23 Mart 2012, Cuma

Şakran Cezaevi'nde taciz iddiası

Aliağa Şakran Cezaevi'ndeki kötü muamele ve işkence iddialarıyla ilgili tutuklularla görüşen avukatların gözlem raporu, cezaevi hakkında olumlu konuşan Adalet Bakanı Sadullah Ergin'i yalanlıyor.

Avukatlar, görüştükleri tüm tutukluların, bu iddiaları doğruladığı ve cezaevine nakil edilen kadınların zorla ve tamamen soyundurularak aranmaya çalışıldığı, elle taciz edildiklerini ve buna direnenlerin darp edilerek yerlerde sürüklendiğinin tespit edildiğini söyledi.

Yeni açılmasına rağmen adı sık sık tutuklulara darp ve kötü muamele ile anılmaya başlanan Şakran Cezaevi'ne giden avukatlar, durumun anlatıldığından daha vahim olduğunu söyleyerek, cezaevi personelinin tutuklulara insan onuruna yakışmayacak hareketlerde bulunduğunu belirtti.

Çeşitli cezaevlerinde kalan kadınların nakil işlemlerinin sürdüğü cezaevine giderek gözlemlerini rapor haline getiren İzmir Barosu'na bağlı avukatlar, "Yakınma konuları gerek insan olmaktan kaynaklı en temel insan hakları gerekse de yasalarla tutuklu ve hükümlülere tanınmış en temel haklara ilişkin yoğun hak ihlallerinin sistemli bir şekilde cezaevi idaresince hak hukuk tanınmadan yapıldığı yönündedir" dedi. Tüm iddialara rağmen Adalet Bakanı Sadullah Ergin 22 Mart'ta (dün) yaptığı açıklamada, Şakran Cezaevi için, "İzmir Aliağa'da yeni tutuk evi inşa edildi. Tutukevi tek kişilik, bir cezaevinden ziyade eğitim mekanı şeklinde yapıldı. Okul şartlarında yapılmış mekanlar. Tek kişilik odalarda uyuyorlar, atölyelerde meslek ediniyor, rehabilitasyon çalışmalarına katılıyor, spor yapıyorlar. Topluma tekrar kazandırılmaya çalışıyorlar" demesi dikkat çekti.

'DARP VE KÖTÜ MUAMELE YÖNETİMİN ÇİZGİSİNİ HABER VERİYOR’

16 Mart 2012'de cezaevine yapılan ziyaret hakkında DİHA'ya konuşan İzmir Barosu avukatlarından Abdulhadi Çetin, henüz yapımı tamamlanmamış cezaevinin, şehir merkezine oldukça uzak olmasının tutuklu yakınlarının yapacakları ziyaretleri güçleştirdiğini ifade etti. Görüştüğü her tutuklunun benzer yakınmalarda bulunduğunu söyleyen Çetin, "Bu durum yeni açılan cezaevinin bundan sonra çizeceği yolun ve takınacağı tutumun habercisi olduğu kanaatindeyim. Zira cezaevine kabulde çıplak aramayı dayatmak ve kabul etmeyenleri darp etmek ve diğer hak ihlalleri, mevcut cezaevleri uygulamasının bu cezaevinde de uygulanmaya devam edeceğini göstermektedir" diye konuştu. Çetin, "Cezaevlerini şehrin çok uzak yerlerine de kursanız, beton yığınlar halinde kampuslar da inşa etseniz, hücrelerde yaşayanların insan olduklarını ve herkes gibi insan olmanın onuruyla yaşamayı hak ettiklerini biz hukukçulara unutturamayacaksınız. Her türlü işkence, kötü muamele ve tecrit uygulamalarıyla cezaevlerini işkencehaneye çevirenlere inat, insan onurunu korumak ve işkencelerin son bulması için elimizden geleni yapmalıyız" diye konuştu.

ŞAKRAN CEZAEVİ’NDE YAPILAN GÖZLEM SONUÇLARI

* Cezaevine yapılan nakiller sırasında yapılan aramalarda iç çamaşırlarını çıkarmak istemeyen tutuklu/hükümlülerin dövülerek darp edildiği, saçlarının çekildiği, yerde tekmelendikleri, kıyafetlerinin zorla hatta yırtılarak çıkarıldığı, hakaret ve tehdide maruz kaldıkları

* Yine aramalar sırasında mahpusların elle taciz edildikleri, çıplak arama dışında bacak araları elle arandığı, cezaevi içinde olmalarına rağmen mahkemeye gidiş gelişlerde, görüşe çıkma gibi durumlarda dahi 3-4 kez üst araması yapıldığı,

* İlk günlerde rutin sayımlar sırasında tutuklu ve hükümlülerin hukuka aykırı bir şekilde ayakta sayım yapılmaya zorlandıkları,

* Başka bir cezaevinden sevkle gelen mahpusların yanlarında getirdikleri eşyaların büyük kısmının kendilerine verilmediği, özellikle günlük kıyafetleri, ayakkabıları, terlikleri, ilaçları, kişisel bakım ve temizlik ürünleri kendilerine verilmediğinden ciddi sıkıntılar yaşandığı,

* Cezaevinde inşaat kirleri bulunmasına rağmen genel temizlik malzemelerinin verilmemesinin hijyen koşulları iyice kötüleştirdiği, bu kalıntı ve artıkları mahpusların kendi imkânları ile temizlemek zorunda kaldıkları ve bu durumun ciddi sağlık problemleri yarattığı,

* Mahpusların getirdikleri gıda malzemelerinin verilmediği, iaşenin az olduğu kantinde ise ihtiyaç malzemelerinin bulunmayışı, yetersiz oluşu nedeniyle beslenme sorunları yaşandığı,

* İlk günlerde içme suyu sağlanmadığı,

* Mektuplarına el konulması, telefon haklarının kullandırılmaması, günlük gazetelerin verilmemesi, TV ve radyoları teslim edilmemesi nedeniyle mahpusların dış dünya ve özellikle yakınları ile iletişimlerinin ortadan kaldırıldığı, tecrit uygulamalarının ağırlaştırıldığı,

* Açlık grevinde olan tutuklu/hükümlülere dahi ilk zamanlar su verilmediği, iaşe karşılığı olan şekerin ve limonun halen verilmediği, ilk günlerde B-1 vitamininin verilmediği,

* Kampusta mevcut 7 cezaevinde tek doktor bulunması nedeniyle sağlık hizmetlerinden yeterince yararlanamadıkları, şeker hastası olan bir başka mahpusun ise perhiz yemeğine ihtiyaç duyduğu halde halen perhiz yemeği alamadığı,

* Kaldıkları birimlerin, 11 kişinin ayrı ayrı kalabildikleri odalardan oluştuğu, ortak salon adı verilen bölümde bir araya geldikleri, salonda sadece büyük bir masanın olduğu, duvarlarda kullanılan malzeme ve akustik nedeniyle en ufak bir konuşmada dahi yankı oluştuğu,

* Adalet Bakanlığı genelgesine rağmen, mahpusların zaten 11 kişilik mekânlarda tutulduğu gerekçesi ile diğer mahpuslarla sohbet hakkını kullanmalarına idarece izin verilmediği,

*Cezaevi müdür ve infaz koruma memurlarının mahpuslarla insan onuruna yakışmayacak şekilde ve "kaba ve tehditkâr" biçimde konuştukları ve mahpusların sorun ve şikâyetlerini dinlemedikleri gözlemlenmiştir.

 

FERHAT ÇELİK/ DİHA

 

 

 

Anahtar Sözcükler