordu.

'HAYATIMI TEHLİKEYE ATANLAR ELLERİNİ SALLAYARAK GİTTİ'

Teymuroğlu'nun yanındayken bıçaklı saldırıya uğrayan Anti Kapitalist Müslümanlar Platformu üyesi Coğrafya Öğretmenliği öğrencisi Ali Sarı, 4 yıldır okuduğu okulda uğramadığı hakaret ve saldırının kalmadığını belirtti. En son saldırıda vücuduna bıçak darbeleri alan Sarı, dört defa ameliyata alındığını ve bir hafta boyunca yoğun bakımda kaldığını anlattı. "Bana bu saldırıyı yapanlar ellerini sallayarak okula gittiler" diyen Sarı, ırkçı grubun saldırısına uğrayan öğrencilerin bu durumu kabullenmemesi halinde ya soruşturmaya maruz kaldığı ya da basit bir gerekçe ile cezaevine atılarak yıllarca tutuklu kaldığını belirtti. Okula giriş yaptıkları andan itibaren polis ve güvenlikçilerin peşlerine takıldığını ifade eden Sarı, "O öğrenci üzerinde 'sen mimli öğrencisin' psikolojisi yaratılıyor. Okulda sivil polis ve güvenlikçi sayısının artırılması güvenlik amaçlı değil Kürt öğrencilere psikolojik baskı kurma politikasının bir parçasıdır. Madem güvenlik bu kadar üst seviyede, bıçaklandığım gün bunlar neredeydi. Beni bıçaklayan şahısların grup halinde gezmesi bunların hiç mi dikkatini çekmedi? Raporumda hayati tehlikesi devam ediyor ibaresi yazılıyken polisler tarafından savcılığa sunulan raporda neden böyle bir şey yazmıyordu? Okulda yıllardır kantinde oturup derse girmeyen okul ile hiçbir ilgisi olmayan, yeri geldiği zaman pala ve satırlarına davranan bu kişiler kim? Okulda çıkan ufak bir gerginlikte satırların ortaya çıkması okulda bize uygulanan sıkı arama ve gözetimin bunlara yapılmadığını ortaya koymuyor mu?" diye sordu.

İDDİALARI DEKAN'A SORMAK İSTEMİŞTİK AMA...!

Öğrencilerin "Okuldaki şahsi bilgilerimiz okul idaresi tarafında sivil polislere verilir. Bu adreslerin nereye servis edildiğini bilemiyoruz" iddialarına ilişkin aradığımız İletişim Fakültesi Dekanlığı'nda telefona çıkan sekreter, Dekan Prof. Dr. Yusuf Devran'ın toplantıda olduğunu, bir saat sonra aramamızı istedi. Bir saat sonra tekrar aradığımız sekreterlik, bu kez toplantı arasında Dekan Devran ile görüştüğünü faks ile konuyu kendilerine iletmeleri halinde yazılı olarak yanıt vereceklerini belirtti. Öğrencilerin iddiası ve sosyal paylaşım sitesinde öğrencilerin tehdit edildiği tweti faksladığımız Dekanlık, faksı aldıklarını ve yanıt vereceklerini bildirdi. Akşama kadar beklediğimiz faks yerine twitter üzerinden "hepinizin ev ve yurt adresleri bende mevcut" mesajı atan Selçuk E. isimli öğrencinin DİHA'ya gelmesi dikkat çekti.

Dekanlığın bir arkadaşı aracılığı ile kendisini DİHA'ya gönderdiğini belirten Selçuk E., "Ben o mesajları atarken Kürt veya solcu öğrencileri kastetmedim. Kendini solcu gösteren Kemalist öğrencilerle aramda küçük bir sorun vardı. Adres bilgilerini idareden falan almadım. Arkadaş ortamından öğrendim. Ancak onlara saldırma gibi bir durumum söz konusu değil" iddiasında bulundu.

DİHA