12 Aralık 2010, Pazar

Futbolun orta'sı...

OSMAN BULUGİL osmanbulugil@gmail.com

Günümüz futbolunda orta saha oyuncularının ayrımında, üçlü bir modelleme öne çıkıyor.

i) Sadece defansif görevle oynayan ve bir anlamda ileriye hemen hiç çıkmayan oyuncular ilk kategoride yer alıyor. Bu tip oyuncular istatistiklere göre yüksek pas yüzdesiyle oynuyorlar ve bunda sıklıkla yan pas yapmaları belirleyici oluyor. Bu oyunculardan beklenen rakibin oyununu bozması ve top kapması.

ii) İkinci olarak da defansif özellikleri yanında ileriye koşular yapabilen, (örneğin sık sık ileriye çıkarak şut atabilen) oyuncular olarak tanımlayabiliriz.

Günümüzde ise bir orta saha oyuncusunu defansif işlevle sınırlamak takımınıza defansif futbol oynatmak, orta alandan bir adam eksiltmek demek artık.

Patrick Vieira'lardan, Diego Simeone'lerden sonra ileri futbol önliberoyu, yani defansif orta saha oyuncusunu kaldıramıyor. Vieira, Simeone gibi futbolcular kendi onsekizlerinden top çıkarmaya, dikine oyun kurmaya, karşı onsekize gidip gol atmaya başladılar.

Sonuçta ortaya 'iki onsekiz arasında oynayan savaşkan orta saha oyuncusu' (box to box combative midfielder) terimi çıktı.

İkinci tipte oyuncular günümüz futbolunda takımların kadrolarında bulunmak istediği oyuncular arasında önemli bir yere sahip. Hatta birçok takımın oyun karakteri üzerinde bile etkileri mevcut. Örneğin Manchester United orta sahada Carrick ve Flecther ile oynadığında, ikilinin mücadele gücü yanında, zaman zaman ileri çıkarak gol aramaları ve en önemlisi oyunu kanatlara yaymaları öne çıkıyor. Özellikle Carrick'in atacağı uzun paslar önemli hale geliyor. Bu ikilinin yanında Ferguson, Anderson'u da dahil ettiğinde daha başka bir oyun karakteri ortaya çıkıyor. Flecther üçlünün içinde daha defansif bir görev üslenirken, Carrick yine mücadele yanında ileri çıkıp gol arama ve uzun pasları ile dikkat çekiyor. Fakat Anderson'un varlığı - iki yönlü orta saha oyuncusu olduğu için - takımın sadece kanatalardan değil,  ortadan da yaratıcılıkla ya da dikine paslarla oynayabilmesini sağlıyor. Bu yönüyle bir tane bile iki yönlü oyuncu kullanmak aynı zamanda taktiksel çeşitlilik sağlıyor.

iii) Üçüncü olarak da -Anderson örneğini verdiğimiz-  oyunu iki yönünü de oynayabilen oyunculardan bahsetmek gerekiyor. Bugün belki de Barcelona'nın 4-3-3'ünde en önemli temel taşı olan Xavi ve İniesta bu tip oyuncuların başında geliyor. Oyunu iki yönlü oynamaları yanında, belki de en önde gelen özelliklerinin ilk sırasına yaratıcılıklarını yazabiliriz. Top kazanma anlamında da en uygun pozisyonda müdahale edebilmeleri ve dikine hem bireysel becerileri hem de ince pasları ile futbolun altın çocukları konumundalar.

Bu noktada ikinci tip oyunular olarak belirttiğimiz ileriye çıkabilen oyuncularla,  iki yönlü oynayabilen oyuncuları zaman zaman karıştırabiliriz. Buradaki ayrım noktamız, sadece rakip sahaya gitmek ya da çalım atarak ileriye çıkmak olarak algılandığında karıştırmaya başlarız. Yine Barcelona'dan örnek verecek olursak, İniesta ve Xavi'nin yanda üçüncü olarak oynayan defansif oyuncuların (Busquets vd.) ileriye çıkarak gol atmaları ya da dikine birkaç çalım atabilmeleri karıştırmamıza neden olabiliyor. Buradaki temel hataya düşersek,  örneğin ofansif özellikleri güçlü bir kanat oyucusuna defansif özellikler yüklenirse iki yönlü orta saha oyuncusu olabilir önermesini kabul etmiş oluruz.

Durumu sadece birkaç değişkenle değerlendiğimiz için hataya düşmüş oluruz. Buradaki temel ayrım, oyunu okuyabilme, iki yönlü oynama özellikleri yanında takımı bir orkestra şefi gibi yönetebilmek olarak niteleyebiliriz.

Bu açıdan defansif özellikleri öne çıkan ve ileriye çıkabilen oyuncuların zaman zaman da çalım atarak dikine gidebilmeleri onları iki yönlü orta saha oyuncusu yapmaz. Aksine iki yönlü oyuncuların ileriye çıkışlardaki çalımları arasında da bazı farklardan söz edebiliriz. İkinci kategorideki oyuncuların çalımla çıkışlarındaki temel noktanın, boşlukta hızla ilerleyerek atılan çalımlar olduğu göze çarpıyor. Burada attığı çalımlardan çok topu kaybettikleri yere bakarsak,  en iyi pozisyon almış rakip defans veya orta saha oyuncusuna top kaybettiklerini görürüz. Fakat iki yönlü orta sahalarda burada farkı ortaya çıkar. İleri çalımlarla giden -örneğin İniesta- en iyi pozisyondaki rakibine topu kaptırmada o kadar da alçakgönüllü değildir.  Buradaki hamle genellikle yaratıcılıkla bir daha çalım atmak veya sırtı dönük oynayarak yeni pozisyon yaratmak olarak öne çıkar. Sırtı dönük topu almak ve takımı adına en olumlu biçimde kullanmak en karakteristik özellikleri arasında yer almakla beraber, aynı zamanda oyunu ne kadar iyi okuyabildiklerinin de göstergesidir.