03 Şubat 2014, Pazartesi

İşten çıkarma söz konusu olunca akla geldiler: Önce kadınlar!

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde yeni yıla bir gün kala işten çıkarıldılar. O günden bu yana direnişteler. Direniş çadırında eylem yapan 12 işçiden 9'u kadın.

Kendilerinden ne istenirse yaptılar. Çoğu zaman yemek molalarını bile kullanmadılar. Asıl yapmaları gereken işlerin dışında birçok işte çalıştırıldılar. Kimi 15, kimi 10, kimi de 3 yıl sadece asgari ücrete çalıştı. Kadın oldukları için ayrımcılığa uğradılar. Bir sabah işe gitmek için hazırlanırken işten atıldıklarını öğrendiler. Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde yeni yıla bir gün kala işten atılan 12 taşeron işçiden bahsediyoruz.

Hastane bahçesine kurdukları çadırda işe geri dönmek için direnişte olan 12 işçiden 9’u kadın. Direnişe başladıklarında ‘2 gün direnirler sonra vazgeçerler’ diyen yöneticilerine inat, işe dönene kadar direnmekte kararlı olan kadın işçilerin hepsinin ayrı bir hikayesi var.

DAHA İYİSİNİ YAPARIZ AMA...

Hülya Bektaş, 15 yılını verdiği işyerine geri dönmek için direnişte. Okula giden 3 çocuğu olduğunu ve çalışması gerektiğini dile getiren Bektaş, yıllardır işyerinde kadınların ezildiğini anlattı. Çalışma şartlarının zorluğunun yanında kadın oldukları için de birçok sorun yaşadıklarını söyleyen Bektaş yaşadıklarını şöyle anlattı: “Kadınların sorumlulukları erkeklere göre daha fazla. Erkeklerin yaptığı işten daha iyisini yapıyoruz ama maalesef erkek eleman iç güdüleri var. Erkeklerle çalışalım kadınları daha çok diskalifiye edelim diye düşünüyorlar.” Konuşma ilerledikçe gözleri yaşaran Bektaş, Başbakan Erdoğan’a da tepkili. “Başbakan kadınlar 3 çocuk yapsın evinde otursun istiyor. Ama istemeseler de çalışıyoruz, direniyoruz” diyen Bektaş, sadece işyerine karşı değil, patronlarına, işyerinde ayrımcılık yapan erkeklere ve eşlerine karşı da direndiklerini ifade etti.

NE İSTEDİLERSE YAPTILAR

Aynur Celiloğlu 9 yıldır Cerrahpaşa’da çalışıyordu. İşten atılana kadan değişik taşeron firmayla çalışan Celiloğlu, en kötü taşeronun son çalıştıkları olduğunu dile getirdi.
“Ben yatan hastanın servislerini yapıyordum. Daha işim bitmeden mutfaktan telefon geliyor ve angarya işler yüklüyorlardı. Ancak çok sıkıştıkları zaman servis için yardım isteyebilirler ama mutfağa çağırıp bütün işleri yaptırıyorlardı” diye çalışma koşullarını anlattı. Celiloğlu, bunlar yetmezmiş gibi 1 saat olan yemek molalarını bile tam olarak kullanamadıklarını dile getirdi.

Üniversitenin Beyazıt’ta bulunan öğrenci yemekhanelerinde çalışmaya gönderilmek istendiklerini, üniversite tatil olunca burada çalışanların 3 ay işsiz kaldığını belirten Aynur Celiloğlu, bunu kabul etmediklerini ve işten atıldıklarını ifade etti.

“Ben haklarımı bilen bir işçiyim. İşime geri dönmek istiyorum. 1-2 sene sonra emekli olup  gideceğim. Neden bu haklarımdan vazgeçeyim” diyen Celiloğlu, taşeronun işçileri başka yerlere göndererek kazanılmış haklarına el koymak olduğunu dile getirdi. Celiloğlu, üniversite yönetiminin kendilerine sahip çıkmasını istediğini de sözlerine ekledi.
“Kadınların yükü her zaman fazladır. Evde annedir, eştir, burada direnişçidir. Erkek bir çalışıyorsa kadın 3 çalışıyor. Hem evde, hem işte” diyen Sakine Çelik de “Bir insanın kötü gününde nasıl ailesi oluyorsa, işyerinde de kötü günde yanınızda sendikanız var bence herkes sendikalı olmalı” diyerek Cerrahpaşa’da çalışan tüm taşeron işçileri sendikalı olmaya çağırdı.

Evrensel- Hazal Boy